Arkin Akbay
Arkin Akbay
Arsiv: -98/99.

Yazilar:

Gitti=F0in yerlerden geri donmek=2E=2E=2E

Arkin AKBAY (12/04/105)

Bir zamanlar kafamizi kaldirdigimizda ufku görürdük, simdi Eski açigin tar-u
mar olmus zeminini;
Bir zamanlar dolar tasardi Ali Sami Yen'in siralari, simdilerde Ataköy Ahmet
Cömert Salonu'nun disindan destekler takimini Galatasaray taraftari...

Utanmadan tek sikildigimiz nokta Amatör Subeler der bazilari...Galatasaray
Spor Kulubu'nde kamyon devrilmeden -bir akilli insanlar toplulugudur-
toparlanir derdik, hamam lisenin yanindaki ayni hamam, ama tasi tutanin ne
tuttugundan haberi yok.

Gelindiginde takim Sampiyonlar Ligindeydi, sampiyon olmaya az vardi, borçlar
çoktu, piyasaya kredibilite sifirdi, tesislesmeye önem verilecekti. Herkesin
özledigi insanlarla çalisilacakti. Bunlar vaatler...

O süreçte her bransta kötüye gidildi, TEK BIR ÇIVI BILE ÇAKILMADI, transfer
politikasini elestirenler her sene takimlarin %50 sini degistirdi, borç
azalmadi, aksine artti, kisilere Sportif A.S.'nin hisseleri rehin edildi.
Bunlarin adina IYI GALATASARAYLILIK dendi. Agabeylik, babalik, hadi
koçumculuk...Her gün Florya'da yatilacak-kalkilacak denildi, simdi ayaklar
Florya'ya gitmeye çekinir oldu. Istersen aydan yönetin Galatasaray'i,
verimli olduktan sonra...

Galatasaray tarihinde arasak bu kadar kötüsünü bulamayiz herhalde. Disaridan
biri gelse bu kadar olur muydu merak ediyorum, 100. yil etrafina düsenlere
bir bakin. Ucuz diye kariyeri belli olmayan sporcularla ve teknik
yöneticilerle çalismaya mahkum, gelirken düzeltecegiz dedikleri hiçbirseyi
iyilestiremedigi gibi kötüye götüren, takima ve taraftarina hava kaybettiren
bir YÖNETIM ANLAYISI, parayi ben veriyorum, düdügü ben çalarim diyen
SULTANI'nin SULTA'si.

Beraber geldik, beraber gideriz deyip, her beraberligi yolda birakan bir
SULTA. Sevimsizlikle dolu bir manzume...
Içeride oldugu kadar, disarida da basarisizlik, ELALEM'in tarlada-çayirda at
kosturmasina izin veren, artik esdegeri ile muhatap bile olamayan ve bunun
tersini sov sayan bir BEYEFENDILIK.

Galatasaray'a yakisan ne vardi ise tam tersini yapmissiniz. TEBRIKLER, bunu
anlayamayan Galatasaray'in sahibi üyelere su ilginç metafor ile cevap
verelim. Zamaninda rakip takim alkislanirken görülen o günkü galibiyetleri
degilmis, bugünkü galibiyetleriymis.

Havamizi bulmak için gereken sadece oyunculari degistirmek olmasa gerek,
bunu artik hemen simdi sonlandirsak nasil olur? BU BIR TEKLIF DEĞIL, 100
YILLAR IÇIN RICA. Basarisizligi kabul etmek de erdemdir. Birakin lütfen,
bunun alternatifi emin olun bulunur.

Gittigin yerlerden döndügünü görmek, TANRIM, ne zordur.

Arkin Akbay
Manager
SIEMENS Sanayi ve Ticaret A.S.
Power Generation
Instrumentation & Controls Department
Yakacik Yolu No:111
34870 Kartal Istanbul TURKEY
Phone : +90 216 459 31 38
Fax : +90 216 459 30 80
Mailto:arkin.akbay@siemens.com

Bu günü bekledik, durduk=2E=2E=2E

Arkin AKBAY (27/05/103)

This message is in MIME format. Since your mail reader does not understand
this format, some or all of this message may not be legible.

------_=_NextPart_001_01C3238A.B9D4DCE0
Content-Type: text/plain;
charset="iso-8859-9"
Content-Transfer-Encoding: quoted-printable

Aynen öyle bugünü bekledik, durduk, dibine vurmadan
degisiklik nerede
yasanmis ki...
Uzun vade diye tutturan onlarca GS'linin böyle günleri
görmesi de nasipmis.
Her gün bir adim daha büyüyecek diye 17 Mayis 2000 deja
vu'larina
uyuyanlarin düslerinden uyandiklari sabahtir bu.
Oysa bunun düs olduguna, kendi Matrix'imde dolandigima o
kadar inandirmistim
ki kendimi.

Bir günde kral olmadik, bin yilda o tahttan inmeyiz. Bunu bir
rakibe
üstünlük olsun diye degil, nereden geldigimizi hiç
unutmamak, nerede
oldugumuzun farkina varmak, nereye gitmek zorunda oldugumuzu
bilmek için
söyledik.

Gel gör ki koydugumuz çitalari kendi ellerimizle
asagiya çekiyoruz.
Avrupasiz,
Kupasiz.

Cesitli branslarda türlü ekonomik zorlukla bas ederek...

Bu sene voleyboldaki hayal kirikliklarimizi UEFA'nin 2004
kriterleri ile
mazeretlendirirken aklimizdan seçim konusmalari geçti
durdu. Basketboldaki
al gülüm-ver gülüm subeyi
kapattik-açtik-özerklestik derken bir raya girdi.
Her iki bransta da 'Spor Kulübü' olmanin asli görevi sporcu
yetistirme
hedefinden çok, düsük bütçeli subeler yaratip kelimenin
tam anlamiyla bu
seneyi de idare(!) ettik.

Bu idare etme sanati ne önemli olay. Su UEFA kriterlerini
tutturmasi gereken
sube ideal(!) takimini bulana kadar bastan sona degisti.
Iyi idare
edilmis...

Sessiz ve derinden hedefe gidiyoruz diyenler, öyle sessiz ve
derindeki aman
uyandirmayin, kol da kirildi, kürek kemigi de, hatta
omurganin bir kismi da
hasarlandi, gümbürtü kopmasini bekliyoruz, onlar yeni
gizleyecek yeri
ariyorlar. Kötü gün dostuyuz, bizim kürkçü dükkani
belli...

Bir stad yapacagiz, teorisi ve güzel maketinden öte birsey
yok. Alternatif
stadin bir gün yolu oluyor, orada oynuyoruz, bir gün olmuyor, ASY
yerinde
kaliyor. Acaba yikinca Kalamis Tesisleri benzeri altinda
kalir miyiz?

Adayi isletemiyoruz, bakim masrafina yetisemiyoruz diye
kiraliyoruz;
Kalamis'i yenileyecegiz diye, 4 senedir yikilmis
lokalin yerini
dolduramiyoruz. Ezeli dost, ayni basimizda katlar
çikiyor. Sonra yikilan
staddan da otopark yapmak zorunda kalmayalim.

Birsey yönetiliyor ama o Galatasaray degil, buna eminim,
çünkü kaybettigimiz
sampiyonlugun sadece bir kismi sahadaki, önemli bir kismi
içinden 24 saat
çikilmayacagi iddia edilen Florya tesisindeki büro...Sessiz
ve derinden
dedik ya...

Duymasi gerekenler duymuyor. Kral çiplak...Galatasaray
efendi...Hakketmek
için önce yolunu yordamini bilmek lazim. Kötü gidince ilk
kapisacak iki
sahsin bahisleri açilmistir. Adi bende sakli...

Siz daha dibi görmediniz...

Arkin Akbay
Senior Sales & Marketing Manager

SIEMENS Sanayi ve Ticaret A.S.
Power Generation
Instrumentation & Controls Department

Yakacik Yolu No:111
81430 Kartal Istanbul TURKEY

Phone : +90 216 459 31 38
Fax : +90 216 459 30 91 / 459 30 80
Mailto:arkin.akbay@siemens.com.tr

------_=_NextPart_001_01C3238A.B9D4DCE0
Content-Type: text/html;
charset="iso-8859-9"
Content-Transfer-Encoding: quoted-printable



charset=3Diso-8859-9">



Aynen öyle
bugünü bekledik,
durduk, dibine vurmadan degisiklik nerede yasanmis
ki...

Uzun vade diye
tutturan onlarca
GS'linin böyle günleri görmesi de
nasipmis.

Her gün bir
adim daha büyüyecek
diye 17 Mayis 2000 deja vu'larina uyuyanlarin düslerinden
uyandiklari sabahtir
bu.

Oysa bunun düs
olduguna, kendi
Matrix'imde dolandigima o kadar inandirmistim ki
kendimi.

size=3D2> 

Bir günde kral
olmadik, bin
yilda o tahttan inmeyiz. Bunu bir rakibe üstünlük olsun diye
degil, nereden
geldigimizi hiç unutmamak, nerede oldugumuzun farkina varmak,
nereye gitmek
zorunda oldugumuzu bilmek için söyledik.

size=3D2> 

Gel gör ki
koydugumuz çitalari
kendi ellerimizle asagiya çekiyoruz. 

size=3D2>Avrupasiz,

size=3D2>Kupasiz.

 

Cesitli
branslarda
türlü ekonomik zorlukla bas ederek...

 

Bu sene
voleyboldaki hayal
kirikliklarimizi UEFA'nin 2004 kriterleri ile
mazeretlendirirken aklimizdan
seçim konusmalari geçti durdu. Basketboldaki al gülüm-ver
gülüm subeyi
kapattik-açtik-özerklestik derken bir raya girdi. Her
iki bransta da 'Spor
Kulübü' olmanin asli görevi sporcu yetistirme hedefinden
çok, düsük bütçeli
subeler yaratip kelimenin tam anlamiyla bu seneyi de idare(!)
ettik.

size=3D2> 

Bu idare etme
sanati ne önemli
olay. Su UEFA kriterlerini tutturmasi gereken sube ideal(!)
takimini bulana
kadar bastan sona degisti. Iyi idare
edilmis...

size=3D2> 

Sessiz ve derinden
hedefe
gidiyoruz diyenler, öyle sessiz ve derindeki aman uyandirmayin,
kol da kirildi,
kürek kemigi de, hatta omurganin bir kismi da hasarlandi,
gümbürtü kopmasini
bekliyoruz, onlar yeni gizleyecek yeri ariyorlar. Kötü gün
dostuyuz, bizim
kürkçü dükkani belli...

size=3D2> 

Bir stad
yapacagiz, teorisi ve
güzel maketinden öte birsey yok. Alternatif stadin bir gün
yolu oluyor, orada
oynuyoruz, bir gün olmuyor, ASY yerinde kaliyor. Acaba yikinca
Kalamis Tesisleri
benzeri altinda kalir miyiz?

size=3D2> 

Adayi
isletemiyoruz, bakim
masrafina yetisemiyoruz diye kiraliyoruz; Kalamis'i
yenileyecegiz diye, 4
senedir yikilmis lokalin yerini dolduramiyoruz. Ezeli dost,
ayni basimizda
katlar çikiyor. Sonra yikilan staddan da otopark yapmak
zorunda
kalmayalim.

size=3D2> 

Birsey
yönetiliyor ama o
Galatasaray degil, buna eminim, çünkü kaybettigimiz
sampiyonlugun sadece bir
kismi sahadaki, önemli bir kismi içinden 24 saat
çikilmayacagi iddia edilen
Florya tesisindeki büro...Sessiz ve derinden dedik
ya...

 

Duymasi
gerekenler duymuyor.
Kral çiplak...Galatasaray efendi...Hakketmek için önce yolunu
yordamini bilmek
lazim. Kötü gidince ilk kapisacak iki sahsin bahisleri
açilmistir. Adi bende
sakli...

size=3D2> 

Siz daha dibi
görmediniz...
class=3D586550911-26052003> 

Arkin
Akbay


Senior Sales &
Marketing
Manager


size=3D2>SIEMENSface=3D"Arial TUR" color=3D#000000 size=3D2> Sanayi ve Ticaret
A.S.


Power
Generation


size=3D1>Instrumentation &
Controls Department


Yakacik Yolu
No:111


81430
Kartal  Istanbul
TURKEY


Phone : +90 216
459 31 38


size=3D1>Fax     :
+90 216 459 30 91 / 459 30 80

color=3D#0000ff
size=3D1>href=3D"mailto:arkin.akbay@siemens.com.tr">Mailto:arkin.akbay@siemens.co
m.tr


 


------_=_NextPart_001_01C3238A.B9D4DCE0--

Sapkamizi onumuze aldik ve dusunduk

Akbay Arkin (31/08/101)

Sonunda GS 2 sene geciktirdigi gecmisine donusumunu yapti...

Takim duzenindeki degisim, bu donusumun yaninda hic kalir. GS, kim
olursa
olsun, ister Avrupa gol krali, ister transfer geliri rekortmeni, eger
bunyeye oturmuyorsa, takimlarinda barindirmaz.

Mario Jardel ile GS'in evliligi Denizli ile Istanbul'da yapilan 2.
devre ilk
macinda oynamamasi ve devre arasi kampina gec gelmesi sebebiyle
bitmisti.
Ayni dertlerden muzdarip Capone'nin de ayni akibete yakin oldugunun
kehanetini ben yapmis olayim. Taffarel gibi efendi bir adami konusturup
da
takimdan ayrilmasina sebebiyet verenler, bu donusumun ilk ayaginda
bertaraf
edilmislerdi.

