Reminiscences of Galatasaray
© 1999 CIMBOM.ORG
Reminiscences of Galatasaray:
Arkadasimiz Emin Ozgur'un Kopenhag anilari...
Murat Gokcigdem (01/06/100)
Sali ogleden sonra zaten heyecandan pek verimli olamadigim isten
ciktim. Cantamda ucakta bitirilmek uzere Nick Hornby'nin Fever Pitch
kitabi vardi. Kitap su aralar sinemalarda gosterilen High Fidelity
filminin de kitabinin yazari Nick Hornby'nin tribun anilari. Hornby
cocuklundan beri cok siki bir Arsenal taraftari oldugu icin kitap
"rakibimizi taniyalim" planimin en onemli parcalarindandi. Lakin daha
ucaga binmeden gozunun ucuyla kitabima bakan yan koltuk komsum
muhabbete girdi. Tam da Heysel'i okuyordum. Hollandaliymis,
Knicks'ten GS'den, Arsenal'den konustuk. Futboldan anlayan
avrupalinin hali de baska oluyor zaten...
Ucakta yanima dusen teyzenin kocasi ise karisini Ocak'tan beri
gormemis olmasina ragmen, "Aksam hizli bir yemek yememiz lazim, UEFA
kupasini seyredicem" demis. Teyze de kaderine razi idi. Hem benim
hatirima, hem de kocasiyla kavga edecek bahane olsun diye
Galatasaray'i tutacagini soyledi.
Amsterdam'dan Kopenhag'a aktarildim, ve Kopenhag havaalanina iner
inmez cevrem sari kirmizi formali, cep telefonlarina, "Evet abi simdi
indik, hava guzel, yok abi cogunluk bizden" diyen insanlarla doldu.
Benim formam cantamda idi, maalesef cantam da ucaktan cikmadi. Cok
kil oldum tabii. Basima geleceklerden habersiz, sehirde bir yerlerden
alirim diye dusundum. Havalaninda azinlik olarak Arsenal taraftarlari
vardi. Genelde ailecek maca gelen kisiler. Konustuk el sikistik,
sans diledik...
Seha'larin ucagi yarim saat kadar sonra indi. Ben de onlarin turuna
usulca karistim ve 12 numarali otobus ile havaalanindan ayrildik.
Butun otobus tezahurat adamlari ile doluydu. Tezahurat adamlari bos
vakitlerinde kendi kendilerine tezahurat yapan, susunca islikla devam
eden, dudaklari mandallanirsa mirildanan adamlardir. Tezahurat
adamlari ile birlikte muhtemelen otobusun icadindan beridir rehberlik
yapan teyzemize sik sik "Rehber teyze sari desene" dedik.
Sessiz ve baris dolu Kopenhag sehri yavas yavas sari kirmizi
formalarla doluyordu. Kralicenin sarayinin onune askerlerin nobet
degisimini izlemeye giderken yolumuzu kesen Museum Erotica'nin
reklamlarini dagitan oldukca sarisin hanimlar otobusumuz sakinleri
tarafindan ilgiyle karsilandilar, sarilarak pozlar verildi, hemen
Istanbul'a davet edildiler.
Daha sonra Eurovision sarki yarismalarinda Danimarka'nin tanitim
filmlerinde mutlaka gorulen denizkizi heykeline bakmaya gittik.
Heykelin sagina soluna irice taraftarlarimiz tunemis olduklari icin
guzel bir resim cekemedik maalesef. Bir kez daha efendi Arsenal
taraftarlarina iyi niyet mesajlari verdik. Andersen Masallarini yazan
Andersen Bey'in evini de gordukten sonra saat 1 gibi azad edildik,
tezahurat adamlarindan ayrildik, yagini cekmis baliktan olusan oglen
yemegimizi yedik. Yemek sonrasi sehri gezmeye ciktik. O siralarda
Kopenhag'a varan Levent'e Tivoli meydanina gelmesini soyledik.
Tivoli Meydanindan (Town Hall Square) cift yonlu bir yolla ayrilan
buyuk birahanenin onu ise korkunc tipli ingilizlerle doluydu. Disari
tasmislar, yerlerde iciyor, gozumuzun onunde guzel tarihi binanin
duvarina futursuzca isiyorlardi. Sonunda unlu holiganlari da gormus
olduk boylece. Ama kendi kendilerine sarkilar soylediklerinden
rahatsiz etmeden sessizce yolu gecip Turklerle dolu Tivoli Meydanina
geldik. Etrafta forma, tisort satan gurbetciler vardi. Tam o sirada
Levent'ten telefon geldi. Meydanin tam ortasina gelmesini soyledik.
Formalarimizi giydik, Amerika'da kalanlara goturmek uzere t-shirt
alacaktik ki ayagimizin yaninda patlayan bir bira sisesini mutaakiben
sol taraftan gelen bir ugultu bizi sasirtti. Sola bakinca azgin bir
sekilde ustumuze gelen Ingiliz grubuyla goz goze geldik. Sagdan ise
onlari goren Turk grubu saldiriyordu. Biz paramizin ustunu kendinden
gecmis sarhos saticinin elinden cekerek alip savas alaninin disina
dogru kosusturduk. Kavga mahaline kosan bazi delikanlilar ise, "Hadi
lan Ingilizlere gununu gosterek, hadi lan gelin, allah allah" diye
birbirlerini doldurusa getiriyorlardi. Geri bakinca ucusan
sandalyeleri, mizrak gibi atilan bayrak direklerini ve bira siselerini
gorduk. Iki grubun carpismasi yuzunden yere dusenler acimasizca kafa
goz dinlemeden tekmeleniyor ardindan ustlerine basiliyordu.
Yolu gecip mum heykel muzesine siginmayi dusunduk. Buyuk bir sans
eseri Levent de ayni yonde geliyordu. Onu kaptigimiz gibi muzeye
girdik ve bir gorevli kapilari kapayip asma kilit takti. Bu arada
grubun gerisini kaybetmistik. Cep telefonlari calismiyordu. Sonunda
meydana gelen polis de goz yasartici bomba atmisti.
Ortalik sakinlesince kapinin kilidi acildi, gene sansa Seha'nin
annesini gorduk. Ama babasi ve arkadaslari hala yoktular. Ilk
kavganin bitmesine uzulen bir grup, "Istanbul buraya" ve "Ya allah,
bismillah, allahuekber" tezahuratlari ile adam toplamaktaydi. Bunun
uzerine muzedekiler kapilari bir daha kilitlediler ve bu sefer disarda
kaldik. Uzunca bir yoldan otelimize donmeye karar verdik ve yolda
kosusturan taraftarlarin arasindan otele vardik. Otelde kaybetmis
oldugumuz herkesi bulduk. Bu arada dedikodular yayilmaya baslamisti.
Once bir kisinin, daha sonra Turkiye'den atilan bir mesaj yuzunden
14 kisinin oldugu haberlerini aldik.
Saat 5:30'a kadar huzursuzca otelde bekledik. Sonra otobuse binmek
uzere meydan muharebesinin oldugu Tivoli'ye geri gittik. Ortalik
sakindi. Millet birbirine nasil goz yasartici bomba yedigini,
gozlerinin korlestigini, polisin ozellikle ustlerine bomba siktigini,
gozyasartici bombayi kulagina yiyen taraftarin ucan kulagini
anlatiyordu. Otobusler geldi, bindik ve Parken Stadyumuna dogru yol
almaya basladik. Yolda ellerinde biralarla gelen gecen Turklere
satasan bir Ingiliz grubu daha gorduk. Artik kimsede mac seyretme
istegi kalmamisti. Futbol icin insanlarin olmus olmasi butun
enerjimizi, tutkumuzu tuketmisti. Simdi animsiyorum ki o noktada mac
iptal oldu deseler bile hayal kirikligina ugramadan evime donecektim.
Stada vardik ve iceri girdik. Yerimizi bulup oturmamiz 1 dakika
surdu. Ustumuzdeki kasvet yesil cimleri ve muhtesem seyirciyi gorunce
dagilmisti. Dagitilan cirkin sari t-shirtlerimizi aldik ve tezahurata
basladik. Kale arkasi tribunu gercekten muhtesemdi...
Once Danimarka Turk Okulu'nun folklor grubu, sonra ponpon kizlar
ciktilar. Arada sira ile Arsenal ve Galatasaray marslari caldi. Bir
bizden bir onlardan sarkilar ile isindik. Aslanlarimiz da isinmaya
ciktilar ve cok neseli gorunmeleri bizi biraz rahatlatti.
17 Mayis 2000 gunu saat 8:45'te hayatimin en onemli maci basladi.
Bizim ataklarimiz ozellikle Viera tarafindan sik sik kesilmesine
ragmen Arif ve Hakan guzel pozisyonlar buldular. Full Monty filminden
de hatirlayacaginiz unlu "Arsenal offside trap" az kalsin bizi one
gecirecekti...
Ikinci yarida Hakan'in direkten donen sutuna hayiflandik ve Tafarel'in
hala nasil kurtardigini anlamadigim Henry'nin kafa vurusu kalbimizi
agzimiza getirdi. Uzatmalar sirasinda Hagi 24 dakika sonra
unutacagimiz sacma sapan bir hareketi yuzunden atilinca artik 24
dakikayi bir bir saymak zorunda kaldik. Ve bitmez gibi gelen
dakikalar sonunda bitti. Penaltilar da tam onumuzde atilacak olunca
zevkten bayilacak gibi olduk.
Butun hucumlarimizi kesen Viera ve unlu Suker kacirdiklarinda
heyecandan onumdeki baba-ogul'a ayni anda sarilip kafalarini istemeden
birbirine tokusturdum, huzunuzda kendilerinden bir kez daha ozur
dilerim. Ve unutulmaz Popescu penaltisini aglarda gorunce zannedersem
hayatimda ilk defa sevincten aglamaya basladim. Bir Levent'e bir
Seha'ya onume arkama sagima soluma sarilip rahatlayana kadar
hickirdim...
Sonunda kupayi aslanlarimizin ellerinde gormek ise inanilmaz bir
goruntu idi. 6 yasimdan beri takip ettigim renkler yillardir
resimlerini gordugumuz kupayi ellerinde gezdiriyorlardi. Ozellikle
Hakan ve Kerem kupayi cok sevdiler ve sahayi bol bol turladilar.