Ligin 4. haftasina gelindiginde takimin hala oturmamis olmasinin tek
sebebi
ekonomik krizdir diyeceklere, Haziran'da yonetim degisimi olurmus diye
soruyorum. Bir Mario Jardel'e, kulubu firildak ettirmenin alemi var
miydi?
Utanmasak zil takip oynayacagiz, adamdan kurtulduk diye. Su lanet
profesyonelligi bir turlu ogrenemedigimizden elin oglu da ana okulu
cocugu
gibi bizi pesinden surukluyor. GS'in nefesi 28 milyon dolarlik adam
kaldirmaz, kulup ne kadar buyuk olursa olsun; denildiginde, al iste
adam
geldi diyenler kina yaksinlar.

Tam da bu hareketler bir kulubun sayginliginin, sozunun gecerliginin
sinavlaridir. 30 kafadan 30 ses cikti, bir kisi de su is bitsin oyle
konusuruz demedi, insaf. Adamin kendini pazarladigi yetmedi, bir de biz
satmak icin milletin pesine dustuk. Madem boyle ayrilacaktik, bu adami
hem
de bu paralara neden aldik?

Gecen sene GS'a golun kitabini yazan adam gelse degismez, GS'in attigi
toplam golu yukseltemez denildiginde, hayaletlerle kiyasladigimiz bile
yazilip soylenmisti. GS'in takim oyunu felsefesinde derin yaralar acan
bu
bireysellik sonunda ic catismaya kadar vardi. Arkasinda da gelirler
arasindaki ucurum yok muydu? Niye bazi adamlar kazan kaldirdi? Cunku
elin
oglu Noel'im var dedi, cekti gitti, kulup ariyorum dedi, baska mekana
gitti,
yatti, gelince de kadroya girip parasini istedi. Alamayinca da
burnumuzu
surtup gitti.

Mario Jardel'den kim kazandi, kim neyi kaybetti? ( Bizim Porto'ya borc
bir
gun Arif icin Real Sociedad'a verilen cek gibi bir yerlerden bitmesin?,
Parayi gectim, itibar ne oldu itibar?)

Bugun idarecilerimiz bize GS'in UEFA Kupasi'ni kazanan takim oldugunu
hatirlatacaklarmis, amnezi geciren biz miydik? Su Turkiye'de yonetimin
devamliligi felsefesi ne zaman oturacak, bir oncekine bok atarak icraat
yapma donemi ne zaman kapanacak? Ne zaman insanlar ellerine aldiklarini
kimin bozduguna takilmayip asli gorevleri olan daha iyiye goturme
yolunda
calisacaklar?

Turkiye'nin sartlarinin uzerine ciktik, citayi da yukari cektik.
Turkiye'nin
sartlarina geri donduk. Bu finansman acigiyla da kacinilmazdi, var mi
daha
basit bir ozeti. Ne kadar ekmek, o kadar kofte...

Su yasami uzatan geni bulmuslar, bize asisi yetisse de bir sonraki
uluslararasi basariyi da gorsek.

.......................................................................
.....
.......
Mit freundlichem GruGF / kind regards

Arkin AKBAY
Siemens AG
Power Generation
Instrumentation & Control Systems, PG L141
Project Engineering Department
Siemensallee 84
76187 Karlsruhe
Germany
Tel: +049 721 595 3571
Fax1: +049 721 595 2882
Fax2: +049 721 595 891 3571
Cell.: +049 172 637 1404
E-Mail: Mailto://Arkin.Akbay@khe.siemens.de

Web: www.kwu.siemens.de=09

Hayallerde kalan portre

Akbay Arkin (30/03/101)

Hep böyledirler...

Isin ucunu gorduler mi oyunlarini sahnelemeye baslarlar. Bunun komplo
ile de
alakasi yok. Esyanin tabiati, kazanmanin kurali bu...

Once matadorlarini geri cekerler, one bogayi yormak icin tetikcilerini
salarlar. Bu titre talip olan cok elemanlari mevcuttur. Eski kurtlari
bol
oldugundan tutulacak koseleri de cok iyi bilirler. Mart'in ortasinda is
isten gecmeye baslar. Rakip bel altina vurmasa isin keyfi kacmayacak
ama
filmin en guzel yerinde gurultu yapiyorlar. Ilgilenen yok kardesim, biz
filmi edebiyle bitirmeye calisiyoruz. Golge etmeyiverin diye ricaci
olduk,
anlatamadik.

Bu iste bizim hic mi sucumuz yok, olmaz olur mu? Hem de okkalisindan,
telvelisinden...
Laftan anlamayana laf anlatma cabasiyla bizim idari sorumlularimizi
oyuncak
ettikleri, basin yoluyla tetikcileriyle soz duellosuna esir ettikleri
1994-1995 sezonunu ne cabuk unutuverdik. Sonucta kim zararli cikmisti?

Hic felaket tellalliginin luzumu yok. Avrupa Sampiyonlar Ligi
Sampiyonlugu'nu hedefliyorsan, yaninda da Turkiye Ligi Sampiyonlugu'nu
istiyorsan fikstur bu. Yok her ikisi bir arada olmuyorsa, hatta her
ucu, o
zaman birilerinden feragat edecegiz. Sen kendi takiminda milli mars
bilen 3
kisi oynat, ondan sonra bana gel Milli Mac ahkami kes. Uc tane
tetikcinle
"Milli macta tam performanslari ile oynamayacaklar" imalarinda bulun.

Rakip toparlandigi anda icini karistirmak icin piyonlarini birer birer
one
sur. Haberlerin mansetlere cikacagi gunleri belirle, onlara gore
yazdir.
Olagan transfer haberlerini gunlerce isle, rakip icinde de karissin.
Kendi
kulubunun borcu, rakibinkinden hic de az olmamasina karsilik, her gun
sporcularini, paralarini yine alamadilar diye doldur. Ama hic on plana
cikma, diyaloga girme. Rakip takimin oyuncusuna verilen cezayi seninle
oynayacagi maci kapsiyor mu kriteri ile ele al, ama korktugunu bu kadar
belli etme.

Sporu sadece kazanmak icin hirslananlarla, sporda basariyi sporcu
yetistirmeye yaslayanlar arasindaki farki bir gorebilseydiniz, sporun
kendi
boyutunun disina tasip bir ulke tanitimi oldugunu bir kavrayabilseniz,
Bogaz'i Kadikoy Iskelesi'nden arsinladiginizda Avrupa'ya geldiginizi
bir
bilebilseydiniz daha da buyuyecektiniz. Simdi ise sadece bizim 4
senelik
saltanata talipsiniz. Bilesiniz ki o saltanata yerlestiginizde elinizi
sikacak ilk kisi o saltanatin sahibi olacaktir. Hak ettiginize
inanabilecek
olsak keske.

Anlamimi yitiriyor muyum sorusunda takilmayin, bu sezonu son kurtulus
olarak
gormeyin, buyukluk yarin kullerinden dogmaktan geciyor. Biz sizi
kendimize
oyle rakip ettik.
En azindan hayallerimizde o eski portreniz kalir.

.......................................................................
.....
.......
Mit freundlichem GruGF / kind regards

Arkin AKBAY
Siemens AG
Power Generation
Instrumentation & Control Systems, PG L141
Project Engineering Department
Siemensallee 84
76187 Karlsruhe
Germany
Tel: +049 721 595 3571
Fax1: +049 721 595 2882
Fax2: +049 721 595 891 3571
Cell.: +049 172 637 1404
E-Mail: Mailto://Arkin.Akbay@khe.siemens.de

Web: www.kwu.siemens.de=09

Cek suradan bir Noel Izni...

Akbay Arkin (19/12/100)

Catmak icin sebep aradigim falan yok. Bu haberin dogrulugunu arastirmadim,
velhasil yazimin icerigini gerceklesmesi faraziyesi uzerine kuruyorum.
Eger yabanci sporcular gercekten gitme izni aldilarsa, bu kadarina kusura
bakmayin ama "INSAF" denir. Bu kadar ciddiyetsizlik ve lackalik olamaz.
Ben ihaleye girecegim gun, "Benim yol uzun beyler" deyip sapkayi alip
ciksam, bunu hangi profesyonellikle aciklarsiniz? Kapiya koyarlar adami, hem
de sonuna kadar hakli olarak. Sirketinizde bir yabanci ulke burosuna
geciyorsunuz ve diyorsunuz ki "Bak mudur efendi, parayi sen veriyorsun ama
bizde bugunler Seker Bayrami'na denk duser, ben calismam". Cevabin icerigini
yazmayayim. Yer misin, yemez misin durumu, bence bir meydan okuma...
Hep Capanoglu Arayicilari turer ve derler ki...
"Hagi'yi alacaklarini tahsil edemedigi icin isyan etti diye iki mac Yonetim
kestirdi" (adamin sakat oldugunu doktor raporlari soyledigi halde, hatta
sakatligi tam gecmeden Trabzon macina ciktigi halde, buralarda kambur oluyor
diye elestirilecegini bile bile),
"Taktigi Hagi tribunden bile verdi(Gaziantep Maci), bu Lucescu mactan once
bir tek Hagi ile taktik tartisir, takim duzeni ona gore belirlenir",
"Jardel sakatligi ciddi olmamasina ragmen parasini almadigi icin oynamak
istemiyor ve onun icin de Noel'i bahane edip Denizli macina cikmiyor, diger
Brezilyalilari da pesine takiyor".
Senaryo ne guzel kurulu degil mi, bir Dogan Grubu gazetesi pasi aciyor,
digeri indiriyor, sonuncusu iceri yuvarliyor. Hatta haber tekstleri kelimesi
kelimesine ayni oluyor. Ertesi gunu mizansenlerini kendi kendilerine
yumusatip tekzip ediyorlar ve o unlu RTUK'unde gazeteler konusundaki
eli-kolu bagliligini sonuna kadar somuruyorlar, biz de Turk Toplumu'nu
ileriye cekiyoruz diye kendi kendimize nargileler tutturuyoruz. Bunun
Turkcesi "Hadi oradan".
Bu adamlar, artik GS'dan bedava ekmek yenmedigini gorunce eski
kolayciligimiza kacip "Once acigini yakala, kotule, kendinden korksun, eger
buna ragmen yanina cekemiyorsan yok et" Kartel Piyasa Cingozlugu'nun suyunu
cikardilar. Neyin kalitesini tartisiyoruz ki...Ayni tekstlerle yayinlaniyor
haber diyorum. Uc gazete icin bir muhabir...1990'larin pazarlama mantigi,
A,B,C tipine ayrilmis toplum, X Gazetesi'nin kelimeleri A'ya, Z'nin C'ye
gore seciliyor, fiyat mertebesi de ayni. Bu kalitesizligi tartsan ne olacak
Allahaskina, satanin ne oldugu belli degil mi? Acaba bir gun Almanlardan
sikca duydugum su lafi duyabilecek miyim Turkiye'de: " Bild Gazetesi Alman
Toplulugu icin YUZKARASIDIR ( Bulvar Gazeteciliginin onde gideni, Haber
makyozlugu, Haber REHA'ciligi yaparlar, Asparagas'in buyuk cezasi var o
yuzden ona bulasmamaya calisirlar)"
Madalyonun obur yuzu daha aci, tam bir cuvaldiz durumu...
GS'in idari yoneticileri "Devletten cikip cikmayacagi belli olmayan bir odul
yonetmeligi"ne bel baglayarak CASH-FLOW planlamasi yapar.
Taslari birlestirip bir komplo teorisi duzenleyelim:
Hepimizin kiyisindan kosesinden bir borsa tecrubesi olmustur. Hangi
beklentinin satin alindigini ve spekulasyonun hisse uzerindeki asagi yukari
etkisini degerlendirebiliririz, kimimiz daha iyi, kimimiz ucundan azicik.
Buna dayali olarak sorun simdi kendinize: Girdisi gunluk kararlara bagli
olan (Odul Yonetmeligi) bir Sportif A.S.'nin ( ki futbolcunun alacagi da bu
sirketin altinda Genel Merkez kontolarinda bilancolanacaktir, Kaynak: Revize
Butce Eylul 2000) hisseleri su gelismelerle IMKB'de ne kadar deger kaybeder?

Hayali satamazsiniz, balcikla da sivanmaz. Gecen sene BJK basket macina
cikmayan Benjamin Handlogten ve Quadre Lollis'in hareketlerini sineye
cektikten sonra obur yanagini da uzat bana...
GS'in gelecegini hayaller uzerine insa ediyorlar diyenlere, "Onunu
tikiyorsunuz" diye ciglik cigliga bagiranlar vardi, bu insanlar cok mu
haksizmis? Elestirileri kisisellestirmek yerine icindeki dogruyu gormeye
calissaydi dostlar belki bu kadar agza sakiz olmazdik.
Bardagin yarisi dolu cunku futbol takimi hala basarili, Allaha sukur.
Bardagin yarisi bos cunku geri kalani basarisiz.
Bu bardaklari biribirinden ayirmazsak bos doluyu da bir guzel icecek. Sonra
GS'in acilan ufkuna sevinecegimize (1994 "Biz Ligin Mercedes'iyiz",
"Annenizin Ligi'nde mi oynuyorsunuz?" , 1989 "Onlar Gazoz Kupasi'nda
oynasinlar"(FB'lilerin lafidir, sonra adam ne hale gelir gorulmustur))
yamali ceket, delik ceple " Titrerim mucri gibi baktikca istikbalime..."
terennumleri ile huzunleniriz.
Ayagimiz yere bassin, neredeyizin, nereye gitmek istiyoruzun tahlilini
yaptiktan sonra nasil gidecegimizi ara istasyonlarla belirleyelim. Birden
cikmak isteyen cabuk yorulur. 5 senede getirdigimiz icin cok aci olur boyle
bir dusus. Saftig senesi kulagimiza kupe olsun.