Hakan seref tribunun onunde cok seksi pozlar da verdi. Parken
Stadium'dan cikmak istemiyorduk. Sarkilar turkuler calindi,
soylendi. Bir ara Kenan Dogulu kendi sesinden calinan "Dag Basini
Duman Almis"'a biz arkadaki seyircilere donerek playback bile yapti.
"Her yer inlesin, inlesin" dedikten hemen sonra tekrar "bu gok deniz
nerede var" diye devam ediyorduk.
Sonunda staddan nese icinde ciktik ve otobuse bindik. Otobusun gerisi
havaalanina gidecegi icin bizi sehrin issiz bir kosesinde birakip,
"Hadi siz nah su yone 5 dakka yuruyun" dediler ama biz yarim saat
yuruduk de ancak medeniyete geldik. Medeniyet iki polis arabasi ve
tam tehsizatli bisuru polisten olusuyordu. Can guvenligimiz icin bizi
bir sure takip ettiler, acikli sarkilar soyleyen Arsenallilerle dolu
bir barin onunden gectik. Sonra polisler bizi bir sokaga cok Ingiliz
oldugu icin sokmadilar. Tivoli'de ise muhitimize gelmis
sayilacagimizdan pesimizi biraktilar. Zaten caddeler ayica araba
kullanan, okuzce korna calan gurbetcilerle doluydu, bize satasma
aninda yeni bir meydan muharebesi cikarmalari pek kolaydi. Kopenhag
halkina bir kez daha acidim.
Otelimizin onunde de tam guvenlik vardi. Valla otelde kaldigimizi
soylerek otele girdik. Lobideki insanlardan kavgalarda olu olmadigini
da ogrenince rahatlayip huzurla uyuduk. Olaylar sayesinde gece cikip
cilginca eglenme planlarimiz da suya dusmustu zaten.
Persmbe gunu ustumuzde formalarla Paris Charles De Gaulle havaalanina
indigimizde hala etraf Galatasarayli kayniyordu. Kapidaki sinir
polisi tebrik ettikten sonra pasaportumuzu damgaladi. Havaalaninda
tanimadigimiz insanlari kutlayip Turk gazetelerinden onceki gecenin
haberlerini okumaya koyulduk. Paris'te gecirdigim birkac gunde de bol
bol nereli oldugumuz soruldu ve ellerimiz sikildi.
Simdi UEFA kupasinin ustunden bir hafta gecti, hala inanmakta
zorlaniyorum. Ustelik derdimi cok az kimsenin anladigi Amerika'da
isteyim...
25 Mayis 2000, New York
Kopenhag Anilarim...
Doga Gur (24/05/100)
Pazartesi sabahi abim kor karanlikta Los Angeles Havaalanina biraktan
sonra, Boston'da iki, Reykjavik'te New York ve Baltimore ucaklarina
binmis olan 12 Cim Bom'lu
daha ekleyerek, Sali oglen 2:30 civari, 15 kisilik "Amerika'li Aslanlar"
olarak Kopenhag'a indik. Aksam ciktik herkesler gibi yuruduk dolandik
etrafta, meydan iskele falan.
Ingilizlerle ve Danimarkalilarla konustuk. Programi icin hazirlanan Reha
Muhtar'i gorduk meydanda. Ben tanimam ya neyse arkadaslar oyle dedi. :)
Alp Yalman'i da gorduk
onu tanirim tabii. Daha gec vakitlerde iki gun icerisinde cok meshur
olan ("infamous"?) Cafe Absalon'un onunden gecerken, beraberinde oldugum
arkadaslardan Tolga, bar'in
onundeki Ingilizlerin arasina atti kendini, ve Arsenal taraftarlariyla,
ozellikle bir tanesi ile, kucaklasti el sIktI falan filan. 10-15 tane
kamera vardi hemen orada zaten. Ertesi
gunu anladigim kadariyla Turkiyede gazetelerde cikmis resimler, ama isin
komigi, tam yani iki saat sonra, biraz daha gezdikten sonra, saat 1 veya
1:30 gibi Polis arabalarini
duyup tekrar donduk Absalon'un onune, baktik o Tolga'yla resim cektirten
Arsenal'li, kafasi yarilmis, ambulanslardan birinin icine tikiyorlardi!
Turk sevgisi iki saatlikmis ancak meger. :)
Neyse mac gunu yine ayni otel odasinda kaldigim Tolga ve Serhat'la bir
ileri bir geri donduk dolastik meydanin oralarda, tezahuratlar falan.
Baskalari bunu dile getirdi bile,
ama ben de Ingilizlerin sabah kalktiklari gibi kendilerini barlara
attiklarina sahit oldum. Ellerde minimum bir bardak bira. Ben iki birayi
birden zor ictigimi bildigim icin
(zaten hic sevmem) inanamadim adamlara dogrusu. Helal olsun?!?! Aksam
herhalde 3-4 civari tam meydanda biraz daha etrafimiza bakinip
terkettik, Hard Rock Cafe'de diger
Amerika'li abilerle bulusup, otobuse binip erkenden gidecektik stada.
Derken meydandan caddeyi gectik donduk baktik ki olaylar kopmaya
baslamisti yine sanki Cafe
Absalon'un oradan. Meydanin uzak kosesinde yani. Bir muddet bekledik
seyrettik, ama olaylar cabuk bir bicimde meydanin her biryerine
yayildigi gibi, bir de bize dogru
gelmeye baslayinca haydi biz cekilelim isterseniz surdan dedik ve yan
cizdik. Neyse oyle kacistik biraz ordan oraya, olaylar da yer
degistirdikce. Olaylara karismadan, ama ayni
zamanda ne olup bittigini gorebilecegimiz bir mesafeden takip ettik. O
arada hayatimda ilk defa (ve insallah son) goz yasartici dumanin icinden
gectik. Amma da rahatsiz
edermis meger. Niye kullandiklarini simdi anladim. :) Etraf o kadar
cabuk tutustu ve olaylar o kadar cabuk yayildi ki biz bir anda kendimizi
Tivoli'nin meydandan uzak yan
kapisinda bulduk. Orada bir baktik ki tam onumuzde, 6-7 kisilik koruma
ekibi ile Mesut Yilmaz da yarim yuruyus, yarim kosu icerisinde
olaylardan hizla uzaklasmaya
calisiyordu. Onu o ortamda gormek enteresan geldi bana. Hemen sonra, ne
alakaysa Kanlica'dan mahalle'den cok eski bir arkadasa rastladim. 10
yasimda cok kisa bir muddet icin Turkiye'de yasadigimda (cogunluk
Amerika'da) beni Galatasaray'li yapan arkadas. Zaten sanki herkesler
ilkokuldan falan beri goremedigi insanlara rastladi Allah'in
Kopenhag'inda oyle degil mi?! Tam dogru
durust merhaba diyemeden caddenin karsi tarafina baktim, Ingilizler
orada toplanmis, bizlere dogru isaret ediyorlardi. Herhalde bize mac
tahminimizi sormak istemediklerini
dusunerek :) her bir tarafa dagildik. Tivoli Gardens sagolsun iceri
aldilar bizi ve hemen arkamizdan kapilari kapatti yoksa durum kotuydu
diyebilirim. Arkadasi tekrar
goremedim sonra maalesef. O arada Tivoli'nin icerisinde beklesirken,
bizim taraftarlardan biri, "Ne diye kaciyorsunuz bunlar kendilerini ne
saniyorlar" diye bagirarak bizlere
kizdi. Haydaaa. "Abi evde seni merakla bekleyen esin cocugun annen baban
yok mu" diyesim geldi ama adam o kadar ofkeliydi ki haydi bosver dedim.
Bir de o eksikti, ama
ben sahsen olmeye molmeye gitmedim Kopenhag'a. Ustelik profesyonel
holiganlara karsi pek birsey yapabilecegimi sanmam. O da zaten ucusan
siseler kafaya isabet etmezse.
Olaylar en sonunda kontrol altina alindiktan sonra, bir anda Tolga
uyaniklik yapip, tur ile iliskimiz olmadigi halde bizi stada giden bir
Galatasaray tur otobusune bindirdi.
Biraz ileride eski Fener'li Selcuk (soyadini unuttum birden) ve bir
takim daha spor yazar olduklarini tahmin ettigim adamlar bindi otobuse.
Nereden ciktiysa, "altin gol"
konusu acildi birden. Ben var dedigim halde, spor yazarlardan biri yok
oyle birsey boyle maclarda diye karsilik verdi ben de bir bildikleri
vardir herhalde diye sustum. Meger
hakikaten de bildikleri yokmus bu adamlarin yaaa. :) Cok tuhafima geldi.
Maca gelince tek kelimeyle muhtesemdi. Hele kale arkasi goruntusu cok
guzeldi. A2'de forumdan Mehmet Gurdal Cetin ile tanistik. Bende sonucta
Bahri'yle tanisamadigim
icin sikayet edenlerden (en az 100 kisiye ulastik galiba listeye
bakilirsa :)) biri oldum. Olaylardan dolayi Radhuspladsen'deki bulusma
suya dusmustur diye aramadik.
"Amerika'li ASLANLAR" pankartimizi da astik mactan evvel. Sonuca gelince
artik daha baska ne denilebilir ki?!?! Ne kadar her oynadigimiz maci
alacagimiza inaniyorsam,
hayatimda Galatasaray'imizin Avrupa'da bir kupa kaldiricagini sandim
desem yalan olur valla. Ne kadar Fatih Hoca'ya, oyunculara ve camianin
gerisine tesekkur etsem, ve ne
kadar bu takimdan gurur duysam, azdir. Taaa Amerika'lara bu kadar sevinc
ve mutluluk getirdiler bana. Helal olsun. Hala daha Popa'nin o topa
vurusu, A2 tarafina kosup
neredeyse benimle yuzyuze gelisi, Buyuk Kaptan'im ve Kral'imin o kupayi
kaldirisi, tribunlerin coskusu ve manzarasi, gozumun onune geldikce,
aglamam geliyor, ve daha
uzun muddet oyle olacak gibime geliyor. Maci banttan seyredemedim daha
zaten. Postada geliyor yakinda.