> ___________________________________________________________________
>
> SIEMENS Siemens AG
> Power Generation [KWU]
> Instrumentation & Control Systems
>
> Post Address:
> Siemens AG,KWU LFE
> 76181 Karlsruhe, GERMANY
>
> Headquarters' Address:
> Siemensallee 84
> 76187 Karlsruhe
>
> *Tel. +49 721 595 3571
> Dipl.-Ing. * Fax +49 721 595 2882
> Arkin Akbay *Mail: Mailto://Arkin.Akbay@khe.siemens.de
> Sales & Marketing Web: www.kwu.siemens.de
> ____________________________________________________________________
>
>

Zincirlere Sigmadim, Tastim!

Akbay Arkin (01/09/100)

Kendinizi oturun tribundeki bir GS'linin yerine koyun:

Kuluplerarasi musabakalarda alinabilecek olan kupalardan alinamamis olanlar
Sampiyonlar Ligi sampiyonlugu ve Kitalararasi Sampiyonluk, eger gecen sene
ilk uygulamasi yapilmis Kita sampiyonlari sampiyonu kupasini da koyarsak uc.
Doygunluk olsun diye yazilmis satirlar degil bunlar. Yeni hedefleri
adresliyor elbet. Yillardir sportif ve idari arzuladigimiz yerlere getirmek
icin bir dolu insanin hatrina su gun GS Kamuyounun nelerle ugrastirildigina
bir bakalim.

Hep deriz ya yeldegirmeninden dusman yaratiriz biz diye, iste oyle gulunesi
bir tarla korkulugumuz var: Medya...Ve dogru cumle de bu ya...Bu
yeldegirmeni sadece kazanabilir. Sen dogru yapsan da yanlis yapsan da bu ici
bos magazin kazanina malzemesin. Senin etin ve kaninla besleniyorlar,
tuketip posani atiyorlar. Sen dedigim ben, yani toplumu olusturan tum
organlar, bireyler, birimler, olusumlar, kurumlar vs.

Yillardir bu toplulukla bir garip catismadayiz, birbirimizden soguduk, hatta
tiksindik, guc bizdeyken -cunku haber bizken- bu cansiz yeldegirmeninden
korktuk. Sebep sadece bizim duyarsizligimiz degildi elbette. Bu insanlarin
kucuk hedefleri ile bizim duzenimizin uyusmasina imkan yoktu, biz bu
insanlari kendi duzenimize ortak etmeye calistik, ellerinden tutup yukari
cekmeye gayret ettik,basarinin yolunu gosterdik. Ama simdilik bekledigimiz
tepkiyi alamadik, kucuk dunyalarinda cakili kaldilar. Neden mi?

Cunku bir yere tatile giderken, cocugunu okula yazdirirken, esine is
ararken, altina araba cekerken kendine agabeylik/babalik yapacak adamlar
arayanlarin kucuk dunyasidir orasi...Milli maclara giderken milli forma
giyen fanatiklerin dunyasidir.

Bilge bir kisi: "Kucuk beyinler sadece kendilerinden daha kucuk beyinlerin
oldugu ortamlarda buyurler" deyivermis sozum meclisten iceri. O kucukler ki
ellerindeki silah ile tehlikeli oynuyor ve cokca kaza kursunlarina kurban
gidiveriyorlar veya baskalarini goturuyorlar.

Maalesef bizim ulke disina cikan basarimiz ve bu yoldaki duzenegimiz
hakkinda tek tuk olumlu yazinin disinda takip edilesi bir tek haber yok
artik. Dogrunun arkasinda durup toplumu bir yere getirmek bu kucuk
beyinlerin ekmegini elinden almak gibi addedilir olmus.
Yukarida da deginildigi uzere objektif kriterler bu cirkinligin, toplumu ne
kadar negatif etkiledigini ortaya koyuyor. Bizim toplumumuzda insanlar
yerden biterek emek vermeksizin buyuyup sirtlara aliniyor, surec icinde
ciklet gibi cignenip varsa sekeri aliniyor, tukurulup baskalarinin ayak
altina yapisiyor ve yerlerde surundulerek yok ediliyor.

Hani istesen bir toplumu daha gundelik dusunur yapamazsin. Tum
organlarimizla tam uyumlu calisan, sisirilme randimanla! malzemesini satan
bu topluluk Turk insanina kendini gosteren bir ayna...Iste sen neysen sana
sunulan da o. Insanlari ciklet gibi cignemek isteyen sensin aslinda, onlar
sadece araci; satip aradan cekiliyorlar, hicbir sorumluluklari yokmuscasina
ustelik. Hicbir zaman ahlaki degerleri ve etigi tartismaksizin, bizler adina
bizlerin istemi disi herseyi sahiplenip ayni zamanda gorunmez adam gibi yine
bizden birilerini suclu ilan ediyorlar ve insan psikolojisinin en ince bam
tellerini arayip onlari geriyorlar. Yeldegirmeni dedigimiz iste bu hic adi
konmayan ama ici bos, sadece spekulatif cokca provokatif bedenler... Basini
bir kesince uc basla tureyen, zehirli sarmasik gibi etrafini saran bizi bize
psikopat eden gorunmez adamlar. Amaclari ekmek parasi kazanmak veya baska
amaclara hizmet etmek. Yazik ki toplumun her kosesine sirayet etmisler,
ekonomi, sanat, askerlik, din, teknoloji, endustri vs. hepsi hakkinda
sarfedecek kelime var, hatta uzmanlik iddia edecek kadar. Bakin ayni safligi
su tuslara basan eller de yapiyor, cunku bu kana islemis, genlere yazilmis.
Buyuyecek bitkileri de bir asalak gibi yiyor, aradan siyrilmalarini tesadufe
birakiyor.

Tum kagitlarin reel degerinin cok uzerinde oldugu bir borsa, sirf
spekulatorun provizyonunu alip gittigi, Fatih'in Faruk'u bugun yendigi,
yarin Mehmet'e yenildigi bir borsa. Dusenin cikandan cok olmasi iste bu reel
degerin aniden ortaya cikmasindan dolayi. Organlarin bireylere isim
verdigini es gecen bir garip emrivaki, ortada adi konmamis toplumsal bir
sozlesmenin varligi da inkar edilemez, cunku spekulator kazandigini
gostermis, musterisi var adamin.

Kissadan hisse, altin coplukte de altin ve bizler bunun degerini cok iyi
biliyoruz pasalar. Kara calmaya calistiginiz her nokta bumerang gibi adamin
yuzune patlar. Gozlerde ufalirsiniz, toplumda bir degeriniz, sayginliginiz
kalmaz, yavas yavas meslek ahlakiniz sizleri kurtarmaz olur, kendinize
cekiduzen vermezseniz, sonra sizi kim ipler? Bugunun Orson Welles'liginde
bize cizin yalan dunyalari, bugun o radyo yalanlarindan uyanmis bir cemaat
gozunuzu korkuttu degil mi? Acaba oyuncaginiz elinizden alinir mi dersiniz?

Simdi bu yazinin basina GS'in super kupalarini koyun, camiada mevcudiyeti
olmayan suni kisiliklerin catismalarini camiaya maletmeye calisan ve bu
sekilde o dev ilerlemenin keyfini cikartamayacagimizi sanan sinek beyinlerin
yarattigi sanal ortami dusunun ve onlara GERCEK GALATASARAY'lilarin arstan
nasil kiskis guldugunu anlayin. Biz o fanustan baska evrenlere geceli cok
oldu dostlar, birakin sizin avuc icinizi, enginlere sigmadik. Iyiligimizi
dusunmeye ayagina yatip bizi kurkcu dukkanina cekmeye arzulayanlar,
avucunuzu yalayin.

Samama kim, sizler kim? Kim kimi kapsadi? Buyuklukleri paranizla da satin
alamayacaginiz noktalardayiz gayri. Cebinize koyun meteliginizi, sizlerle
meselemiz olmadigini, yeldegirmenlerini arkada birakip okyanusu gol etmeye
calistigimizi kavrayin artik. Bizi yeniden o batakliga cekmeye calismayin.
Ne haliniz varsa da gorun...

> ___________________________________________________________________
>
> SIEMENS Siemens AG
> Power Generation [KWU]
> Instrumentation & Control Systems
>
> Post Address:
> Siemens AG,KWU LFW
> 76181 Karlsruhe, GERMANY
>
> Headquarters' Address:
> Siemensallee 84
> 76187 Karlsruhe
>
> *Tel. +49 721 595 3571
> Dipl.-Ing. * Fax +49 721 595 2882
> Arkin Akbay *Mail: Mailto://Arkin.Akbay@khe.siemens.de
> Sales & Marketing Web: www.kwu.siemens.de
> ____________________________________________________________________
>
>

Geriye donun ve sorun: Ne dedim, Ne oldu?

Akbay Arkin (31/07/100)

SAMPIYON OLAMAZSAK SOZLESMELERINI YIRTARIM

Baskan Kutsal Simsek zafere ulasamamalari halinde Yesilbahar'da koklu bir
revizyona gideceklerini soyledi: "Mukavelesi biten veya suren herkesle
masaya oturacagiz. Onerecegimiz rakami kabul eden kalir. Yoksa satis
listesine koyacagiz. Onlari her istedigini vermemize ragmen sampiyon
olamazlarsa kararimiza uymalari gerekir. Begenmeyen gider. Biz de yepyeni
bir takim kurariz. Sampiyonluk icin umudum devam ediyor. Futbolcularin '
Yoneticilerin yaptiklarinin karsiligini henuz veremedik' demeleri olumlu bir
gelisme. Demek ki bundan sonra bir degisim olacak. Dikilitas ile Baskent
Kuvveti maclarini kazanmamiz gerek Ustuste iki galibiyet elde edersek takima
yeni bir hava gelir, sezon sonuna kadar kimseye puan vermeyiz. Yeter ki
beklenmedik bir sakatlik meydana gelmesin. Hicbir zaman futbolcularima karsi
kirici olmadim. Onlara bagirmadim bile. Fakat aldigim bu tarihi karar
sonrasinda kimsenin gozunun yasina bakmam. Bu kadar buyuk fedekarliklar
yapan bir yonetim kurulunun da buna hakki oldugunu saniyorum. Biz herseyi
yaptik, simdi onlar dusunsun." Kendi sloganiyla "Gercek Spor Gazetesi
Fanatik" Yil 4, Sayi 1224, 27 Mart 1999 Cumartesi...

Meslegim ve uzmanligim olmadigi icin bu yazinin gazetecilik etigini ele
almiyorum, amac -varsa- icerigini gozden gecirmek ve ulkemin insaninda
olmadigindan sikayet ettigim ve benim uzmanligim olan kontrol
mekanizmalarini isler hale getirmek. Isimler hic onemli degil , Tahsin'i
cikart, Metin'i koy, Emin'i cikart, Ali'yi koy. Soylemin arkasindaki
zihniyete bir bakmak lazim.

Tarihi ortaya koyalim once: Yazi 27 Mart 1999'a ait, yani 1998/99
sampiyonlugu Galatasaray'a gitmeden hemen once, ustune ustluk ertesi sene de
Galatasaray alinabilecek tum kupalari almis, yahu seninki bir degil iki sene
soyleminin arkasinda, kendisinin uzerinde bir gram toz gorememis, onlar
yonetim olarak herseyi yapmislar, sira sende Izmirli... Bu kelle almaya
yonelik tiranlik; bu yazinin sonunda yine Turk futbol pazarinda ne kadar
populer adam varsa toplamis, G.Birligi'nden veteran, Antep'ten bir araba
dolusu adam gelmis, sonra bunlar bir kalemde gitmisler. Sokaga dokulen
jetonlarina yazik olmamis mi? Soran yok, 44 milyon Amerikan Dolarcik borc
bizim icin metelik kapsaminda ele alinir gayri. Bu ulkede keramet,
ceketteymis be Ahmet, basina sorar isen "Sen bu yolda devam et". Ben 10 bin
dolar harcasam nereden bulurum diye enva-i soruya mahruz kalirim, onun adi
Kutsal, parasinin derdi beni niye gerer?

Su acidan gerer:

1) Bu tip adamlar silsilesi hizmet etmesi gereken toplulugu ortaya koydugu
hedeften cok uzakta bir yerde yolda birakirken, onlari birtakim duygusal
aciklamalarla toplumsal patlamalara iter, bunun ornekleri tesis cikislarinda
ortaya konur. Sadece bununla da kalinmaz. Kupa torenlerinde
Cumhurbaskani'nin onune dolu pet sisler atilir, gelenek halinde tribun
tellerine tirmanilir.

2) Yetenekli yeteneksiz bir suru sporcuya olmadik rakamlar verilir, 3-30
paraya alinacak adamlarin yanina artacak parayla tesis yapilir, altyapidan
oyuncu yetistirilir. Takima bir bakiyorsun Aman Allahim harika, sezon sonu
yine bir fos. Bir oynayacak oyuncu sayelerinde balon gibi sisip sisip
patliyor, iki yeni oyuncu profili de bu yonde sekilleniyor, ben evimde kalip
mahalli takimimi sah edeyim diyen yok. Antep bizi gecti ya, kim var kim yok
alalim, formanin kerameti midir bilinmez bunlar bize gelince top oynamiyor,
o zaman yeni Anteplileri alalim. Canim zamaninda biz Kocaeli'ne yapmadik mi?
Oyle iskembeden atarken bizim haneye dusenleri es gecmek var mi?

3) Sen sampiyonluktan umudini kesmedigini soyledigin her sezonun ortasinda
oyuncuna bu kadar baski koyarsan adam sahaya cikip seni mi dusunsun,
oynayacagi topu mu, kazanacagi parayi mi? Bu adam seni sampiyon yapsa
gelecek sezon psikolojik olarak bir hic, neden uc kere ustuste sampiyon
olamayan tek buyuksun hic kafa patlattin mi? Neden kimse takiminda jubile
yapmiyor? Dusundun mu?

4) Bu seneki kadrona bakalim: Ilk 11'inde kalecin Antalya'dan gelme, geri
dortlunde hesap Izmirli-Dikilitasli-Birmingham Villalarindan bir bickin
delikanliydi, o da gidince karapara aklayici oldu, kampa bile cagirmadigin
cikolata renkli Nijeryali devsirme( canim vebali bizim uzerimize Didier'den
Dundar olduktan sonra bu global dunyada sinir mi kalmis, ben bugun Arkin,
yarin Achim, ertesi gun Alan), libero-on libero- serbest adam Almanya
endeksli Trabzon'dan, sol bek (Allah icin Yenibosna'dan altyapiya gelmis onu
da Trabzon'a itip 10 sene sonra yine al, bu bizim Hugo Suat'in Evliya
Celebiligi ile kapisir) keza, stoper oynarsa altyapidan, sag bek JuveFA'dan
Yugo, ortasaha Celta de Vigo'dan Israilli, Obilic'ten Yugo, Freiburg'dan
Turk, Karlsruhe'den Turk, Bologna'dan Isvecli, Perugia'dan Yugo, Real
Madrid'den devsirme vs. vs.

Su takimda 6 tane yabanci, 5'i yeni, yine bir kamyon para sokaga dokulmus.
Dokun efendiler, dokun...Hesabini soran yok nasilsa...

Baskalari ile futbol tartismayi 4 sampiyonluk+1 UEFA Kupasina referansina
koydum, burun haliyle buyuyor, pek de haksiz sayilmam, kime laf anlatiyoruz
ki, yillardir sayisiz uzman soyledigi halde biraktigimiz yerde otlayanlara
mi, bu kafada daha cok para gideceginden farkli yerlere gider. Yazik olan bu
kafaya gonul verene olur, sayisi her gecen gun azalmaktaysa da uzuluyor
insan.

> ___________________________________________________________________
>
> SIEMENS Siemens AG
> Power Generation [KWU]
> Instrumentation & Control Systems
>
> Post Address:
> Siemens AG,KWU LFW
> 76181 Karlsruhe, GERMANY
>
> Headquarters' Address:
> Siemensallee 84
> 76187 Karlsruhe
>
> *Tel. +49 721 595 3571
> Dipl.-Ing. * Fax +49 721 595 2882
> Arkin Akbay *Mail: Mailto://Arkin.Akbay@khe.siemens.de
> Sales & Marketing Web: www.kwu.siemens.de
> ____________________________________________________________________
>
>

Bugunden baslayarak...

Akbay Arkin (17/04/100)

Bize dusen

1) GS Futbol Takimini Florya'dan buyuk bir konvoyla havaalanina goturmek,
sirtlarini sivazlayip biraktigimiz yerde bekliyoruz, her ne olursa olsun
arkanizdayiz,
2) Turlu oyun ile stadyuma girip bizim gibi canavarin bir kafasini kesseniz
iki tane turer, sizden korkan sizin gibi olsun

demektir.

Bizim icin hicbir kupa GS Kulubu'nun herhangi bir mensubunun sagligindan ,
GS Kulubu'nun formasindan ve Turkiye'nin serefinden onemli degildir. Sag
salim gonderdigimiz
mensuplarimizi aynen Ingilizlerin kopardigi yaygaralar gibi sapasaglam
isteriz. Buradan bos tehditler savurmak yerine akilci bir strateji ile zaten
futbol sahasinin
disina tasmis bir oyunu kopartiriz.

Su masabasi zaafimizdan bir turlu kurtulamadik. Ingilizler tum organlari ile
gayet profesyonelce iceberg'in gorunmesi gereken yuzu ile cikislarini
yaptilar, ama derin devlet anlayisi ile oyle bel altina calistilar ki UEFA
bizi daragacina cekti.

Bizde ne oldu? Standard once bekleyelim gorelim, sonra birileri uyari cekti,
ondan sonra demec silsilesi, herkes bak ben de sunu soyledim diyebilmek icin
abuk subuk mesajlar verdi. Turkiye'nin spor bakani is isten gecmesine ceyrek
kala "Kararin GS ve Turkiye lehine cikmasini arzu ediyoruz" dedi. Aah su
politikacilarin isi. Burada Turkiye'nin onemli bir sorununu mu tartisiyoruz
sanki, fokuslan konuya, vatan millet Sakarya olmasina gerek yok ki, fazla
huylandirma, iskillendirme elalemi, amac isini gormek degil ki ama...

Sen uzumu yemek yerine git "Ama bagciyi nasil dovdum"e getir olayi. Iste bu
medyatiklik, bu hamlik, bu gosteris merakini kabagi yine bizim basa patladi.
Elalem bu oyunlari cok oynamistir, ciddiye almaz; icten ice gulen insanlari
da Inonu'de gorduk. Aman biz ilk mactan avantajliyiz, fazla alevlenmesin,
yatissin diye bunu sineye cekenlere ne demeli? Sonra sok olmus gibi bakariz.
Kendi kendimizi doldurup aslinda en buyuk zarari biz kendimize veriyoruz.

Her ne olursa olsun, en ufak taskinlikta macin hakemi maci sona
erdirmelidir. Macin 5. dakikasi Leeds'ten biri atildi, acaba tepki ne olur?
Is nasil olsa bitti diyecek NATO cercevesinde Ingiltere'de bulunan Turk
askerine, Ingiltere'de okuyan bir Turk cocuguna verdigi konser sonrasi bile
saldirma curetini gosteren irkci zihniyet acaba kuzu kuzu sonuna kadar
seyredecek mi? Bu insanlari kulupleri mi ilgilendiriyor? Hadi oradan...

Bu kararin hemen arkasinda hakem kim olur diye dusundum. Aklima ilk kim
geldi? Danimarkali Kim Milfort Nielsen... Dun aksama kadar kulupte ne kadar
insan biliyorsam bu olayi cevirsin diye ugrastim. Is buralara gelince insan
dusunuyor, final maci nerede? Bu ulkenin vatandasi olan bir hakem, kendi
kentinin sokaklarinda insanlarin kapisacagi psikozu ile maca cikarsa acaba
nasil idare eder? En azindan takdir haklarini kullanmasi gereken
pozisyonlarda...Eger komplo teorisi olarak goruyorsaniz bu fikirleri, soyle
bir geriye dogru dusunun, Juventus maci hangi kosullarda ertelendi, hicbir
Italyanin kilina zarar gelmemisken sirf tepki var diye olay nerelere
getirildi, macin hakemi neden Fransiz oldu, Fransiz mac icinde bizi nasil
sindirdi? Bu insanlar profesyoneldir diye gecistiremezseniz...Basimiza ne
geldiyse bu naif guvenden geldi.

Artik gercekler detayda gizli, madem boyle oynanacak, biz variz.
Cavusesku'nun oglunun Portekizli'yi(ki macin hakeminin Portekizli olduguna
dair bir iddiaya girmis ve maalesef Ispanyol oldugunu gormustum) satin
aldigini soyledigi futbol ahlaksizliginin daha buyugu bugun oynaniyor,
mafyanin organizatoru de kangren olmus UEFA. Sampiyonlar Ligi'nin
kurulusundan, liglestirmesine kadar kucuk ulkelerin bastirilmasi, buyuk
sermayenin daha cok kazanmasi ve tekellesmesi yonundeki unutulmaz destegi
gozardi edilemez. Kime hizmet edenin kupasinda neyi kurtariyoruz Allah
askina?

Bizim kagitta dusunduklerimizi Galatasaray tuale doksun, bu unutulmaz eseri
Leman Golu'nun etrafinda bir turlatiriz.
______________________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LFW
76181 KARLSRUHE
> *Tel.: (+49) 721- 595- 3571
> * Fax: (+49) 721- 595- 2882
> *Mail: Arkin.Akbay@khe.siemens.de
_______________________________________

Murada az kala...

Akbay Arkin (28/02/100)

Bu basligi Turkiye Ligi'nin mensubu olan 18 takimin 17sinin taraftari
sampiyonlugumuzu murat sanarlar. Benim bu baslik altinda gordugum tek
sampiyonluk bugune kadar kulube gelmemis sampiyonluklardir. Daha da oteye
gecmem gerekirse ben kulupteki seffafligi ararim, tepeden tirnaga seffaflik,
Turkiye'nin en cagdas kurumu olmayi hedeflemesini isterim. Son zamanlarda
bircok arkadasin yardimi ile kulubun ihtiyacimiz olan bilgilerine de yavas
yavas ulasiyoruz. Iste aradigimiz dostluk ve diyalog ortami buydu, bu olgu
hep oradaydi, siz kilidi acmayi bilemediniz diyenler olmasin sakin. Bu gorus
cok eski, yaklasim tarzindaki degisiklik ise yeni dogmus bir bebektir, zaman
hizli aksa da bizler premature bebeklerden korkariz.

Bulundugumuz ortam, kulubun organlarinda herhangi bir amac gutmediginden ve
herhangi bir gruba hizmet etmediginden bu yakinliga ulasmamiz da kolay
olmustur. Su gun bu yakinligin sonuclarini yorumlayacak insan sikintimiz
vardir, kisa surede buyuyen toplumumuz bu derdi de asacaktir. Rakamlarin cok
buyudugu ortamlarda kimin dogru soyledigini tahlil edebilecek objektif
mekanizmalara ihtiyac duyulmaktadir. Grubumuzun yeni hedefi gosteristen uzak
oldugu halde akla ve goze ayni anda hitap edebilen objektif ve genis
kitlelere ulasan bir gayriresmi cati olmaktir. Bunu resmiyete dokmeyi ve bir
baski grubu olmayi hicbir zaman arzulamadigimizi bugune kadar defalarca dile
getirdik. Bu tip bir yaklasim icinde olan diger kulup temsilcilerinin
yasadiklari sikintilardan bu kararimizin ne kadar yerinde oldugunu da
gormekteyiz.

Amacimiz sirf GS'a hizmet etmektense genis bir kitleye Turkiye'yi tanitan
bir noktaya gelmekti, bunda cok basarili oldugumuzu bilakis ben musahade
ediyorum, bu olaya onayak olan dostlarimi ve bu firsata basarilariyla
onculuk eden GS Spor kulubu mensuplarina da tesekkuru bir borc biliyorum.
Resmi yazismalar disinda bana ulasan on elektronik postanin yedisinin,
adresimi GS web sayfasindan bulan yabancilardan geldigi dusunulurse bu
konudaki ilerlememizin pek de yadsinamaz oldugu ortaya cikar.

GS'in ilkeleri geregi soylenmedik bircok soz var elbet, en kati elestiriyi
en yumusak kelimelere doktugumuz de bellidir, gel gor ki her yeni gelen
yonetime yaklasmayi deneyen diger takimlarin site yoneticilerinin
tarzlarindan oteye daha iyiyi, daha yeniyi, daha saglam basani, daha tutarli
olani istedigimizi kararlilikla ortaya koydugumuzu dusunuyorum. Icimizde
birtakim "zipcikti", gunluk basariya endeksli arkadaslar yok degil, yalniz
cogunlugumuz gelecegi dusunen, GS'li orf ve adetinden gecmis, ASY'de tebesir
tozu yutmaktan ote, soludugu havanin icin kukurtdioksit kiliklilari yok
etmeyi hedef edinmis, fazla masabasi isinde takilmaktansa, sorunun gobegine
parmak basmayi, kanayan yarayi durdurmayi hedefleyen insanlar.

Kol cok yerde kirildi, gulduk gectik, yen hep icimizde kaldi. Murada cok az
kaldi. Ne 26. sampiyonlugunu aramaya, ne rakibini 1650. kere yenmeye, ne
gundelik dertlerini afetmiscesine carsaflayan basini ile ugrasip zaman
kaybetmeye...Bunlarin hicbiri degil.

Tesisiyle ben Turkiye'nin en cagdas isletilen kurumuyum, rakamlarim
bunlardir, alin okuyun, politikam Turkiye'ye sportif alanda degisik bir
vizyon cizmektir, Turkiye'nin diger bircok kurumunun ornek aldigi, gipta
ettigi bir noktaya gelmektir diye bagiran bir topluluk olmaktir MURAT.

Ondan sonra X takimi viz gelir, tiris gider. Bugunun pasaligi ile yere
basarken zorlananlar, yarin zor gunlerde bu kelimeleri sarfetmek icin firsat
kollarlar. Komsuma takilmaktansa ben bunlari kovaliyorum. Komsum bende
sokecek civi ariyormus, bosuna...

Zihnimi sokemedikten sonra, benden koparttigin bir kil olur, bu o kilin
degersizligini ortaya koymaz, bilakis her parcam degerlidir. Gel gor ki bir
koparttigindan iki cikar. Uzerine giydigin formanin arkasinda yatan felsefe
daha cok calisma, daha cok uretme olduktan sonra, tum hazira konmacilarin
dusecekleri copluklerde "Ama biz dussek de altiniz" diye zugurt tesellisi
bulmalarina daha cok kahkaha atacagiz.