Cok fazla uzattim ama son birsey yazmak istedim. Ucakta ve
havaalanlarinda muhabettleri icin, ve Kopenhag'da hayatimin en guzel 49
saatini benimle paylastiklari icin,
Boston'dan Kerem Hasas ve Albert Benmayor, New York'dan Tolga Sagiroglu,
Nihan Abi, Mustafa Abi, diger dort abi (isimleri alamadim),
Baltimore'dan Serhat Akin,
D.C.'den Kutay, Hakan, Alper ve Londra'dan Mehmet Gurdal Cetin'e sonsuz
tesekkurler. Ayrica Tolga'ya ve Anneme, oraya gidebilmemi saglamak icin
sarfettikleri
olaganustu caba icin de tesekkur etmek istiyorum. Pankartimizi da Annem
yaptirdi zaten. :)
Simdi artik rota biraz cevrildi (oyle mi denir? :)) ve sira simdi Euro
2000'de. 19 gun kaldi. HAYDI BASTIR TURKIYEM!!! Ceyrek finalde
Ingilizleri istiyoruz...
UEFA Kupasi tum arkadaslara kutlu olsun. Hepimize tebrikler. I Love You
Cim Bom...
Doga
9 Aralik 1999.
Murat Gökcigdem (29/12/99)
9 Aralik 1999. Istanbuld oynanan ve 2-1 alip tur atladigimiz Bologna
maci gunduz oynanmisdi. O aksami iple cektim. Virginia'da SUMMERS
sports lounge'a mac tekrar tape-delay olarak verilecekti.
Aslanlar formamizi giyerek iceri girdik, ve oturacak yer ariyoruz.
Bizim macimizdan once Leeds United'in macini veriyorlarmis, icerisi
Ingiliz ile dolu. Tezaruhatlar yapiyorlar...
Biz sessiz sedasiz bir koseye oturduk, manager'den rica ettim, big
screen'e Galatasaray macini oynatmasini rica ettim. Oda odadaki tek big
screen'i hemen RAI kanalina gecti ama diger 5-6 TV ekrani hala Leeds
United macini gosteriyordu.
RAI hic bir sekilde Galatasaray-Bologna maci simdi basliyor filan
diye anons etmedi. Ali Sami Yenden goruntuler gosteriyordu. Galatasaray
bir tarafta Bologna bir tarafta oyuncular isiniyor..
Ali Sami Yen, meshir pankartlarimiz "Kadikoylu Aslanlar" on planda...
Bizde tam ingilizlerin onunde oturduk kendi aramizda Turkce konusuyoruz.
Ingilizlerin merakini cektik. Naklen verilmeyen bir futbol macinin
onunde heyecanla bekleyen 3 kisi...
Inanin bizim formalarin uzerinde Galatasaray filan demiyor bir tek GS
logosu var, TV'de de hic bir sekilde Galatasaray-Bologna UEFA maci
denilmedi.
Merakina sahip olamiyan bir Ingiliz bize dondu ve aynen:
"Arkadaslar Galatasarayi taniyoruz da bu aksam Ali Sami Yende
Galatasaray karsi oynayan takim kim onu taniyamadik dedi :-))
Galatasaray ile gurur duydugum bir an olarak gundulugume gecti..
Galatasarayimla gurur duydum...
Neuchatel Xamax
Selcuk Sandan (06/12/99)
Ilk turda Rapid Wien'i 1-2 ve 2-0 lik sonuçlarla geçmistik o zamnki adiyla
Sampiyon Kulüpler Kupasinda. Ve 2.turda Isviçre sampiyonu Xamax çikti
karsimiza. Pek çogumuz adini ilk defa duysa bile o zamanlar hiç bir Orta
Avrupa takimini küçümseyemiyorduk simdiki gibi. Fakat ilk turda Rapidi
elemis olmanin verdigi bir güven de vardi.
Iste böyle çiktik Isviçre'deki ilk maça. CimBom klasik deplasman takimi gibi
oynuyor, ben bu isi Istanbul'da bitiririm nasil olsa diye ileriye fazla
gitmeden maçi golsüz beraberlige baglamaya çalisiyordu. Dakilkalar geçtikçe
Neuchatel'in de pek gol atacak hali yokmus gibi görünüyordu gerçekten de.
Sonra sahaya PKK lilar girdi, polis köpekleri bizim Simoya saldirdilar.
Takimin bütün konsantrasyonu gitti. Son bölümde üst üste gelen hatalar ve
kalemizde tam 3 gol. Herkes sok olmustu ve bu is burada bitti diyorduk. Bir
kisi hariç Mustafa Denizli.Maç biter bitmez uzanan TRT mikrofonuna "kimse
merak etmesin biz bu takimi eleyecegiz. Gerekirse 5 gol bile atariz"
diyordu. Tabii Denizliyi basin ciddiye almadi bile ve hayal taciri diye
suçlamaya basladilar bazi güzide yazarlarimiz. Ama ona inanan birileri
vardi: Büyük Galatasaray Taraftari.
Derken Istanbuldaki rövans günü geldi çatti. Maça 2 arkadasimla birlikte
ancak Ergun Gürsoyun ofisinden satin alabildigimiz biletlerle girebildik.
Tüm biletler günler öncesinden tükenmisti. Tam bir mahser yeriydi Ali Sami
Yen. Sanki herkes bugün bir tarih yazilacagini biliyor, Türk futbolunda
kilometre tasi olacak bu maça taniklik etmenin gururunu yasiyordu.Ve CimBom
o gün Avrupa Fatihi ünvanini alacakti. Kapalinin tam ortasinda ölürcesine
bagirmaya basladik. Bütün stad bagiriyordu. Aradan 10 yildan fazla geçti
böyle bir havayi bir daha hiç tatamadim.
Neuchatellilerin ayaklari titremeye baslamisti. O gün ASY gerçekten bir
cehennemdi çünkü. Ve ilk yarinin ortalarinda Ugur inanilmaz çabuklukta bir
vücut hareketiyle kalecinin yanindan plaseyi birakti. Sanki turu atlamis
gibi seviniyorduk. Tezahürat daha da artti.Sanki saha da biz oynuyor,
tekmeye biz kafa koyuyor, presi biz basiyorduk. Öylesine bütünlesmistik
takimla.
Ikinci yari basladi ve fazla beklemedik gol için. Prekazi soldan süper
kesti, Tanju kale sahasinin önünden vurdu ve gool. Iste simdi yanmisti
Neuchatel . Bir gollük canlari kalmisti ve maçin bitmesine daha 30 dakikadan
fazla vardi. Bu arada kenardan atilan çakmak hadisesini hepiniz
biliyorsunuz. Ama bu çirkinlik çok sükür Cimbomumuzdan hakki olan zaferi
çalamayacakti. Sonra Prekazi soldan yine nefis kesti ve Ugur uçarak çakti
kafayi: GOOL.
Bu is bitmisti artik, gerçi matematik olarak bir gol daha gerekliydi ama biz
zaten emindik bundan. Galatasaray çosmustu bir kere, Neuchateli eziyor,
eziyordu. Bir yüksek topta Mirsat kafayi vurdu ve topu Tanjunun önüne
düsürdü. Ve Tanju birden hizlandi, 18e sol çaprazdan girip topu sagina aldi
ve öyle bir fasolu plase çikardi ki bu golü herhalde kelimelere sigdiramam.
Isviçreliler perisan tribünler gök gürültüsü gibi gürlüyor: Rerere Rarara
Galatasaray Galatasaray Cimbombom.
Sov baslamisti artik. B.Metin soldan aldi gitti ve Ugura nefis bir top
çikardi. Ugur da ayni güzellikte kalecinin ve bir savunma oyuncusunun
arasindan topu Tajuya çikardi. Tanju da bos kaleye plaseyi yapti:5-0
Iste o gün Galatasaray tarih yazdi, iste o gün önümüzdeki ihtiyar "Bu
günleri gördüm ya ölsem de gam yemem" diye agliyordu. Cezali oldugu için
takimi tel örgülerin ardindan yöneten Denizli agliyordu, tribünler
agliyordu, Türkiye agliyordu. O gün Avrupa Fatihi Galatasarayin dogum
günüydü...
Bardaktan bosanircasina yagmur ve 10 aslan
Akbay Arkin (06/12/99)
Insan bir ani ceksem icinden diye dusununce aklina yuzlerce geliyor,
dusunsenize ikinci eviniz olmus Ali Sami Yen. Numaralida baslayan sevgimiz
zamanla kapalinin cilgin havasina burunmus. Hasbelkader 26 senelik GS'lilik
var serde, ekmek parasini GS'dan kazanmis bir ailenin evlatligi serefi de...
Odenemeyecek bir vefa borcu. Cadi kazanindan Manchesterlar, Neuchateller,
Barcelonalar, Rapidler ciksa da unutulmayacak guzellikler FB maclaridir. FB
Stadi'nin mudavimi azdir bizde. Cocuklugumdan beri kavgaci dostlarimizdan
cekinmedigimdendir FB Stadi'na giderim. Cok yenilgi gormusumdur, cok da
galibiyet, cogunuz 86inci dakikada Ugur'un goluyle yendigimiz maci hatirlar,
veya Hasan'in 90. dakikada Sami Yen'de attigi gol sonrasi sevinci, veya son
sampiyon olduklari senede balcik sahada 2-0 yendigimizi, hadi o da olmadi
Feldkamp senesinde 10 kisi ile 4 gol attigimizi, bir hikmet ki o macta
Maratonun son defa Kadikoy'e bakan yarisinda oturmustuk, hani Tugay'in
bombaladigi gol vardi ya, o mac iste.
Ama bir mac aklimdan bir turlu cikmiyor. Babam GS kale korumus bir
profesyonel, futbol maclarinda nadiren Seref veya Basin Tribunu disinda bir
yerde oturur, o gun kismet Inonu'nun numaralisina arkadaslari ile gitmis,
diger ikisi GS'li degil, ama FB'yi de sevmiyorlar. Ben can arkadaslarimla
kapalidayim. Ilginctir, stadin neresine gidecegini bilirseniz babami
bembeyaz parlayan saclarindan rahatlikla secerseniz. Profesyoneligin
getirdigi gormus gecirmislik sevincler konusunda daha hazimli yapiyor adami,
onun icin gollerde oyle kendinden gecmez, bir alkis ve tebessum, ardindan
golun ve oyunun kritigi. Can arkadasimla aram bozuk...Ilk gece maclari,
Inonu, sezonu sormayin hatirlayamam. Rotariu'lu, Tanju'lu, Erdal'li GS.
Hakem Erman Toroglu, posbiyikli gunleri...Kapali'nin deniz tarafindayiz ve
yeni acikta da Beles Tepe tarafi bizim.Bogrumuz yirtilacak gibi bagiriyoruz,
macin basinda Erdal bir plaseyle bizi one gecirdi, macin 20. dakikalari
Yusuf bir Osmanli cikartti Arap Ismail'e, Erman Toroglu cekti kirmiziyi,
kaldik on kisi, yanlis hatirlamiyorsam bizim TD de Mustafa Denizli. Yedek
kulubesi silme ayaga firladi, Erman'la Arap'a saldiracaklar, bir arbede,
olay yatisti. Oyun basladi, biz geri cekildik, devre oylece bitti. Daha
ikinci yarinin basi,birinci dakika, Erman, o yagmur demeye dilimin
varmadigi, gogun sinirini futbolculara bosalttigi sahada, penaltiyi
yapistirdi, gordugunu calar, itirazim da yok. Sanirim liberolari
Jakolciewicz'di, geldi, asildi, yazdi. Mac daha cok bizim sahada oynaniyor,
tabii yenilecegiz korkusu, buz gibi hava, biz de buz kestik, artik sesimiz
cikmiyor, yine de bagiriyoruz.
Sanirim 70li dakikalarin sonlariydi, Rotariu topu orta sahadan aldi, sakin,
sessiz, gosterissiz stili ile topu sola dogru tasidi, o su basmis ama zemini
guzel sahada topu sol cizgiye kadar goturdu, muzu kesti, o zamanlar da oyle
oluyorsunuz ki golu goruyorsunuz, top 3-4 saniye suzuldu, bu da yaylanma
pozisyonunuzu almaniza yetiyor, bir arka direkte Tanju'nun topa gidisini
gordum, top altipasin uzerine oyle bir indi ki Schumacher topa dokunamadi,
Tanju topla nasil bulustu gormedim, velhasil kaleye beraber girdiler.
Sonrasi kiyamet, kapalinin ustu silme one dogru yaylandi, tribunun ustu
bosaldi, on sirada havaya firlayanlar asagi katla arada bulunan alcak duvar
ve uzerindeki kalin beyaz demire tutunuyorlar, kimisi birakti kendini
asagidaki en arka sirada ayakta duranlarin ustune, hepimiz yerdeyiz ve
ustumuz basimiz camur, 2-3 dakika ne oldugunu bilmez bir sevinc, tum tribun
birbirini dolasip opuyor, ilk oturdugumuz yeri kaybettik. Maci bitirdik,
gittim babami bulacagim, onun hali benden beter. O sarmas dolaslik tum
kizginliklari unutturuyor. Bir FB maci ilginctir 3 aydir konusmadigim can
arkadasimla barismami sagladi.
______________________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LFW
76181 KARLSRUHE
> *Tel.: (+49) 721- 595- 3571
> * Fax: (+49) 721- 595- 2882
> *Mail: Arkin.Akbay@khe.siemens.de
_______________________________________
Manchester maci.
Senol Simsek (04/12/99)
Hepimizin cok iyi bildigi, tarihimizde cok onemli yeri olan bir mac.
Manchester maci oynanacagi zaman ben Bilkent`e yeni baslamis ve hazirlik
bolumundeydim. Yurt`ta kaliyordum ve insanlarla tanismaya basliyali daha
10-15 gun olmustu. Neyse maci yurdun TV odasin`da seyrediyorduk, ilk zamanlarda
fazla kimsenin odasinda TV yoktu, bu nedenle TV odasi bayagi doluydu. Mactan
evvel, kimse birbirini fazla tanimamasina ragmen yorumlar baslamisti,
acikcasi kimse o kadar umutlu degildi, ama kafalarda acaba isareti vardi. O
gun Besiktas`in Ajax`ile maci da oldugundan diger bir grup`ta diger TV odasinda
BJK`nin macini izliyordu. Neyse maclar basladi. Biz gayet dikkatli bir sekilde
maca konsantre olmus, ingilizlerin her ataginda yuregimiz agzimiza gelmis
sekilde maci izliyorduk. Daha macin basinda Bryon Robson`in goluyle umutlar
sonmeye baslamisti, derken bir korner atisinda Hakan`in ters kafasiyla 2-0
olunca biz iyice mactan koptuk, herkes kacyeriz diye yorumlar yapmaya basladi.
Bu arada !
BJK`nin Ajax`a gol atmasiyla bir gurultu, bagirti olustu. Bizde hic olmazsa
BJK yensin deyip, onu desteklemeye basladik. Bu arada herkes hatirliyacak maci
TGRT vermisti, ikide bir reklam vererek macin icine etmisti. Yine bizim macta
reklam olmus, biz ufleyip, pufleyip tuhaf tuhaf TV`ye bakiyorduk. Reklamin
bitmesi ve maca baglanmasiyla Manchester aglarinda topu gormemiz bir oldu,
herkes sasirmisti ne oluyor diye, once anlamamistik, sonra spikerin gol diye
bagirmasiyla o 15-20 gun evvel birbirini taniyan insanlar sanki yillardir
tanisiyormus gibi hep birlikte havaya ziplayip, birbirine sarilmaya basladi.
Kimse inamamisti gole, hele birde golu adam gibi tekrar izleyince herkesin keyfi
yerine gelmisti. Hele Kubilay`in ikinci golu, ve Manchester tribunlerine donup
sevinme hareketinden sonra, yurtta ortalik birbirine girmis, millet cildirmisti.
Ilk yari bittiginde herkes saskin ama biraz mutlu macin bolyle bitmesi icin
dua ediyordu. Ikinci yari icin soylenecek bir sey yok, sadece 3. goldeki
inanilmaz sevinc ve hakemin bitis duduguyle haval!
ara ziplamalar vardi. Herkes mac bitiminde yurt`un onunde toplanmis tezahuratlara
baslamisti. Yurtdaki butun FB`li, BJK`li ve GS`liler toplanmis karsidaki kiz
yurduyla birlikte karsilikli tezhurat yapiyordu. Bu arada olayi abartip yurt`un
ilerisinde olan Yabanci hocalarin (cogunlugu ingiliz) konutlarinin onune gidip
milli mars`i okuyanlar bile vardi. Neyse herkes bir sonraki gunu sabirsizlila
beklemeye baslamisti, cunku cogumuz hazirlik ogrencisi ve hocalarimizin cogu
ingiliz`di. Onlara karsi elimize bir firsat gecmisti kizdirmak icin. Bir sonraki
gun siniflara girip, hocalari kizdirmamizi, CIM BOM BOM diye bagirmamizi hic
unutmayacagim. Bize boyle bir sevinci yasatan GALATASARAY`a sonsuz Tesekkurler.
Seni sevmekten dolayi, mutlu ve gururluyuz CIM BOM BOM.
Not: Bir sonraki ani`da rovans`macina arkadasla Ankara`dan gidisimizi, ve
yaptiklarimizi anlatacagim.
Senol Simsek
85-86 SEZONU
Kerem Tezic (03/12/99)
Dile kolay koca Galatasaray camiasi 13 senedir sampiyonluk
goremiyor.Ancak 85-86 sezonunda hic olmadigi kadar yaklasiyoruz
sampiyonluga.Takim namaglup ve sondan ikinci haftaya giriyoruz.
Besiktas ile ayni puanda ikinci durumdayiz.Ancak Besiktas'in 8 golluk
bir avantaji var bize karsi.Eger maci kazanirsak son hafta
kendi sahamizda oynayacagimiz Sariyer maci sampiyonluk turunu
atacagimiz mac olacak.Ama beraberlik veya maglubiyet durumunda
Besiktas son haftaya lider giriyor ki boyle bir durumda buyuk ihtimal
sampiyon olacaklar.
Mac Mayis ayinin enfes bir pazar gunu oynaniyor.
Mac oncesi devamli maca gittigim arkadaslarla buyuk
hayallerle bulustuk.Stad kapilari mactan 6-7 saat once acildi.
Oyle koltuk kombine falan da yok.Millet sabahlamis.Kapilarin acilmasiyla
kapanmasi bir oldu.O mac icin Inonu stadinin kapali tribununun
ilk katinin son sirasina 2 sira daha eklemisler.Herkes te ayakta
oldugundan kapali 2 katli degil de tek katli gozukuyor.
Yani goruntu muhtesem.Igne atsan yere dusmez misali 40 bin biletli
var icerde.Hayatimda ne TV'lerde ne gittigim maclarda o gunku
gibi muhtesem bir ortam daha gormemistim.Ben kapalida eski aciga yakin
bolumdeyim.Bagirmayan tek insan yok.Galatasaray seyircisi yillarin verdigi
aclikla belki de ilk kez o muhtesem Besiktas kapalisini bastiriyor.
Hele macin baslamas.ina 1 saat kala tribunlerin karsilikli 'bu gece barda'yi
birbirlerine uyarlayarak soylemesi inanilmaz.Yillarin dostlugu hak
getire!Bizim taraftar Galatasaray'in önunun haksizca kesildigine inaniyor
ve daha cok Semra Ozal'a bindiriyor:)Tipki onlarin bizim ertesi sene ki
sampiyonlugumuza kilif bulmasi gibi.
Basiktas'ta sari firtina Metin,Ali,Feyyaz istim ustundeler.
Besiktas sahaya cikiyor.Daha sonra da Galatasaray.Ortalik konfetiden bembeyaz.
GS oyuna firtina gibi basliyor.Tamam diyoruz 'Galatasaray ruhu dirildi'.
Dakika 18,soldan orta geliyor.Ceza alaninin disninda sag koseden rambo
Yusuf topa muthis vuruyor.Topun catala yoneldigini goruyorum,kaleye girdigini
bile goremiyorum.Cunku hayatimda yasamadigim bir gol sevincini yasiyoruz.
Herkes birbirinin ustunde.Futbolcular da oyle.Koca Derwall Denizli'ye
sarilmis.
En az 3-4 dakika yerlerdeyiz.Delirmis gibiyiz.