Benden alacagin her sporcunun yerine verdiginle ben 10 tane daha
yetistirecegim. Benden almayi hayal edecegin her TD yerine ben 10 tane daha
Turk TD ile yoluma devam edecegim. Senin hedefin sampiyonluga fiks kaldikca
ben daha buyuyecegim. Bana hizmet etmekten de oteye gecemeyeceksin. 14 sene
sampiyonluk gormedim, artik baska bir yerdeyim, arkami donup zirlayanlarla
ugrasamam, herkes kendi denizinde bogulsun, varsin biz okyanusta yuzelim.
Bizde sizin urettiginiz kopek baliklari daha cok olsun.

25 Mart ile baslayan surecte eksik olan taraflarimizi da onarmaya
basliyoruz, haydi hayirlisi. Bundan sonra cagdas yoneticiligin gerektirdigi,
amator subelerdeki sponsorluk calismalarimiza hiz verip her bransimizi en
ust duzeye cikartmamiz gerekiyor, olmayan subelerimizi acarak buyumemiz de
elbette. Su anda populer olmayan bir suru disipline hareket kazandirmamiz da
baska buyuk bir hedef. En oncesi tesis... Kargacik burgacik onarilmis bir
stadyum degil, ne hedef konulmussa onu beklemekteyiz. Sikinti mi, onu cok
cektik, yine cekeriz, yeter ki artik biz de kendimize "Artik bir dunya
buyuyuguz" diyecek kadar ikna olalim. En azindan adimizi saniyla tasiyan
egitim yuvalarimiza sporalanini da ekleyip dunyaca sayilan bir "ecole
sportif" olalim.


______________________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LFW
76181 KARLSRUHE
> *Tel.: (+49) 721- 595- 3571
> * Fax: (+49) 721- 595- 2882
> *Mail: Arkin.Akbay@khe.siemens.de
_______________________________________

Bes paramiz yok, gerek de yok...

Akbay Arkin (07/02/100)

Bir sure ayri dustuk dostlar. Asil meslek, ekmek parasi kavgasi derken en
sevdigimiz ugrasimizla aramiz acildi. Isin guzel tarafi bu sevdaya 1000 km
kadar yaklasmak oldu.

Olaylari mekan olarak uzaktan seyredince cadi kazaninin suyun uzerinde kalan
yuzunu goruyorduk, vay canina, altinda kivrananlarin ne kadar haseti
birikmis, kusup kusup bosaltamadilar irini... Oysa bu adamlar toplumlarin
saygin yerlerinde otuduklari iddiasindalar, bu medyanin goz boyamasina
bizler bile kapilmisiz. Bu sahsiyetler ne kadar basitmis, ne kadar enti
puftenmisler, gozlerimizde bile unufak oluverdiler.

GS Futbol takimi ile ilgili fazla soz sarfetmeye gerek yok. Helal olsun. Hem
paraya doymusluklarina, hem basariya doymamisliklarina. Oysa kimse onlari
suclayamazdi, eger bu yaris icinde olmasalardi. Bizi hicbir yerden basi onde
cikartmadilar, bu kadar sikinti cektiklerini herkes bildigi halde,
yonetimini, kulubunu, taraftarini rezil edebilecekleri yerde bu sevdaya
bizim kadar gonul verdiler, elinden tutup havalara kaldirdilar. Birilerine
de malini kuvvetliyken satarsan kazanirsin yuzsuzlugunu gosterme sansi
verdiler. Bunu kulup icin yapacaksa o birileri helali hos olsun, gel gor ki
icim onlari soylemiyor. Turgay Seren'e ceza verilmesine goz yuman zihniyetin
, haydi oradan bunlar capulcular diyecegi, onlar da kulubun 8000 uyesinden
birileri buyuracagi asikardir. Bu dunya Suleyman'a kalmayacak nasil olsa.

Ricaciyiz GS futbolculardan, bize baska Avrupa sehirleri de gosterin. Inanin
Dortmund'da farkli maglup bile olsaniz, ellerim sizi tribunlerde alkislamak
icin hazir bekliyor. Bize en azindan bu takim herseyi yapar guvenini
verdiginiz icin. En azindan bir Italyan, bir Ingiliz, Fransiz, Alman takimi
bile ciksa, hafife alinmayacagimizi sizden ogrendigi icin. Birbirinizi
tutup, benim bile bu potada erimesi zor bir adam dedigim kisilerin elinden
tutup yaniniza aldiginiz icin. Futbolcu ogutme makinasi olan diger kuluplere
agzinin payini verdiginiz icin. Gosterdigimiz sabrin sonunu selamet
yaptiginiz icin. Emek verenin kazandigini ispat ettiginiz, parasiyla bir
takim degerleri satin almaya calisanlarin bu gercegi gormesi sagladiginiz
icin.

Parasini bol keseden sacan bir kulubumuzun baskanina saldirdi tum medya.
Sonra baktilar kimse oralara yanasmiyor, ekmek kapisi tikandi, donduler
nagmelemeye basladilar. Alisiklardir, koymaz o yuzsuzlere. O saygin adama
kendi futbolcusunu dovdurttu bile dediler. Adamin Samandira'da yaptirdigi
tesis harika, umarim devamini da getirir. Stadlarini bizden once buyuttuler,
ona da helal olsun. Ama oyle yerden bitme tiplemeler var ki, bize oyle
dolular ki, Istanbulspor macimizdan sonra bile "Ilk defa canlari yaniyor,
hakeme saldiriyorlar, futbolcu dirsekliyorlar" diyebilecek kadar alcaldi
iclerinden biri. Hangi maci olursa olsun, ciktigi anda verdigi ilk demec
"Bakin, GS'lilara boyle hakem vermiyorlar".

Biz kimselere kompleks olmayalim, bakin garibaniz zaten, paramiz yok diye
carsaf carsaf alay ettirdiniz askerlerinize, sonra bir baktik, bizim kadar
borcunuz cikiverdi. Aman Allah korusun, baskan kalsin, transfersiz bir rakip
ne olabilir ki, 19 haftada 15 puan fark. Daha kotusunu gordu mu alem?

Artik Turkiye Ligi sampiyonlugu, serefli ikincilerin mekani. Bizimle hic
ugrasmayin, sonra Avrupa Treni kacacak.

Tanri cehennemde her ulkeye bir kazan koydurmus, baslarina da iclerinde
hicbir kimse cikmasin diye birer melek vermis, melekler kacmaya calisani
tekrar kazanin icine koyacaklar. Turklerin bulundugu kazana melek vermemis,
neden demis melekler, oradan zaten kimse cikamaz, biri cikmaya calissa oteki
hemen bacaklarina yapisip iceri ceker diye cevabi konduruvermis.

Siz bize golge etmeyin, kendi aranizda efendi efendi ligdeki ikincilik
sampiyonlugunuzu kovalayin. Hani kupa ikincileri lig sampiyonunu ile kupa
sampiyonun ayni takim olmasi icin dua ederler ya, siz de bize duaci olun
gidip UEFA Kupasi'ni alalim, siz de ikincilik Turkiye Sampiyonlugu
kiymetinde deyiverin. Canim ne farkeder, bu kadar senedir serefli
ikinciliklerle ovunmuyor musunuz? Alt tarafi ayni deftere bir centik daha.
Yuzsuzluk defterine tabii canim...

______________________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LFW
76181 KARLSRUHE
> *Tel.: (+49) 721- 595- 3571
> * Fax: (+49) 721- 595- 2882
> *Mail: Arkin.Akbay@khe.siemens.de
_______________________________________

Uslubumuz Yanlis

Akbay Arkin (13/12/99)

Tamam ustun oynadik, ve bir suredir de oyle bir hava yakaladik ki onumuze
cikani deviriyoruz. Bu hic kimseyi kaale almiyor havalari bize yakisiyor mu?
Saka yollu takildik herkese yazilarimizda, sonucta da ustun oynadigimiz bir macta BJK'in
verilmeyen bir penaltisi ile olura 1-1 berabere de bitirebilirdik. Bu mu
simdi bizim kayitsiz sartsiz ustunlugumuz. Bu sadece skor basinligi...

Tabii, puan farkini actik ya...Futbol garip bir oyun, bir anda tepetaklak gidebiliyorsunuz.
Ornek FB, gecen sene ikinci devrenin ilk maci Gaziantep'e gittiler, dusus o
dusus. Aldik goturduk biz de.

Bizim kupa maclarimiz, yogun lig programimiz ve en azindan iki tane daha Avrupa
Kupasi macimiz var, bir tur daha gectigimiz dusunulurse, Mart ayinin her Carsambasinda
oynayacagiz demektir, lige verilen aranin kisaligi ve Avrupa Sampiyonasina hazirlik
maclari dusunulurse, bir cok oyuncumuzun tempo kaybetmesi dogal olacaktir.

Oyle Persembe cikan 11 ile Pazar cikan 11 ayni diye ovunmekle bir yere varilmiyor.
Yok yedek banki harika demekle de olmuyor, var mi Hakan Sukur'un alternatifi, Allah
muhafaza basina bir is gelse, yandigimizin resmi gecidi... Sol kanatsiz top oynuyoruz,
biri cikiyor kurtariyor, adi Okan oluyor, adi Umit oluyor.
Bizim yukumuzde oynayan her takim sendeleme donemi gecirdi/geciriyor.

Bayern ve Manchester asagidan yukari geldi, Leverkusen elendi, Real Madrid 16. ,
Barcelona 6 defa yenildi, Marseille bu hafta 5 yedi, Arsenal sallantili, Lazio aynen,
bir Juventus adam gibi o da sadece UEFA oynadi, kazik gibi de defanslari var, toplam
6 gol yediler.

Kissadan hisse biz de sendeleyecegiz. Oyle kimseyi asagilama luksumuz de yok, hele hele
BJK'i, FB'yi summe hasa...10 gun sonra yenilirsek FB bizi yendigi icin cok buyuk takim mi
olacak? Hadi oradan...Al bir skor basinligi daha...

Bizi sisirmenin anlami yok, iyi ve seri top oynuyoruz, rakiplerimizden diriyiz.
Sirf havamiz bile yetiyor, ama ne kadar yuksekten dusersen yasama sansin o kadar azaliyor.

Bu havadan yararlanarak en yararli adamlarimizdan birini de satmaya karar verdik, Tugay 29 yasinda,
olgun doneminde gidiyor, donusu FB'ye olur, bunu da bir yere yazin, hem de umulandan cabuk
bir hulle olur bu. Bizim Sergen'e pirince gitmemizden oteye gecer. Yedek kulubemizin gunden gune
eridigi, Alper'in, Hakan Unsal'in olmadigi kesin, Arif ile Hagi acaba ne zaman toparlanacaklar, Hasan Sas
ile Hakan Sukur sakat sakat maca cikiyorlar

Sirketlesmeye vakfin da el atmasi ne iyi...Simdi baskan ben cekiliyorum demis...

Tam tesekkur etmeye hazirlanirken erken davrandi, bir suredir kulubun dinamiklerini kullanmaya
baslamisti ne guzel, bu da idari sahiplenmeye rastladi...Acaba karanlik gelecek mi korkuttu?
GS'in sumen alti edilen borcu 60 milyon dolar civarinda (aciklanan da 36 milyon dolar), yani
sirketlesme kacinilmaz ama kosullari dogru konulmali...Makamlardan ayrilmak sorumluluktan
kurtulmak anlamina gelmiyor, bu kulubun kurullari var, yonetmelikleri var. Kendi icimizde bu
derdi de asacagiz.

Erkek ve Bayan Basketbol Takimlari'nin alinlarindan opunuz adima, artik seyircinin ilgisini
coktan hakediyorlar, Korac'ta bir ust turda dolu salona oynamalarini diliyorum, kismetse
orada olacagim, hatta bir liste organizasyonu ile buyuk bir grup olalim derim.

Arkasinda destek olan her GS Formasi'nin gonderde dalgalandigi bir donem, bunu hazmedemeyen
taraftarlari ile... Her zaman dedigim gibi...Sevindiysek hepimiz sevindik, sevinirsek de hepimiz sevinecegiz.
Ama buyuk olmak, buyuklugunun farkina varmaktan ve o uslupla davranmaktan geciyor, cocukla cocuk olmaktan,
kendini boy aynasinda gorup ilah sananla asik atmaktan degil, birak elalem diyecegini desin. Biz buyuklugumuzu
kendimiz bilelim, baskasina soyleyip de onu rencide etmenin ne anlami var?

______________________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LFW
76181 KARLSRUHE
> *Tel.: (+49) 721- 595- 3571
> * Fax: (+49) 721- 595- 2882
> *Mail: Arkin.Akbay@khe.siemens.de
_______________________________________

Elestirmek uzerine...

Akbay Arkin (07/12/99)

"Yonetimini acimasizca elestirmek" ithami uzerine birkac satir yazmak
lazim diye dusundum. Asil acimasizligin da dokuz koyden kovulmaya layik
bizi Teskilat-I Esasiye diye bir grup edivermek...:-)

Bizde, malumunuzdur, bir fikir soylendiginde yaftalamak, bir gruba dahil
etmek genel egilimdir. :-) Birbiri ile ayni goruse sahip insanlar, hele
de ortak inanisin tersine gorus bildirirlerse, ironik olarak ima ediyorum,
cetedirler.

Oysa ki bugune kadar ortaya koyulanlar, basit bir rol ve makam edinme kaygisindan
ote, argumanlara dayali, topluluklara bildirilmesi gerektigine inanilanlar gerceklerdir.

Bu konunun iletiminde ortaya cikan uslubun, bu toplulugun kabul edebilecegi olculerdeki
bir dile burunmus olmasi da bizim bu toplulugun olusmasindan beri korumaya calistigimiz,
kulubumuzun de esasini teskil eden ananelerinden ileri gelmektedir.

Hicbirimiz bir digerinden fazla Galatasaray'li degiliz, Sari-Kirmiziyi gordugumuz her
yerde aklimizin bir kosesine civili olan o asiri sevgi canlaniyor. Cogumuzun zaman zaman
ruyalarimizda gordugumuz Avrupa Sampiyonlugu ile yuzumuz tebessumlendiginde eslerimiz,
kiz arkadaslarimiz kendisini bu asiri sevgiyle kiyasliyordur.

Gel gor ki yarin sabah ayaklar yere bastigi andan itibaren acaba daha iyi ne olabilir
diye kendimize sormadan da edemiyoruz, biz Teskilat-i Esasiye uyeleri!!!

Bu fazla ruyada yasamama da bizim kulubumuzu sportif olarak buralara getirdi, ruya
gorenler de idari olarak adi gecen noktaya. Amac elestiri ile bozgunculuk degil, beyin firtinasi,
cozume yoneltmeyen hicbir elestiriyi sahsen benim de kabul etmem mumkun degil.

GS Ailesi, icinde enine boyuna tartisir, ki bu tip tartismalardaki duzeylerini de hepimiz
takip ederiz, adi gecen kurulun kendi secilmesine on ayak oldugu denetleme kurulunun
cevabina itirazi da demokratiktir benim gozumde, gel gor ki cogunlugun dedigi olacaktir.

Bizde sportif basari hersey degildir, oyle oldugunu sananlar Rainer Hollmann'in
gidis sebeplerini kendilerine bir sorsunlar. Bizde GS'lilik profesyonellikten de once gelir,
bunu da icinden gelenler anlatsin. Dogrudur, yanlistir...Bu kulubun bir disiplini vardir.
Onu da kisiler veya gruplar veya topluluklar bozmaya calisirsa POLIS ilan edilen bizim gibiler
hatirlatirlar.

Ben buna acimasizlik degil, sahip cikma derim.

______________________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LFW
76181 KARLSRUHE
> *Tel.: (+49) 721- 595- 3571
> * Fax: (+49) 721- 595- 2882
> *Mail: Arkin.Akbay@khe.siemens.de
_______________________________________

Gozden kacan bazi noktalar

Akbay Arkin (24/11/99)

Futbol her ne kadar istatistik biliminin kara cikmasi icin icat edilmis bir
spor disiplini olarak gorulse de bugun performanslarini inceledigimiz
sporcularimizin bu bilim dali ile degerlendirildiklerinde sasirtici
sonuclara ulasiyoruz.

Ozellikle orta saha oyuncularimizin arasindaki gorev dagilimi ve kimyanin
ustuste cakismasi sonucu farkli noktalara getiriyor.
Yillarca saglam defansi olmamis bir GS takiminin bu noktaya gelmesindeki sir
sahanin 20. ve 90. metreleri arasinda cok hizli alan bosaltan ve kisa metre
ve dar alanda isabetli pas yapan oyunculari olmasidir.

Sahayi boylamasina hizli gecen ve defans arkasina top indiren akilli
adamlarin coklugu, bizi Avrupa'da basariya kosturacaktir.

Dikkat edilirse, GS takiminda vazgecilmeyecek oyuncu sayisi gun gectikce
azalmaktadir, bu kadronun genisliginden cok biribirini tanimis, rollerini ve
repliklerini iyi ezberlemis oyuncularin topu kosturmaya, alan daraltmaya ve
sahayi parsellemeye yonelik optimumlar aramalarindan meydana gelmistir. Bir
adam cikip yerine baska biri girdiginde acaba dedigimiz oyuncular, zaten
oldukca goze batar olmuslar, yavas yavas kadrodan kopmaya baslamislardir.
Cok uzaga bakmaya da gerek yok, GS hem futbol mentalitesi hem de kisilik
olarak takima uymayan adamlari birer birer elemis ve bugunku kivamina
gelmistir.

Fazla havalanmaksizin elimizdeki verilere bir bakalim: Her sene kaldirdigi
kupalara bir yenisini ekleyen takimin guc,yas ve tecrube olarak da optimumu
yakaladigini soyleyebiliriz. Kaledeki tecrubenin geri uclunun kisisel
hatalarina tampon gorevi gormesi ekstra bir hediye. Bir macla adam kesmeye
alisik olan bizler, kalecimizi kirdirdigimiz gunlerin geride kalmasini umit
ediyoruz. Ozellikle kendini futbola vermesini bekledigim bir Fatih Akyel'in
oldugu yere kendini cakmasini da anlayisla karsilayamadigimi belirteyim,
futbol fundamentali diger defans elemanlarina gore zayif olan Fatih'in bu
alanda yasken egilebilecegi ve yanindaki kivrak adamlardan kapabilecegi
birkac hareketin kendine yeni hedefler secebilmesi konusunda yardimci
olacagi dusuncemi ve bu potansiyele sahip oldugu inancimi halen koruyorum.
Gel gor ki yeterince ince adamin yaptigi kisisel hatalari diriligi ile
kapattigini soylememek de haksizlik olur.

Bir hatayi da Popescu'ya yapiyoruz. Galatasaray'in oyun kulturu hep guclu
libero anlayisindan gecmistir. Bugun Muzaffer Sipahi'den B.Mehmet'e, oradan
Erhan Onal ve devaminda Falco Gotz'e ve dahi arada sirada Tugay'a ve
nihayetinde Popescu'ya varan bu anlayis, defansif ve ofansif anlayislar
arasindaki tercihimizin ofansif anlayisa donuk oldugunun habercisidir. Son
15 senedir GS maclarinda bezdigim tek sene Sigi Held senesidir, o da
Izlanda'ya yenilmeyi basaran Milli Takim'in hediyesidir bize.

Yetmislerdeki beklerin aciklara kosup orta yapmasini ogrendigi Ingiliz
Futbolu urunlerinden 80'lerdeki unutulmaz guce dayali Alman anlayisina
gelisteki sendelemelerin bir nesil degisimi ile cozulebilmesi bize uzun
sureli bir hasret donemi yaratmisti, bugun bu ikisinin sentezi olan sahayi
parselleyen ve topu ayaginda tutma suresini uzatan, bu sekilde rakibine oyun
anlayisini kabul ettiren GS Futbol Takimi'na gelisteki merhaleleri dogru
tespit etmemiz gerekiyor ve elimizdeki kaynagi da iyi incelememiz.

Bugun ortasahasini olusturan oyunculara bakildiginda parmak isirilan bir
takimin bu alandaki gelisimi de ilginctir. Bizde futbol hayatini surdurmus
olan yabanci sporcularla olan gonul bagimiz da oyle. Bugun rakiplerimizin
eski oyuncu kontaklarina ve bizimkilere bakildiginda kulupculugun ve vefanin
degisik orneklerini goruyoruz. Istanbul'u hasretle anan Reinhard Stumpf,
Cevat Prekazi, Zoran Simovic, Tarik Hocic aklima bir cirpida gelen
ornekler... Bu gelenegi iki Gheorghe'mizle surduruyoruz. Bu da bir sonraki
neslin yetismesinde onemli rol oynuyor. 11 yasinda Zeytinburnu'ndan
aldigimiz Emre, 19 yasinda Diyarbakir'dan gelen Umit(Istanbulspor ve Gencler
gecmisini atlamayayim), Gencler'den Ergun, Ankaragucu'nden Hasan,
Karabuk'ten Hakan... Alip direkt takima koydugumuz isimleri Genc ve Umit
Milli Takimlardan beri telaffuz edilen oyuncular...Altyapimizin meyvalarini
yedigimiz bir donemde alttan gelen diger oyuncularin da onunu tikamamaya
ozen gosteririz umidindeyim. Mesela Salifu buna iyi bir ornek...

Galatasaray Personeli'ni yedeklemeyi ogrenmeli ve bugunden bunun
hazirliklarina baslamali. Benim vazgecilmez gordugum forvet Hakan Sukur'un
ani bir kararinda, zamaninda Tanju Colak'in satilmasi ile aldigi paralari
antrenman sahasina atabilecek kadar simarttigimiz Roman Kosecki'ler
yaratmamak icin oldukca onemli bu calismamiz. Birkac senedir hem defansta
hem forvette onemli isimleri ogutuyoruz. Kiralik aldigimiz Mehmet
Yozgatli'nin, Goztepe'ye giden Burak Akdis'in ve Saffet Akyuz'un
yeteneklerini kanitlamis oyuncular oldugu asikar. Bir Vedat Inceefe'ye, bir
Ergun Penbe'ye verilen emege bakilinca bu adi gecen isimlerin de gozardi
edilmeyeceklerini dusunuyorum, her ne kadar Tolunay Kafkas konusunda
yanildiysak da...

Planli yapinin bizi nereye getirdigini goruyoruz. Umarim bir gun Auxerre'de
Guy Roux'nun, Manchester United'da Sir Alex Ferguson'un, Nottigham Forest'ta
Brian Clough'un eristigi 10+ yillik surekli menajerlik yapisina biz de
ulasir, finansal olarak da boy olcusmeye calistigimiz rakiplerimizle kafa
kafaya gelebilecek altyapi, yonetmelik ve tuzugu uyelerimiz ve yonetimimizle
birlikte olustururuz.

Bardagi tasiran son damla...

Akbay Arkin (03/11/99)

Hiyerarsik yapilardan cokca sikayet eder insanoglu. Belirli bir duzeni,
egemen gucun altinda ezilmek olarak algiladigina baglayabiliriz bu olguyu.
Yarattigi dusmana karsi zaferler elde edecegini sanip, onun her
tokezleyisini bedeninde sampanyalar patlatarak kutlar. Yazik ki kendini
kandirmaktan oteye gecemez, bir gun gercékle yuzlestiginde aslinda takim
oyununun bir parcasi olmasinin kendine, o sanal bireysel zaferlerden cok
daha fazlasini kazandiracagini gorur. Iste yenilgi noktasi orasidir. Basini
koymayacagin hicbir ise girmeyeceksin, olceceksin, tartacaksin, oyle
baslayip, oyle bitireceksin, ya da bu diyardan gideceksin. Elestireceksen
argumentasyonun saglam olacak, acik dusmeyeceksin, gucune guvenecek, kendini
kurda kusa yem etmeyeceksin.

Biz Turkler oldum olasi, basarilarda ayaklarimizin yerinden kesilmesi ile
unluyuzdur, pireyi develestirip o pembe golumuzde enginlik sarkilari soyler
dururuz. Tokati yedigimizde de esekten dusmus karpuza doneriz. Ne bu isin
icinden gelenleri, ne de bu sevdaya gonul verenleri, baslarini koyanlari bu
gulunesi hale dusurmeye hic kimsenin hakki yok.

Temmuz ayinin basinda Basketbol subemizin basina, GS'in ekol oldugu
gunlerdeki dovusen, ama teknik basketbol anlayisini getirecegine inandigim
bir koc getirdik. Oynattigi basketbolun gozlere hitap ettigini yillardan
beri takip ederiz. Nitekim transferinden ahengine kadar bircok alanda
kusursuz bir takim yaratti. Islerin iyi gittigi bir sirada iyi bir
yoneticini isten cikartman veya rakip firmaya hediye etmen senin
bilincsizliginden ote yetersizligini, ileri gorus noksanligini ve
kabiliyetsizligini ortaya koyar.

Galatasaray Spor Kulubu'nun adindan sporu cikartan ve yerine Futbol'u koyan,
tesislesme adina verdigi hedefleri tutamayan, kuculmeye ve profesyonel adi
altinda sadece para ve un yaptiran disiplinlere egilen bu anlayisi siddetle kiniyorum.

Bunun karsisinda Galatasaray Camiasi'ni isyan etmeye davet ediyorum, kiz
voleybol takimimiza bir yil dunyalari aldiran, ikinci sene basarisiz oldular
diye herkesi sattiran bu garip muessese yonetimi anlayisinin Galatasaray
camiasindan sokulup atilmasini istiyorum. Argumentasyonunu ortaya koydugum
bir dis gostermenin zamaninin artik geldigini soylemek istiyorum. Goz
boyamaya yonelik kararlarla, kisilere birakilmis yonetimlerden artik
kurumlara ulasilacak bir program gormek istiyor, icimdeki sevdanin uc-bes
capulcunun eline birakilmasini artik nefrete varan hislerle karsiliyorum.
Elin televizyocusunun bile kulubum hakkinda yorum yapabilme cesaretini
gosterdigi ulkemin kosullarinda basariyi yakalayan sporcularimizin takdire
sayan olduklarini da bir kez daha vurgulamak istiyorum, bu kadar sarp bir
yola koyulan bu insanlarin alinlarindan akan terin karsiligini gormeyi
birakin, surunduruldukleri bu cirkin ortami ortadan kaldiracak bir duzenin
filizlenecegi bir dusunce tanki, bir beyin firtinasi olusumunu yasama gecirmek istiyorum.

Bu olaya gonul vermis insanlarin artik bir yapi altinda birlesip resmi
iradeye mantikli tezlerle ulasmalari ve baski grubu rollerini hakkiyla
yerine getirmelerini diliyorum. "Benim isimin gerektirdigi yerde basinda
olmaliyim, bu is nasil olsa ihmal edilebilir" diyecek, "ben bu adam kustum
onun icin toplantiya gelmem" diyecek kimselere bu kulupte ihtiyac yok, bu
patron havalari artik sikar, kendi sirketinizde "Babama kustum, ben yokum"
diyebiliyor musunuz, efendiler?

Sporcuya gelince profesyonellik bekleyen, calisanina gelince ISO 9001'den
EFQM'ine her turlu kalite yonetiminden, cevreye saygidan, sistematikten
bahseden bu efelerin, isin kolayina kacip sirkete sattigi, televizyonculara
peskes cektikleri hisseleri ile kendilerine bu veballerden kurtaracaklarini
sanmalari sadece bir aldanmadan ibarettir, GALATASARAY dusunen bir canlidir,
kendine yapilani hic unutmaz.