Ancak ikinci yari oyuna giren Ziya'nin Simo'ya attigi gol ile soguk dusu
yiyoruz.Delirme sirasi Besiktas seyircisinde! ::))
Son hafta cok enteresandi.Biz Sariyer'i 1-0 yeniyoruz.Mac
bitiyor.Trabzon'da ise Trabzon-Besiktas maci 0-1 Besiktas'in ustunlugu ile
devam ediyor ve son dakikalari oynaniyor.Herkes radyolari acmis.Oyuncular
saha kenarinda radyoyu dinliyor. Trabzon'dan bir gol haberi bekliyoruz.Mac
sirasinda bir kac kisi milleti gaza getirip gol diye bagirmisti ama 2 sira
onumdeki radyolu adam hep olumsuz sekilde kafayi sallamisti.Son dakika Orhan
Ayhan'in sesi radyolardan ölum sessizligindeki stadta yankilaniyor.Uzatma
dakikalari ve Trabzon atagi. Bir anda tum stad 'goool' diye firliyor.
Cildiriyoruz sevincten.Herkes alt alta ust uste ama onumdeki radyolu adam
gene 'cik cik' gibilerden olumsuz bir ifade ile kafayi salliyor.Millet bu
sefer sinirden cildirip herifi dogruyu söyeldi diye yaka paca dertest ediyor.
Adam yedigi dayakla biz de kacan sampiyonlukla uzuntu ve sinir icinde stadi
namaglup ikinci olarak terkediyoruz.
Ama ertesi sene sevinme sirasi bizde:)Sagolasin Denizli'li
igneci Salih!Yillarin özlemi 86-87'de bitiyor.
1976 Türkiye Kupasi Finali
Fatih Sakaoglu (02/12/99)
Inönü stadi'ndaki maça 2-3 sat kala girdik, hava harika ve
uzun zamandir ilk defa gece maçi oynanacak. Maç Trabzon'la ve
ilk maçi 1-0 kaybetmistik, onun rövansi. Bizim kadromuz:
Nihat, Müfit (Arif), Tuncay, Güngör, Fatih, Ali, K.Bülent,
K.Mehmet, Fevzi (Engin), Serdar, =DEevki. Forma, Parçali ve düz
beyaz sort-çorap. Maçin en ilginç yani oyun süresince tam
3 defa elektrik kesilmesi ve toplam 3 saat 20 dakikada tamamlanan en
uzun final maçi olmasi. Tabi o zaman jeneratör filan hakgetire.
Neyse, maçin normal süresi 1-0 bitti sanirim golü K.Bülent
atmisti. Uzatmada da gol olmadi ve penaltilara kaldi. Iki
takim da penaltilarin ilk dördünü gole çevirdi ve son
penaltilara gelindi. Penaltilar yeni açik tarafina
atiliyor ve topun basinda Hüseyin, ben onun bir topa
gelisini gördüm ve bir de, yaradana siginip abandigi
topu avutta. Son penaltiyi bizden Fatih kullanacakti ve topu
sakince dikip gerildi ve sag alt köseye birakti, tabi
tribünde yer yerinden oynadi, kupa bizimdi.
Bakiyorum da tam 23 sene önceki bu maç bugün gibi gözümün
önünde ama sanirim seneler Gassaray askimizi daha da
körüklüyor.
Saygilarimla,
Fatih SAKAOG0LU
Bir 'P.c' Kadri oyunu
Alan Izmirli (02/12/99)
Tam hatirliyamiyorum galiba ya 50 li veya 60 li senelerdi.O zamanlar buyuk
maclara geceden ilk once Beyoglunda gece suareye filme gidilir sonra bir iskenbeci
sonrasi Dolmabahceye inilir geceden siraya girilirdi.
Avrupada bir takima karsi macimiz vardi o zamanlar mac sonrasi esitlik varsa
mac uzar ama gene olmazsa yeni mac veya penalti yerine para atilirdi.Sonunda
mac para atilmaya kalmisti ,hepimiz uykusuzluktan kisilmis gozlerimizle
nefesimiz kesilmis hakeme ve paranin basindaki futbolculara bakiyorduk.
Rakip takimdan biri bizden biri (ismini hatirliyamiyorum) ve Kadri vardi
bilmem hatirliyan kaldimi Kadrinin lakapi P.c idi. Bir anda para havaya atildi
biz o sessizlikde beklerken bir anda Kadriyi havaya ziplarken gorduk ve tribunlerden
bir sevinc tezahurati basladi ki gormeyin. Ancak bu sevinc az surdu zira bir baktikki
hakem eline hayir diye salliyor. Meger sonra ogrendikki Kadri ne gelirse gelsin
ziplarim o arada para daha dusmeden ziplarsam kimse paraya bakmaz diye dusunmus
ve inanin rakip takimi temsil eden oyuncu da paraya bakmamis bizim oyuncuyu
ziplarken gorunce. Ama hakem Kadriden daha uyanik olup paraya bakmis ve bizim
kaybettigimizi gormus.
Neyse bunuda burada yeni Gsaraylilara hatirlatmak istedim, insallah alakalarini cekmistir.
Saygilarimla,
Tacsiz kral ile cok ozel bir anim var
Nejat Selvi (02/12/99)
Yil 05.12.1965 bu tarih sayin kiralin elinden beraber celtirdigimiz
resmin uzerine atilmis ve imzalanmistir.O zamanlar Cimbom kamp yeri
olarak Yenikoydeki Turislik Tesisleri kullaniyordu benim enistemde bu
tesisleri muduru idi.Cimbom ne zaman kampa girerse ben ve kardesim de
ayni yerde kampa giriyorduk.Hatta burnunun kirildigi sene o zamanlari
gozde gazetelerinden Son Havadis ikimizin resmini cekip Metin ve
Muhafizi olarak spor sayfasinda yayinlamisti
Kral Metin'i topraga verirken
Haldun Ozdemir (02/12/99)
Baba Metin'i ebedi istirahatgahinda topraga verirken cok kalabilikti. O gun ogleden sonra Galatasaray'in Ankara'da Gençlerbirligi ile Lig maci vardi ve TRT naklen veriyordu. Iste Baba Metin'i mezara filan koyduk toprak attik ve Hoca dua okumaya basladi. Dualar devam ederken onde mezar tasina biri sarilmis kibrit caksan ucacak sekilde kafayi cekmis bir adam devamli agliyor. Biraz daha gecti adam kafayi Hoca'ya cevirdi. Korkotuk sarhos bir sekilde Hoca efendi kisa kes artik macin baslamasina az kaldi. Baba Metin kizacak bize dedi. Topluluktan bir gulumseme dalgasi gecti. Hoca bitirdi ve bizde maci seyretmeye gittik ve siyah formalarla ciktigimiz macta 0-0 berabere kaldik.
Tacsiz Kiral'i hic unutmayacagim!
Özer Aydogar (02/12/99)
Gerci bu aniyi Cengiz'de listeye gecti ama hersey hemen benim onumde cereyan ettigi icin tekrar yaziyorum.
Once benim GS'li olmama Metin Oktay sebep olmustur, onu kisaca anlatayim. Kucucuk bir cocuk iken gazetelerde ve radyo'da hep onun basarilarini duyardim, yine bilmem kacinci kere gol kirali olmustu, merakimi cekti ve Ayvalik'ta evimizin bahcesinde bir gun rahmetli babama dayanamayip sormustum, babacigim bu futbolcu kim, hangi takimda oynuyor demistim. Iste o gun bugundur GS'li oldugumu bilirim, yani sanki dogustan, aklim ermeye basladiktan sonra GS'li olmusum!
Neyse fazla uzatmayalim daha sonra orta okul'a Istanbul'da Avusturya Lisesine daimi yatili olarak girdim. Hazirlik veya orta bir siniflarinda, daha ufacik bir cocuktum ama GS hastaligindan dolayi Pazar gunleri ne yapar yapar okuldan kacar maclara gitmeye calisirdik. Daimi yatililar izin olmadan Pazar gunleri bile okuldan cikamazdi! Yine bir pazar GS-FB macini seyretmek icin sevgili Ankarali arkadasim Haluk Tunus ile karar verdik. Onun ismini yaziyorum cunku bu arkadasim seneler sonra Avusturya'da benimle bulustu ve simdi oda burada, gecenlerde yine anilarimizi tazeledik! Sabah erken kalktik, yemekhaneye indik, kahvaltida ceyrek ekmeklerin arasina beyaz peynir, domates koyarak sandvic'imizi yaptik ve yine bir yolunu bulup okuldan ciktik. Dolmabahce'ye geldigimizde o zamanlar pek ragbet gormeyen eski acik kuyruklarina girdik. Ufacik iki cocuk saatlerce bekledikten sonra iceri girdik. Eski acigin tam ortasinda kapilar vardi onlarin ustunde ise bir duvar vardi. Iste tam kale arkasina gelen yerde duvarin ustune ciktik ayaklarimizi asagiya sarkittik, onumuzdeki demir'e de tutunduk, artik onumuzu kimse kapatamazdi, merakla maci bekledik. Bu mac rahmetli Metin Oktay'in son maclarindan biriydi, belki de o sezon futbolu birakmaya karar vermisti! Onun icinde merakla onu bir daha gormeyi bekliyorduk. Bildiginiz gibi Metin OKTAY sadece TR'nin gelmis gecmis en buyuk futbolcusu degildi ayni zamanda da sahalarin en efendi futbolcusuydu! Omru boyunca degil oyundan atilmak, varmiydi hatirlamiyorum sari kart bile gormus degildi. Fener'de ise sarisin, cirkef, Yilmaz adinda bir mudafa oyuncusu vardi bu oyuncu cok faul'lu oynar rakibi hakem gormeden deli ederdi! Iste bu macta'da rahmetli'yi cileden cikariyordu, hakem ya gormuyordu, ya da idare ediyordu. Onumuzdeki kaleye bir orta yapildi Yilmaz ve Metin birlikte havaya yukseldiler, bastan beri yapilan faullere ve kiskirtmalara dayanamayan Kiral, pek iyi hatirlayamiyorum, ya havadayken o muthis kafasiyla, ya da yere duserken Yilmaz'a gecirdi!!!!
Iste ne olduysa bundan sonra oldu, gozlerimin dolmasina sebep olan olayi omur boyu unutamadim. Hakem nasil olduysa bunu gordu ve Metin'i oyundan atti. Butun stad sok olmustu, herkes onun ne kadar efendi birisi oldugunu biliyordu. Inanin ben FB'lilerin bile sustugunu hatirliyorum. Stad'ta bir an cit cikmadi, herkes dut yemis bulbul gibi kalmisti! Metin hic itiraz etmedi ve basini onune egdi, yavas yavas onumuzden avut cizgisinden yuruyerek cikarken basi hala yerdeydi, benimde gozlerim dolmustu. Daha sonra seyircilerin alkislari arasinda sahayi terketti. Tacsiz Kiral hayatinda ilk ve son defa oyundan atiliyordu ve hersey gozlerimin onunde cereyan ediyordu. Bizler icin mac bitmisti artik hic bir seyin onemi yoktu, zaten mactan tek aklimda kalanda bunlar oldu!
Kahroldugumu ve gunlerce okulda bunu anlattigimi hatirliyorum.
Bu hikaye'yi listemizin ilk kuruldugu zamanlarda da bir defa gecmistim, anilar bölümünü yeniledigimiz icin tekrar basinizi agrittim, hepinizden ozur dilerim!
Özer AYDOGAR
Yine Antalya : Mayis 1999
Bahri Unlu (02/12/99)
Hani o 1987 deki Antalya $ampiyonluk kutlamamiz vardi ya..
i$te onun ikinci perdesi. Bu Mayis 1999 versiyonu.. :)
Haa.. $imdiden hatirlatayim. Bundan sonraki karnaval
21 Mayis 2000 de bu sefer guzelim IZMIR'de..
Yer : Balcova Princess Hotel... Havuz kenarindan yerinizi ayirtin. :)
Neyse... Ben bu ucuncu $ampiyonlukta Antalyada yasadiklarimizi geceyim.:))
--------
23 Mayis 1999
Ve sezon ba$indan beri bekledigim Antalya deplasmanimizida bitirdik.
Futbol olarak bir $ey yoktu Antalya da... Ama zaten biz futbol
seyretmeye gitmedik Antalya'ya. Biz buraya $ampiyonluk kutlamaya gittik.
Ve unutulmaz anlar ya$adik Antalya'da...
Yurt di$indaki Cimbomlu arkada$lari kiskandirmak gibi olmasin
ama cok $anssizsiniz yahu. Bu anlari ya$ayamiyorsunuz.
havayi koklayamiyorsunuz. Gerci TV'lerden izliyorsunuz ,
her ne kadar bu ya$adiklarimizi anlatmaya cali$sakta bu duygulari
anlatmaya kelime yetiremeyiz. Ke$ke sizlerde ya$abilseniz.
Hani dedik ya Antalya'ya zaten mac icin degil $ampiyonluk kutlamalari
icin gittik biz. Hele benim icin Antalya'nin yeri ayriydi.
Sezon ba$inda fikstur cekildigi zaman baktigimda
Antalya macinin sondan ikinci hafta oldugunu gordugumde
cok cok sevinmi$tim "Hah.. i$te $ampiyonluk macimiz burada" diye...
Antalya'nin tarihimizdeki yeri ve onemi bir ayridir. :) 13 seneye
yakin bir sure once 1986- 1987 sezonunu sonunda yine boyle
sicak bir gunde Antalyaya gelmi$tik. tam 13 sezondur $ampiyon
olamamanin burukluguyla umutsuz bir $ekilde gelmi$tik.
Ve bir anda Antalya'da $ansimiz donmu$, ertesi hafta
Eski$ehir macinida alarak $ampiyon olmu$tuk.
1987 den 1999'a...
Yer yine Antalya.. Ve bu sefer 13. ncu $ampiyonluk icin
kendimizden emin olarak geldik Antalya'ya.. 13 sene once otobusle,
Kamyonla, trenle, vapurla cok me$akkatli bir seyhatimiz olmu$tu.
O zamanda cok keyif almi$tik ama bu seneki $ampiyonlugun
tadinin ayri olacagini biliyordum. Bu sefer Antalya'ya ucakla gelip,
futbolcularla beraber ayni otelde kalarak $ampiyonlugun keyfini cikarttik.
(22 odanin oldugu futbolcularin katinda onlarla oda kom$usu
olmakta iyi oluyor.. arkada$lardan bir tek ben o katta olunca
ayri bir keyif oluyor canim.. :) )
Ya mac sonrasinda havuzda hep beraber turumuzu atmak. :)
herhalde dunyada hic bir takimin futbolcusuyla taraftarinin
boyle ictenlikle boyle omuz omuza bir kutlama yapmasi gorulmemi$tir.
Takimla taraftar icice bu $ampiyonlugu kutlamak gercekten
muhte$em bir mutluluktu. Bu imkani bize verdigi icin Fatih Terim'e de
te$ekkur etmek lazim. Cunku genelde Fatih Terim Futbolcularin
konsantrasyonun bozulmasini istemedigi icin ayni otele mumkun
oldugunca taraftar aldirmamaya cali$irdi hakli olarak.. .
Hatta futbolcularla ayni katta kalmak imkansizdi. Bu sefer FT her
$eyi serbest birakti. Belki bu sebepten dolayi maci kazanamadik.
Cunku biz tarftarlar hic rahat birakmadik belki de, rahat cali$malarina,
dinlenmelerine izin vermedik belki... Yemekte, havuzda, odalarinda
hic yalniz birakmadik.. :)) (Korhan haric.. Korhan rahatsiz etmiyeyim
diye a$ik oldugu Hakan $ukur'e resim cektirmek icin bile yakla$madi.
Herkes havuza atladiginda bile atlamadi ki rahatsiz olmasinlar diye:) )
Ama olsun canim.. Biraz bunalttik belki ama 32 hafta cali$mi$lar
kazanmi$lar. Zaten i$ bitmi$ fi$ gitmi$. Binlerce kilometre
pe$lerinden gittik. Seslerimizle, goruntumuzle, maddi manevi
her$eyimizi ortaya koyup destekledik onlari. Biraz da biz keyfini
surelim dimi. Harika bi kutlama oldu.
Bu $ampiyonlugu hic mi hic unutmayacagim.
Birde $u gercek ortaya cikti. $u Antalya'daki mac sonu goruntulerini
bi seyredin. Daha stadta, stad bosaliyor. karsidaki apartmanlara
el sallayanlarla bile kar$ilikli tezahurat yapiyor futbolcularimiz.
Ciki$ta Otobusun ustune cikmi$ "$ampiyon CIM BOM" diye bagiriyorlar.
Bayrak salliyor. Otele geliyor havuza atiyor kendini. Taraftarlarinda
havuza atlamasini istiyor ve omuza omuza cocuklar gibi,
taraftar gibi seviniyor. Orasi da ayri bir alemdi. ilk once butun
futbolcular aniden havuza atladi otele geldigi gibi. Biz taraftarlar
kenardan onlara e$lik ettik. Onlarin keyiflerini havuza girip
bozmayalim dedik. Ama ne zamanki futbolcular
"HAVUZA GIRMEYEN FENERLI OLSUN" diye tezahurata
ba$ladilar ayni saniyede pantolonla, formayla havuzda
bulduk kendimizi.
Dikkat edin bu cocuklar gibi sevinen , taraftar gibi hoplayip
ziplayan futbolcular 5 aydir hala parasini alamayan,
bir suru borcu olmasina ragmen eline Haziranin 25 ine
cek verilen futbolcular... Bu arkada$lik, bu takim ruhu kimde var.
Helal olsun size. Bu taraftar sizinle gurur duyuyor.
Yil 1905 de dogdu a$kimiz
Sari Kirmizi akar bizim kanimiz
Cim Bom Bom feda olsun sana canimiz
Olene kadar hep senin yanindayiz.
Bahri Unlu
bahri@cimbom.org
GS-R.Wien ve GS-Adana maclari
Haldun Ozdemir (02/12/99)
Hasan'a bu sayfayi ac diye ben mail atmistim tam anilara baslayacakken o
kotu haber geldi. Neyse sayenizde acim biraz hafifledi ve ben anilarimi
tazelemeye bugunden basliyorum.
Haydarpasa Lisesi 2. sinifta okuyorum. O tarihte Rapid Wien'le eslesmistik.
Avusturya futbolu o yillarda hizla ilerliyordu ve Avrupa'da bayagi söz
sahibi idiler. Ilk mac Viyana'da idi ve maci 1-0 kaybetmistik. Macin
rövansi geldi catti. Fakat yatili okudugum icin aksam maca kacmam cok zor
oluyordu. birgun once isimi planlayip gece kapi bekcisi Kiling Abdo'ya 2
paket Samsun sigarasini haftalik harcligimin yarisini verip aldim. Once
mudur bey kiziyor olmaz filan dediysede ama kimseye soyleme diyerek kabul
etti ve ben aksam okul bitimi gunduzlu ogrencilerin arasina karisip okuldan
tuydum. Ve tabii dogruca Mithatpasa(Dolmabahce)'ya. Eski acik tarafinda
hemen yerimi aldim. Tabii cepte sadece donus motor parasi kaldi!!!. Mac
basladi ilk devre Sevki'nin golleri ile 2-0 onde idik. Ikinci yarini hemen
basinda Krankl diye meshur bir santraforlari vardi ve maci 2-1'e getirdi.
Basimizdan asagi kaynar sular dokuldu. Oyle bir golki iki direge birden
vurup zorla girdi. Yasin'in de yapacagi birsey yoktu. Dakikalar geciyor
macin bitimi geliyor ve eleniyoruz. Tam 87. dakikada hakem orta alanin
numaraliya yakin olan kismindan lehimize bir faul verdi. B.Mehmet atisi
kullandi o top yukseldi yukseldi ceza alanina dogru duserken 9 numarali bir
sari-kirmizi forma yukseldi iki kisinin arasindan ve kafayi cakti. Top
mermi gibi gitti ve tam fileyi tutan direkle filenin arasina sikisti
kaldi(onun resmi bile Hayat mecmuasinin orta sayfasinda ozel olarak verildi
1 hafta sonra ve hala bendedir). Ne olduysa ondan sonra oldu. Arkamda gurup
gol diye ustume atlayinca bosbulundum ve paldir kuldur asagi dogru heryere
carpa carpa yuvarlandim. Hemen kalktim biraz dirsegim agiriyordu. Dusmeden
olacak dedim ve onemsemedim stattaki eglence herseyi unutturmustu bir anda.