Tasiyamayacagin yukun altina girme...

Akbay Arkin (19/10/99)

Son zamanlarda bir huy kurumasi teranesi tutturmusum gidiyor, galiba deger
yargilarini elestirmenin bir aliskanlik halini aldigi canim ulkemin buyuk
carkinda yogrulmuslugun bir etkisi...

"Hicbirseyi begenmemek" ana basligi altinda almaya da gerek yok, ama oyle
olaylar cereyan eder olmus ki, o siradan sessiz cogunluk tepkisi ile
karsilanmasi imkansiz.Yine de mutedil olmakta fayda var.

Ne zaman alsak basimizi, Edirne'den bu yana olanlardan farkli yonlere
gittigimizi ispat etsek, birileri ceplerinden cikan x milyonlarca dolarin da
vermis oldugu dayanilmaz hafiflikle Turk Futbolu'nun cektigi sikintilardan
dem vuran konusmalarina Galatasaray adini yapistirmaya ve bu sekilde Turk
Futbolu'na hizmet kisvesi altinda kendi adina, takimina veya camiasina
avantaj saglamaya calisir. Artik bayatlamis bir filmdir, maalesef de
televizyonlarda en cok tekrar edilmis filmin senaryosundan bile eski bir
kurgusu vardir.

Bunu 3. sampiyonlugumuza gittigimiz Reinhard Saftig senesinde deneyen Ali
Sen-Christoph Daum-Medya ser ittifaki itiraf etmeliyim ki bizim de asiri
tecrubesizligimizle basarili olmustur, calinan bir sampiyonluk ve Turkiye
Kupasi varsa 10 Mart-18 Mart 1995 tarihleri arasina sikistirilmis uc macin
katakullisinde aranmalidir.

Simdi efendinin biri cikar der ki, federasyon ile Galatasaray ortaktir,
hakemler istege gore atanir, Galatasaray bu yuzden her macini kazanir, hic
kirmizi kart gormez, maclari istege gore ertelenir.

O efendiye sormak gerekir: "Bre riyakar, 3 senedir eze eze sampiyon olan bir
takimin kabusu mudur sizi boyle konusturan, yoksa 4. sampiyonluguna, tarih
yazmaya giden bir takimi durdurmak icin yarattiginiz ve camianizin alisik
oldugu yeni bir Bizans oyunu mu?"

Oynadiginiz takim Trabzonspor,Galatasaray degil;o da sampiyonluk adayi, maci
75. dakikaya kadar 1-0 onde goturmus zaten. Yani sizin takiminiz sahane top
oynamis da hakem elinizden galibiyet calmis degil ki...
Ha birine kizacaksaniz, ya rakibine kizin, ya da hakem camiasina, ya da ben
bilemedim, federasyona cikisin. Galatasaray'la ugrasmaya calismaniz, kimden
korktugunu acikca ortaya cikariyor, bu asagilik kompleksine girmeniz ne
sizin gibi buyuk bir camianin basina ne de o camianin kendisine yakismiyor.
Simdi parali askerleriniz, birilerinin basini aldirmak icin fermanlarini
yaziyorlardir koselerinde. Bu da bir cesit masturbasyon oldu, veya halk
deyisiyle zugurt tesellisi, bu koyde hala sozum gecer gibilerinden.

Simdi de tutturmussunuz , Galatasaray maci ertelenmesin, aklinizca bizim
yorgunlugumuzdan yararlanip yeneceksiniz. Bu isin sportmenligi, ne zaman
olsa cikar yenerim demekten geciyor, ulkenin adini duyurma imkanindan
geciyor ama dar gorus sadece sizin takima hizmet ediyor, adi da Turk
Futbolu'na hizmet oluyor. Hodri meydan; biz Galatasarayli taraftarlar da mac
ertelensin istemiyoruz ve diyoruz ki : "Biz sizi hangi kosulda olursa
olsun(7 kisi bile kalsak) yeneriz". Eklemeyi de unutmuyoruz, densiz
aciklamalarinizla ikidir tellere cikarttiriyorsunuz taraftarlarinizi, hazir
stadyum insa edilirken bir gozden gecirtin su telleri, yeni bir tel
tirmanisi yakin cunku.

Guzel bir film vardir, Selamsiz Bandosu...Canim baskan; inegi Sampiyon'u
kaybetmis Tahir Agaliktan vazgecin gayri. Aldiginiz oyuncularin mayasi
birbirine uygun, Teknik Direktorlerinizi hep kendiniz sectiniz, baslarini
Medya'ya kestirdiniz, bu donemde para cebinizden ciktigi icin o cadi
kazaniniz kaynamiyor. Iyisi mi, o okuzun altinda hic buzagi aramayin, once
cikin, topunuzu oynayin, herkese kendinizi begendirin ve mumkunse sahsiniza
uygun gordugum efendi olma sifatina layik olun.

Yaptiginiz her kiskirtici aciklamanin etkisini goruyoruz, isi imam ile
cemaati arasindaki iliskinin cami duvarina yansimasina ceviriyorsunuz.
Dostluk maci diye oynadigimiz Turkiye Spor Yazarlari Dernegi Kupasi macinda
taraftarlariniz tellere tirmanmaya kadar goturdu isi. Hele Trabzon sehrinde
cam cerceve indirir oldular, yarin tekrar Trabzon'a gidip o futbol
tutkunlari ile guzelim futbol macini seyredecek taraftarlariniza yapilacak
muamelede sizin katkinizi hic dusundunuz mu? Yoksa yine isadami
bencilliginizle sirf "Kar ediyorum" basligi altinda topladiginiz gelirleri
mi hesaba kattiniz. Takiminizin adindan gecinmek gibi. Yazik ki kendinizi
kulubunuzun arkasina cekmeyi basaramadiniz, ama guzelim kulubunuzu oldukca
asagiya cekebildiniz; vizyon, insana en kaliteli oyuncularini sattirmayi
gerektirmiyor, ozellikle bizim kadar parasal sikinti cekmeyen bir kulupte.

Icten dilegim, ulkemizi bizim olculerimizde temsil edecek, adimizi dunyaya
duyuracak basarilari yakalayacagimiz gunlere kosmaniz ve mumkunse
kulubumuzun adini olur olmadik bir suru sacmasapan aciklamanin arkasina
takmamaniz. Bilin ki sizin omur de bizimle olacak maca endeksli, Allah
vermeye, ters bir sonuc koltuktan eder alimallah...

Hayir canim kopyalamadik, biz yaptik...

Akbay Arkin (12/10/99)

Türk A Milli Futbol Takimi 09.10.1999 tarihinde Almanya A Milli Futbol
Takimi ile 2000 senesi Avrupa Sampiyonasi'na katilabilmek icin karsi karsiya
geldi. Bu karsilasma, yillardir uzerinde durdugumuz bazi ozelliklerin ortaya
konulmasi acisindan onemli bir sinav oldu. En kayda deger gostergesi de
kisilerin global ve ulusal kimlikleri altinda sekillenen karakterlerinin
ortama yansiyis bicimiydi. Turk mentalitesi acisindan bakildiginda ders
alinasi bir gosterinin sahneye kondugunu soylemek pek de yanlis olmaz.

Alman arkadaslarla yola ciktigimizda kafamdan gecen ilk dusunce takimimizin
yalniz olmayacagiydi, ama dogrusu bu ya bu kadar da destek gorecegini tahmin
etmiyordum. Huyumuz kurusun, nerede bir tilkilik, nerede bir yasa boslugu
varsa onu buluruz, yuce Tanri'nin bize bahsettigi akli bu konular sozkonusu
oldugunda optimal kullaniriz. Munih sehrinin bir Turk istilasina hazirliksiz
yakalandigi da asikar, vatandaslarindan sporcularina kadar herkes hayretli
gozlerle yapilan Turk sovuna hayran kaldi, her ne kadar sovun destek olarak
su yuzune cikamadigini soylemek zorunda olsam da. Iste birinci konu bu,
gocebe toplum kimligimizi birakamadigimiz kesin , ozellikle bu tip
karsilasmalarda, uluslararasi arenada soze dokulmesi gereken heyecanimizi
ifade zorlugu cekiyoruz, bizde kavgaci bir hal aliyor bu heyecan, "Vurmak",
"kirmak" kelimeleri ile hayat buluyor ve maalesef kelimede kalmayip hayat da
buluyor. Rakibimizin yillardir hor gordugu bir toplumdaki medeniyete
rastlamasi da ilginc: Marienplatz'daki ogle yemegi esnasinda bir Alman ile
bir Turk'un tuttuklari takimlarin formalarini giymis sekilde ayni masada
ogle yemegi yemeleri takdire sayan bulunuyor, en az 10 Alman da ellerimi
sikarak ne kadar medeni oldugumu soyluyor. Yasananlari ve dusunulenleri
ifade edememenin sikintisi insanlarin yuzune yansimis, ne kadar da yanlis
tanimislar bizleri veya oyle tanitilmisiz, hatta belki de kendimizi oyle
tanitmisiz.

Tabii hemen akabinde ikinci konuda kelime dagarcigimizin, dunyaya bizi
adapte etmekten uzakligi...Bilgi cagi derken kelime uretmekte zorluk ceken,
gittikce yabanci kelimeleri kullanmaya yatkinlasan ve kisirlasan bir dile
sahip olmusuz, kelime turetmeye bu kadar musait bir dilimiz varken ustelik.
Bu olguyu insanlarimizin dili de ortaya koyuyor, Marienplatz ile Karlsplatz
arasindaki yaya yolunun hemen her kosesinde yarisinin Turkce ve diger
yarisinin da Almanca, Ingilizce, Fransizca'dan olustugu garip bir dil ve
bolca sive ile konusan nufus kagidinda Turk olmasina Turk yazan ama
kafasindaki Turklugun bayrak sallamak ile anavatan ozlemi arasinda gidip
gelen gununu dolduran bircok genc insanla karsilasiyorsunuz. Orgutlenmek
icin mahalle kahvelerini secen, koyunu Avrupa'ya tasimis, adi konser olsun,
adi futbol maci olsun anavatana hasreti dindirecek tum hadiselere "Stuttgart
Yenikoyluler" veya "Mannheim Oflulari" otobusleri ile yolculuk eden
vatandaslarimi goruyorsunuz, merak etmeyin bundan 20 sene sonra adlari
vatandas da olmaz, Turk asilliya doner, eee birazcik daha gecerse soydas olurlar.

Yalniz gurbetin elimizden alamadigi bir guzellik var: Insanca sevgimiz,
gonulden bagliligimiz. Yoksa elin gavuru Munih'e 45 insani zor getirir sirf
futbol sevgisini baslik atarak.

Macin icinde futbolun ana sebep oldugunu unutturan olaylar olmadi degil.
Alman Irki'nin boyle bir cogunlugu hazmetmesinin kolay oldugunu kimse
zannetmesin, dedim ya hayretli gozlerin ofkeye donustugu birkac carpik
dusuncenin hareketleri benim mac zevki elimden aldi, ozellikle ikinci
devrenin tumunde tepemde duran Alman guvenlik gorevlilerinin her ayaga
kalkisimda cepheden ve profilden fotograf almak istemelerini manasiz buldum,
kendileriyle sohbetimde de bunun bir futbol karsilasmasi oldugunu, mutlak
surette heyecan icerecegini, ayaga kalkip arada sirada "Yahu Hakan", "Aman
Allahim" gibi serzenislerde bulunmanin esyanin tabiati geregi oldugunu,
musait bir zamanda elbette ki poz verebilecegimi ifade ettiysem de
kendilerini ikna edemedim, yarin obur gun hooligan basligi altinda boy boy
resimlerimi dagitip beni sohret etmeye niyetlilerdi, ben de bu sohret
firsatini yakalamisken ustelemedim.

Birkac Alman'in takimlarinda futbolun hakkini veren tek adam olan Mehmet
Scholl'a yuklenmelerini anlayamadim, herhalde bir tek ondan umit vardi, o da
topu getirdi kale onune kadar ama iceri yuvarlayamadi. Bu serzenislere karsi
"Yahu tabii atmayacak, yarisi sizden, yarisi bizden" yorumlarima Alman
dostlar kahkahalarla gulerken Turk dostlarin "Yani sen bize simdi...mi
diyorsun" seklinde bakislarini da ilginc buldum, yani nemsiz havada bulutu
yarattiklari yetmedi az kaldi yagmuru da yiyecektik. Cok gerginiz, cok
alinganiz, huyumuz kurumamakta israr ediyor.

Ve deginmeden gecemeyecegim bazi makro sebeplere dayali futbol analizleri.
Son 75 yilin ilk 60inda gelismis olan ulkenin iyi yaptiklarini analaiz et,
kendine uygun olan bir formul yarat, ama once dusun ve suz ondan sonra
uygulamaya calis felsefesinden gelismis ulkeden borc alip kendini bagimli
etmeyi ve bu yuzden bagira bagira gelen sosyal patlamalari gorup, gormezden
gelip, gelince de "Bak iste patladi,ben demistim" bilmisligini gosteren
milletimiz -ki bizden kacmaz biz herseyi biliriz- geri kalan son onbesinde
izinsiz kopyalayayim, boylece bir gun montaj ede ede ogrenip uretmeye de
baslarim felsefesi ile basari aramaktadir. Bunun pozitif bir adim olmadigini
soylemek inkarciliktan oteye gecemez. Yalniz sizi hep onunuzdekinin
arkasinda takili birakir. Onu beklersiniz, sadece birtakim uretim bandlarini
ve makineleri alir verimliligi ve uretimi arttiracak calismalari baslatan
adamalarin onlerini tikarsiniz veya onlar zaten kafalari ile bir yerlere
gelebileceklerinden o makamlara kanaat edip akillarini "Boynuzlarin
kulaklari gecmesi" yerine "Kulaklarini boynuzlari ortmesi" icin kullanirlar,
malum hem para tatlidir, hem de koltuk...