Gökmen omuzlarda geziyor futbolcular omuzlarda RW'liler saskin.
Motor'la Kadiköy'e gectim cebimde param kalmadigi icin Kadiköy'den okula
kadar yurudum ve hic birseyin farkinda degilim. Kiling Abdo beni iceri aldi
ve Yatakhane'ye attim kendimi. Ama birturlu uyuyamiyordum. Hem sevinc vardi
icimde kolumdada muthis bir sanci. Sabaha dogru agridan bagirmaya basladim.
Arkadaslar revire goturduler. Pijamami cikarinca sag kolumun davul gibi
mosmor sistigini gorduk. Numune Hastahanesi tam karsimizda oldugu icin
oraya gittik. Dirsek ucundaki en oynak kemik kirilmisti ve ameliyat olmam
gerekiyordu.Hemen rahmetli babama telefon ettiler babam geldi ne oldu dedi.
Anlattim. Rahmetli cok hasta Galatasarayli idi. Guldu ulan kerata abinle
beni gectin Galatasaray hastaliginda dedi. 2 kere ust uste ameliyat oldum
ve kolumun ayni randimana gecmesi tam 2,5 sene aldi. Cunku dirsegin en
hareketli kemigi parcalanmisti ve kolun acilmasini engelliyordu o zamanin
sartlarinda epey ugrastirdi beni.
Inanin ne bende en ufak bir uzuntu oldu ne de ailemde. Babama yolda yuruken
bile kirsaydim hem kizar hem uzulurdun dimi dedim. Evet demisti.
Icimdeki bu Galatasaray hastaligi bir koruyucu gibi. Herseyimi tedavi
edebiliyor her acimin ustesinden geliyor o gunu yasadim ya 2,5 sene kolumun
bana cektirdikleri hic umurumda bile olmadi. Galatasarayimiza birsey
olmasin. Bu kulup yuzyillarca bizlerle, cocuklarimizla, gelecek neslimizle
yasiyor ve yasayacak ve o Avrupada diger takimlarimiza cok uzak olan
kupalar kulup binamizda yerini alacak.
Hepinize sevgiler,
Haldun
70 li Yillar
Murat Recevik (01/12/99)
Saniyorum 1972 yili olacak, sporyazarlari turnuvasinda Fener le
oynuyoruz. Macin bitimine 2 dakika ya var ya yok ve 2-0 malubuz.
Once Cilli Mehmet sonrada B. Mehmet atiyor mac son iki dakikada
attigimiz gollerle 2-2 bitiyor. Ertesi gunku gazetenin
birinde "mac 1 dakika daha uzasaydi GS 3. Golu atarmiydi" diye
bir yazi vardi. Fener liler kuplere binmi$lerdi.
Bizim sayfanin staffinda yer alan Arkin in babasi Nihat kaledeydi
Fener macinda. Yil saniyorum 1973 veya 74, 1-0 ondeyiz, Nihat bir degaj
yapti, hakem hakem Nihat in degaj yaparken cigiyi gecip oyle degaj yaptigini
soyleyip freekick verdi, ozaman Fener de oyniyan Osman Arpacioglu nefis
bir gol atti ve mac 1-1 bitti, cok uzulmu$tum.
Gene eski bir ani; son mac Ankaradayiz PTT ile, Fener de BJK öyle oynuyor.
Biz yenilip Fener yendimi $ampiyonluk Fener in. Neyse maclar ba$ladi,
ne hikmetse bizim maca radyo ne zaman baglansa cizirti var, bir turlu skor
alinmiyor, Fener maciysa ortada geciyor 0-0. Macin sonlarina dogru nasil
olduysa Ankara ya baglandi radyo, topun ba$inda PTT li kel Yakup vurdu
ve gol^Ċ Fener turubunleri yikiliyor ve akabinde BJK golu yedi, radyo
yayini gene gitti. Fener maci 1-0 aldi, o zamanin Fener ba$kani Faruk
Ilgaz cikti sahaya $ampiyon Fener le tur atiyor, adam usta dansozlere
parmak isirtacak maharette gobek atip kivirtiyor, tam turun oratsinda
Ankara dan haber geldi GS maci 7-1 almi$ (bu Ankara takimlari $ikeci galiba,
once PTT, sonra Ankaragucu, hep 7 ler 8 ler) adamlar turun ortasinda kaldilar.
Uzun zaman gazetelere alay konusu olmu$tu.
Iki haftada sampiyonlugun gittigi sene
Alper Turan (01/12/99)
94-95 Ligin ikinci yarisi baslamisti.Cimbombom lider gidiyordu.Ertelenen
Antalyaspor maci ile beraber 10 gun içerisinde Fenerbahçe,Antep,Antalyaspor
ve Samsunspor maçlarini oynayacaktik.Bu dört maçi da kaybederekten
sampiyonlugu besiktasa birakmistik.Gercekten cok aci gelmisti bu
bize.Antalya ve Samsun maclarindan once bize gizli lider(ne demekse..Sanki
iki mac da garanti) diyen medyanin gazina gelmistik.O yuzden havalanmamamiz
lazim.
Neyse iste benim asil bahsedecegim mac Zeytinburnu maci.Ligin bitmesine bir
hafta vardi galiba.Sampiyon olmamiz imkansizdi ve alisamiyende prestij
macina cikiyorduk.Zeytinburnuspor da ligden dusmeyi garantilemisti.
Mac basladi.Ama inanilmaz goller yedik ve bir anda 3-0 yenik duruma
dustuk.Antalyaspor maci da aklimiza gelmis ve cildirmistik.Stadi terkeden
taraftarlar bile vardi.Ilk yari boyle bitti.Ne kadar kotu degil mi?.Kumeye
dusmus bir takimdan belki de tam bir hezimet yasayip rezil olacak ve daha
cok fark yiyecek gibiydik.Ama oyle olmadi.Cimbombom ikinci yari costu ve
maci 7-3 almayi bildi:) Sampiyon olamadik ama derin bir oh!. cektik.. :)
Yasasin GALATASARAY
Bahri Unlu (30/11/99)
Son gunlerde listede hava bayagi eskilere gitmis. Abilerimiz guzel
seyler anlatmislar. Ben o kadar eskileri bilemem. Bir arkadas 87'deki
$ampiyonlugumuzdan bahsetmisti. Benimde o gunler aklima geldi.
Bende bir seyler anlatayim dedim. Hani simdi kartlilar geldigi icin
kapalidan kovulan ve seyircimizi atesleyen o fanatik hooligan
grubumumuz var ya onlarla ilginc macerali bir mac seyahatim olmustu.
Ama bu hooliganlarlar 12 sene onceki fanatikler. Onlarin cogu simdi
numarali tribunde akilli uslu taraftar oldu. $u kravatli purolu deniyor ya
iste o cinsden. Ama o zamanin en cilgin fanatikleriydi.
Sene 1987 .. Bundan tam 11 yil oncesi... Galatasarayin deplasmanda
Antalyaspor maci var. Liginde sondan ikinci haftasi. Lider Besiktas.
Bir puan gerisinde ikinciyiz. Ve biz 15 senedir Sampiyon olamamisiz.
Ama artik hic sampiyon olma umidimiz kalmadi gibi bir sey. Cunku
Besiktasin kalan iki macida kolay maclardi. Birazda olsa umudumuz
vardi ama yine bir sene daha bosa gitti diye hayiflaniyorduk. O fanatik
grubun icinde olan bir abi bizimle beraber gel dedi. Bende 10 gun sonra
cok kritik Universite imtihani olmasina ragmen o maca gitmeye karar verdim.
Ve onlara takildim. O zamanlarda Futbol subesi sorumlusu Ergun Gursoy'du.
Biz Cuma gununden yonetimin ayarladigi otobusle Istanbuldan otobule
38 kisi hareket ettik . Tezahuratlarla, senliklerle Antalyaya gittik. Ama
otobuste benim halimi goreceksiniz. Bir yandan tezahurat yapiyoruz.
Aradada oturup universite imtihanina hazirlik icin elimde testler
cozuyorum. Neyse sabah Antalya'ya boyle vardik.
Dogru takimin kamp yaptigi Dedeman oteline gittik. Mac biletlerimizi aldik.
Ergun Gursoy Grubun basindaki kisiye herkes icin cep harcligi verdi ve
"Macdan sonrada hemen otele gelin, buradan donusunuz icin bir otobus
ayarlayalim" dediler. Biz maca girdik. Ve gunesin altinda oynanan macta
asiri sicaga ragmen 3-1 kazandik. O zamanlar simdiki gibi stad
aydinlatmalari olmadigi icin maclar oglen sicaginda oynanirdi. Macta galipdik ama
sevinemiyorduk. Cunku Istanbuldada Besiktas Denizli onunde 1-0 galipti.
Bir kulagimizda radyodaydi. Iki karsilasmada ayni saatte baslamisti ama
bizim mac bittiginde Besiktasin macinin bitmesine 3 dakika oldugunu
soyluyordu radyo.. Bizim futbolcular mac bittigi gibi kenara gelip obur
maci sordular. Ama nafile. Tam soyunma odlarina gidiyorlardi ki iste
ne olduysa o anda oldu. Istanbuldan gol haberi geldi. Besiktas son
dakikada serbest vurustan golu yemisti. Ve durum 1-1 . Bir anda ortalik
bayram yerine dondu. Herkes cildirmis gibiydi. Millet bulduguna sariliyor,
opuyor , yerinde duramiyordu. 15 senelik hasret bitecek sonunda Sampiyon
olabilecektik. Dile kolay 15 sene sampiyonluk yuzu gormemisti bu seyirci.
O anda o kadar yakin oldugumuzu hisstettikki sampiyonluga.. Simdi ne
yapacagimizi bilemiyorduk. Delirmis gibiydi herkes. Bu cosku Antalya
Ataturk stadinin disina ciktigimizdada surdu. Butun taraftarlarimiz cilginlar gibi
yollara dokuldu. Staddaki GS'li tarfatarlarin yani sira Antalyadaki
GS'lilerde bir anda evlerinden disari cikmis, ellerde sari kirmizili bayraklar
arabalarla tur atiyordu. Ortalik karnaval yeri gibiydi. O gun o Antalya sokaklarinda
kac tur attigimizi hic hatirlamiyorum. Herhalde Konyaalti plajiyla Lara arasinda
3-4 defa kostura kostura gidip geldik.
Bu kosturmaca gece yarisina kadar surdu. Ondan sonra bizimkiler toplanmaya
basladi. Dedeman oteline gittigimizde takimin yerinde yeller esiyordu.
Onlarda o coskuyla bizi unutmuslar ucaga atlayip Istanbula donmuslerdi.
Bizimkilerde nasil olsa yine donuste yonetim otobus tutacak diye
yanlarindaki paralarida harcamislardi.. Gerci cogu kisinin Istanbula donecek
parasi vardi ama anca beraber kanca beraber diye karar alinarak 38 kisi yine
hic ayrilmadan gerekirse yuruyerek gerekirse otostopla Istanbula gitme
karari alindi. Tabi o anda sampiyonlugun yaklasmasinin coskusuyla kimse ne
yaptigini bilmeden boyle acaip mantiksiz karar almislardi. Halbuki bu
kisiler arasinda universite mezunlari ve universitede okuyan akli basinda insanlar
cogunluktaydi. Ama iste bazen bir mac coskusu insanlari ne hale getiriyor.
Neyse o gece hic kimse keyfini bozmadan "En Buyuk Cimbom, Sampiyon
Cim Bom bom " sesleriyle Antalyayi inleterek sabahi ettik.. Ve o gun
hayatimda ilk defa bir anlamda sokakta yatmis oldum. Sabaha dogru bu
turlar yavasladi.
Herkesin uykusuda geldi. 38 kisi birden kumsaldaki bir parka gidip
cimenlerin ustune uzandik . Bayraklari pankartlarida kendimize yorgan
yaptik. Bir guzel oglene kadar uyumusuz orda.. Hatta biz uyurken yerel bir
gazetenin gazetecisi fotografimizi cekmis.. Sonra gazetede "Iste Sampiyonlarin
yorgunlugu" diye gazetede cikmisti.. Simdi geriye bakinca ne kadar garip geliyor
bana ama o anda o kadar mutluyduk ki her sey viz geliyordu. Neyse uyandigimizda
artik Pazartesi gununun ogleni olmustu. Biz yine En Buyuk Cimbom, Sampiyon Cim
Bom bom sarkilariyla yollara koyulduk. Ciktik Istanbul yoluna.. Basladik
yurumeye.. Koca Antalya - Istanbul yolunda yuruyerek gidiyorduk iste..
Sehrin cikisina kadar 4-5 saat yuruduk. Ondan sonra trafik polisi geldi
bizi durdurdu. Tabii 38 kisilik bagira cagira yol kenarindan giden bir
grup trafigi engelliyordu. Boyle gidemeyecigimizi soyleyerek uygun vasita
bulmamizi soylediler. Bizimkilerde isi inada bindirdiler. illede ya
yuruyecez yada otostop cekeriz. 2-3 saatte yol kenarinda boyle oturduk.
Tabi bu arada ben elimde testler kitaplar her bos kaldigimizda ders
calisiyorum. :)) .. Artik hava kararmisti ki bizim sari kimizi bayraklarimizi
falan goren yoldan gecen bir Galatasarayli bir kamyoncu gelin ben sizi
gotureyim dedi. Oda Bozuyuk'ten Antalyaya sunger getirmis. Geriye bos
donuyormus. Bozuyuk'te Bilecik'in ilcesi... Pazartesi geceside boyle
kamyon kasasinda yolculuk yaparak gecti. Allahtan kamyonun kasasi kapali
brandaliydi. Ama aksilik ya .. 2 defa lastik patladi bir defa motor
bozuldu. 5 saatlik Antalya- Bozuyuk yolunu 15 saatte aldik.
Sali gunu ogleden sonra Bozuyuk teydik. Basladik yine yurumeye..Bozuyuk
sokaklarinida tabi yine "En Buyuk Cimbom, Sampiyon Cim Bom bom "
tezahuratiyla inlettik. Kucucuk ilce bir anda ayaklandi.. ne oldugunu
anlayamadilar. Kasabalarini bir anda sari kirmizili adamlar basmisti.
Herkes alarma gecti. Jandarmasi polisi sardi bizi.. Inmidir cinmidir,
terorist eylemmi yapiyorlar diye oyle garip garip baktilar. Sonra durumu
anlayinca herkes bize yardim etmeye calisti. kimisi evinden borek pasta
getirir kimisi yorgunsunuzdur gelin dukkanimda oturun der.. Krallar
gibiydik yani.. Oranin Emniyet mudurude size ucuza otobus bulayim
istanbula gondereyim dedi. Bizimkiler yooook dedi istemeyiz. Biz boyle gidecez.
Ya yuruyerek yada kamyonlara otostop cekeriz. Cilginlik iste.. Simdi
dusunuyorumda ne kadar komikmi$iz o zaman.. Hadi ben kucugum o
siralar. Daha birseyden anlamiyorum. Ya geriye kalan 37 kisi ne gozu
kara antika adamlarmis. Ne macerayi severlermis. Mudur bakti olacak gibi
degil o zaman gece yola cikmayin ben size bedavadan Istanbul trenine bilet
ayarlayayim yarin trenle gidin deyip bizi Karayollari mudurlugunun
misafirhanesine gonderdi. Sali gecesi orada kaldik. 4 gunun sonunda bir
yatak yuzu gormustuk. Carsamba gunude trene bindik. Biz yatakli trenle
falan gidecegimizi saniyorduk.
Tabi bedava olunca bize en son Istanbula giden Kars'tan gelen kara trenle
gitmek dustu. Gece 11'de Haydarpasa garinda olduk. Ama bu seferde karsi
tarafa gidecek vapur kalmamisti. Bizim grubun lideri hic kimse ayrilmasin
hep beraber Floryaya tesislere gidecegiz dedi.. Hadi bakalim o gecede
Haydarpasa garinda sabahladik. Persembe sabahinin ilk isiklariyla vapura
binip gectik karsiya.. Ve dogru Floryaya.. Anterman saatine kadarda orda
bekledik. Ogleden sonra yoneticilerde geldi. 15 yil sampiyon olamadiktan
sonra sonunda sampiyon oluyoruz, Ona gore buyuk bir solen hazirlaniyor,
Cok buyuk bayraklar diktiriliyor, Pankartlar hazirlaniyormus. Son mac
Cumartesi gunu Eskisehir sporla Ali Sami Yendeydi. Ve butun hazirliklarin
Cuma gunu bitmis olmasi gerekiyordu. Gursoy bize o gece icin gorev verdi.
Kimse dagilmasin Bayrak diktirilen atolyelere gidin basinda durun bu
gece bayraklarin dikimi bititrilsin. Hekes atolyeleri paylasti ve gorev
yerlerine dagildi. Persembe geceside o dikim yerlerinde gecti.
Cuma sabahi bayraklari aldik Ali Sami yen'de bulustuk. Sabahtan stada
girdik. O gun aksama kadar gelin gibi susledik stadi.. Aksam tekrar
disari ciktik kapilar kapandi. O gece Turkiyenin her tarafindan Galatasarayin
sampiyonlugunu gormeye gelenlerle Cicek pasajinda , Taksim meyadaninda,
Mecidiyekoyde dolastik. Ve Ali Sami Yenin onunde sabahladik. Sabah 6 da
kapilar acildi ve 7:30 da stad full doldu.. Ve muhtesem gun basladi. O gun artik
o kadar yorgundum ki mac baslayana kadar tribunde onca gurultuye ragmen
uyumusum. Ve Eskisehir sporu Prekazi'nin ve Muhammet'in golleriyle 2-1 yenerek
sampiyonlugumuzu ilan ettik. Hemde ne goller. O zamanin iyi kalecisi Zalad'a bir
plase ve topukla atilan 2 gol. O gecede ayri bir alemdi.. Butun gece kutlamalarla
yine sabahladik. Futbolcularin Galatasaray adasinaki kutlamalara katilmak icin
Kurucesmeden denize atlayanlar bile vardi. Sonunda tam 9 gun 9 geceden sonra
bu mac mecerasi bitmisti. 9 gun sonunda eve donmustum. Ama sampiyonlugu
almistik. Tabi degermi degmezmi o herkese gore degisir: Mesela Annem ve Babama
gore "Timarhanelik 38 kisi" olarak gorulduk. Boyle sefillik icinde bir maceraya
bugunku aklim olsa herhalde hic bulasmazdim. Zaten ondan sonrada bu kadar
fanatiklerin arasina pek girmedim. Ama tatli bir ani olarak mazide kaldi iste 15 yil
sonra gelen o ilk sampiyonlugumuz.
Iste boyle.. 1987'de bu sekilde mac seyretmeye giderken 1998'de cebimizde
kartimiz maca 15 dakika kala kotugumuza gidip oturuyoruz. Birazcik isi
rehavete doktuk. Ama Cimbom A$ki hala ayni.. Mac sirasinda hala
ayni cosku devam ediyor.
Biz Galatasarayi gunluk $ampiyonluklara gore degerlendirmiyoruz.
Takim kotu gidiyor diye terketmeyiz. Taslamayiz. Galatasarayli
olmak bunun icin ayricaliklidir.
GALATASARAYLILIK benim icin gunluk
eglence kaynagi degil bir yasam bicimi..
Ne olursa olsun onlari seviyoruz. Onlarla birlikteyiz.
Biz Pazara kadar degil mezara kadar Galatasarayliyiz.
***** YASASIN GALATASARAY *****
hey gidi gunler hey
NEJAT (30/11/99)
Asagi yukari bundan 25-30 sene once Mithat Pasada Bati Almanyayla oynuy
oruz .Sabah 03.30 da kalkip statta kuyruga girdik.Aradan 10-12 saat
gecti iceri girdik,tabiiki bu ara tezahurattan sesimizi kaybettik.Mac
baslamasiyla ilk golu yedik ilk devre iki gol daha attilar.Ve maci 0-3
kazandilar.Bizde sessiz sedasiz stadi terk ettik.
Nejat