Iste o zaman takim oyunu kavrami ortadan kalkar, tek adam sovlari one cikar.
Yaziktir biz insanlari sirtlarda getirir, tekerlekli sandalyelerle
gondeririz.(Dun FB'nin hocasi gelmis memleketinize, yine boyu 2,80'e
yukselmis altindakilerle, Allah sonunu da hayir etsin)

Futbol anlayisimiz da bu. O kadar kivrak adamlarimiz, topu 18'in uzerine
kadar getirir de orada kesilir, kalir; kisacasi oyunu satranc gibi
dusunmuyoruz, oraya kadar getirmek basari degil, basari oraya getirdikten
sonra vucut buluyor. Artik ulke futbolu kavrami, takimlardaki yabanci oyuncu
sinirlamalarinin ortadan kalkmasi ile sadece Milli takimlarda olculebiliyor.
Nereden nereye geldik diye bir kavram yok, yani 10 sene once Ingilizden 8
yerdik de simdi Almanla berabere kaliyoruz yok, is futbol kulturunu sonuca
yoneltmis adamin elinden sonucu almak, guzel futbolu esas edinenden daha iyi
oynamaktan geciyor. 21 yas alti Umit milli takimi(yasi ozellikle yazdim
cunku diger yas gruplari da umit) yenilmeden grup birincisai cikiyor,
oynadiklari futbol da bunun gostergesi, ayni takim 16 yasinda Avrupa
sampiyonu olmus A Genc Milli Takimi'nin oyunculari, peki bu adamlar A Milli
Takim olunca neredeler? Bu iste prim yapan sureklilik, indigin zamani,
ciktigin zamani iyi bilmek ve ayaklarin hep yere basmasini saglamak...

Avrupali yillar once aciga top attigi zaman topu saklayan ve gerideki adama
pas veren hucum oyuncusu anlayisini birakti, bizde topu saklamak maarifet,
hele topla oynamak buyuk meziyet. Bugun rezil oynayan Bierhoff'un vurdugu
her kafa ("Alpay olsun, Ali Eren olsun, Ogun olsun, Abdullah olsun, Hakan
olsun, hepsi ile cikti, her kafa topunu aldi") kalenin en fazla 3m uzagina
gidiyor, bizim girdigimiz pozisyona adamlar girse en azindan ikisini gol
yapacaklar(Rustu'nun hakkini yemeyeyim iki tane capraz karsi karsiya top
cikardi), biz macin ilk devresinde 6 net pozisyona girmisiz, ilk 10 dakikada
3 tane, ikinci devre son dakika haric orta sahaya nadir akilli top atmisiz,
tek girecegimiz pozisyonda da hakem bizi ofsayt diye opuvermis, yani icimden
gecmiyor ama Allah ondan da razi olsun.

Artik su Avrupali pres yapti, hadi biz de yapalim, Avrupali tandem oynadi,
biz de takilalim modalarini birakip ne bize uyuyorsa onu oynayalim. Ikinci
defadir grup birincisine tek puan verip dort puan aliyoruz, ikinci seferdir
yine birinci cikamiyoruz. Iyi oynadigimiz yanimiza kar kaliyor da nedense,
yine, biz bu isten zararli ciktik hissi icimi kemirip duruyor.

Kendi Ormaninda Kral

Akbay Arkin (27/09/99)

Ulkede cereyan eden her olay birbiriyle sinerji yaratiyor, bugün sporu
ekonomiden veya sosyal düzenden, hatta hatta toplumun deger yargilarindan
soyutlanmis bir olusum olarak gormemiz yanlis olur. Biribirleriyle olan
interaktif iliskileri de sonuclara otomatikman etkiyor.
Profesyonnelliklerini yeni sozlesmelerini imzalarken hatirlayan sporcular,
is performansa dayali odeme sistemlerine gelince isyan ediyorlar. Hangi
firmaya hizmet edersek edelim, eger firma yonetiminin hedefledigi sonuclarin
uzaginda kalirsak kapiya koyuluruz, bir gün icinde belirli bir mesai
saatimiz vardir, o saat araliginda baska islerle mesgul olma iznimiz
bulunmaz, ozellikle bedensel ve ruhsal durumumuz en üst seviyede olmalidir.

Sporcuyu bu olusumlardan bagimsiz kilamazsiniz. Kendi emegine saygi duyan
insan, baskasinin verdigi emegi de takdir eder. Bugün Alman spor okulunun
tartistigi onemli kavramlardan biri spor ahlakidir. Düzeni ve altyapiyi
olusturmus ülkelerde, sportif faaliyetlerin iki türlü ele alinisina sahit
olursunuz: Özellikle kuzey yarimkürenin kuzey ülkelerinde "leisure time"
veya "Freizeitbeschäftigung" basligi altinda bos zaman ugrasi -ki bu gorüs
profesyonelligin geldigi Norvec ve Isvec gibi ülkelerde degismeye yüz
tutmustur- ve/veya kuzey yarimkürenin güney ülkelerinde mesleki bir kimlik
olarak karsimiza cikar. Kurallar altina konulmus, ama standarlasarak
canliligini kaybetmemis bir süregenlikte basarilarini takip edersiniz. Bizim
uzmanlik olarak adlandirmamiz gerektigi halde dal veya kürsü olarak
tanimladigimiz kavram, gelismis toplumlarda "discipline" kelimesi altinda
baska bir boyuta gecer, harmonize edilmis interaktiflige ulasir,
yaraticiligi olduren tekduzelikten(konform yapi) kendi dinamigi ilesiyrilir.

Bu gercegin altinda yatan sadece maddi gercekler degil, kültür yapisi ve
ozellikle iklim ve toplum deger yargilaridir. Medya kuruluslarinin ilgisinin
odak noktasini olusturan spor dali olan futbolun, uluslararasi arenada
hicbir basariya sahip olmamasi ilginctir, oysa ki ozellikle diger
disiplinlerde - ki baslicalari basketbol, voleybol, güres, halter- büyük
basarilar yakalanmasina ragmen futbol kitlesine hitap edilememistir. Bu
kadar cok iltifat goren futbolun düzeyini harfiyen korumasi da bir
süregelimlikle aciklanabilir. Toplum ilgisi ve sosyal düzen bu noktada
yonlendirici olmustur. Kas yaparken goz cikarmanin baska bir türlüsü.

Lig karsilasmalarimizdaki düzeyin disariya yansimasi da olayin baska bir
cephesini olusturmakta. Bugün kaliteli bir ligin rekabetinin ortaya
cikardigi performans istatistiksel olarak degerlendirilmeye acik. Özellikle
gecen sene cilgin rakamlarin dolastigi basketbol piyasasini disarida
tutalim, kaliteli basketbol ligimizin temsilcilerinin uluslararasi
karsilasmalarda aldigi sonuclar asikar, keza voleyboldaki Avrupa
sampiyonlugunu bir müessese takiminin(Eczacibasi) yüksek bütcesine baglamak
olanaksiz ve final oynayan bir banka takiminin(Vakifbank) üstün basarisini,
ve hatta final four oynayan bir diger müessese
takimininkini(Arcelik)...Elbette yüksek bütce kaliteli oyuncunun kadroda
bulundurulmasini beraberinde getiriyor, ama harmoni ve rekabet bu kaliteyi
üst düzeye cikartiyor.

15 günde 6 alti mac yapan bir ekip zorlu bir Avrupa kupasi macindan donüyor
ve evinde herkese kok soktüren bir takimi güle oynaya yeniyor. Sonra bu
takimin uluslararasi alanda basarili olmasini bekleyen taraftarlari her yeni
maglubiyette soke oluyor. Bu mu basariya giden yol... Her maca cikiyorsunuz,
rakip kendi evinde olsun, deplasmanda olsun tek forvet, onun da becerisi
sinirli, 10 kisi gomülüyorlar 55m ye, bir topa üc adam düsüyor yüzolcümü
olarak... Hangi taktigi deneyebiliyorsunuz, ilk golü atana kadar hersey zor,
sonra gelincik gibi aciliyorlar, aksam sefasi gibi tomurcuklaniyorlar. Alip
bu madalyonu ters tarafa ceviriyorsunuz, eee haliyle komik oluyorsun elin
takimina karsi.

Düzeni kurmus adam, mac boyunca 3 pozisyona girse-ki ücü de kaleyi buluyor-
ikisi gol oluyor, bir de son hastalik bir dakikada iki gol, elbette ki zor
bu maca cikmak, cunku antrenmansiz gibisin, her takimin üstüne gidiyorsun
evinde, herkese sozün geciyor, üc senedir sampiyonsun, iki lig gotürüyorsun,
bu kadar zorlukta yine lidersin. Yani sana antrenman verecek takim sayisi
bir bilemedin iki. Fazla hayalperest olmaya gerek yok, bizim yakalayacagimiz
basarilar sadece gündelik olabilir, bugün Türkiye Ligi'nde attigin 10 golün
9'unda profesorün bir kosesinden imzasi varsa daha cok beklersin. 34 yas
belki Türkiye'de birseyleri rahat yaptiriyor, ama gel gor ki elin zehir
cocuklari 3 dakikada nefes nefese birakiyorlar profesorü.

Baharlar geciyor, yenileri geliyor, bizim icin bir türlü ilkbahar olmuyor,
bizim bir orman günlük güneslikken, orada kükremekten sikilirken, amazonda
karlar yagiyor, kücük balik olarak büyük denizde kimler yiyecek diye
savunmaya geciyoruz, her sene yeniden doguyor , bir yasina basmadan
premature-X oluyoruz. 5 sene sampiyonlar ligine katilmakla, 8 puan alip
ikinci olmakla ovünüyoruz, hala Türkiye Ligi ve Kupasi Sampiyonluklari ile
ovünüyoruz, sanmayin ki buna da sükür demiyoruz. Gayri bir kerecik de
cicekler acarken orada olmak istiyoruz.

ARKIN AKBAY

Bir baslangic,bir son...

Akbay Arkin (21/09/99)

Cogu zaman havaya gireriz huyumuz kurusun, kendimizi oldugumuz noktalardan
cok farkli yerlerde goruruz maddi manevi, ayaklarimiz yere degmez, arsa
ulasir, dev aynalari bile catlar.

Gelgelelim gorünen koyün kilavuzu misali kücük daglarin yaraticisini
oynamayi iyi biliriz; bilinen gercegi süsleyip sunmak da bir sanat ama
sanali gercek yapmak, o iste büyük bir yalan.

Bir süredir hazmetmek konusunda ciddi kafa yormamiz gerektigini
düsünmekteyim; bu sikintidandir, ülkemizin atlattigi büyük felaketi kendi
gozlerimle irdeleyebilmek icin 1 ay kadar beklemeyi tercih ettim, sonra da
yasanmis 25 güzel yilin nasil yikinti olduguna, verilen emegin nasil bir
hice donüstügüne gozlerimle sahit olmak üzere yola ciktim. Manzarayi
dinlemek ile gormek arasindaki o kalin cizgiden rahatsiz oldum, bir cicek
gibi gozümüzden sakinmayarak büyüttügümüz, bizden tüm ozelliklleri ozümsemis
olan o güzelim ortamin ve insanlarinin yokolusunu solugumun vucudumda
dolastigi her damarda ürpererek duydum. Bir zamanlar seyrine doyamadigim
günesin bile aglamaktan yoruldugu o güzelim topraklar, yillarca sesinden,
kokusundan uzak tuttugumuz teknoloji canavarlari ile dumduz edilmis, sanki
damarlarimiz teker teker vucudumuzdan cekilmis, yasama tutunacak dallarimizi
ellerimizden almis, goturmus.

Bunlari yaratirken, hani o bir ise baslarken ki hevesimiz vardir ya , hani o
heves zamanla kendini olaganliga birakir ya ve süre gectikce o olaganlik
bizi monotonluga iter ya, iste biz bu yilginliga dusmemis idik, ne bir dev
aynasinin onünde hedefler koymustuk, ne de o hayal dünyasinda yüzmüstük, ama
o hayali her sen üzerine bir tugla daha koyarak bina etmistik.

Kayip da o yillarin emegi oldu, cünkü temeline bakmadigimiz bir nokta
bizlerin tüm cabasini saniyelerle aldi gotürdü, dile kolay 25 senelik cennet
bahcemiz, ellerimizle büyüttügümüz, solar iken dirilttigimiz cicegimiz
koptu, ellere gitti.

Ben bu yolu hep Galatasaray icin düslerdim, dedim ya 25 dopdolu sene, gecesi
gündüzü ile, yazi ile kisi ile, aski, tutkusu, sevdasi ile, cilginligi,
vurdumduymazligi, düskünlügü ve yikilmisligi ile, yeniden ayaga kalkisi
ile...

Her sene üzerine bir tugla daha koydugumuz bir binanin bir gün temelinin
olmadigini gormektense veya o binayi tasiyamayacaginin farkina varmaktansa
onceden hesabini , kitabini cikartmak kuracagimiz saglikli ortamda
hedefimize süzülmek isterdim.

Kosmak icin once yürümek, yürümek icin once emeklemek gerekli...Ama sürekli
emeklemekle yürüyecegin günü beklemek veya yürüyebilecegini bildigin halde
güvendigin iki elinle de yere degmek zaman kaybindan baska birsey
degil.

Koskocaman ilkeleriyle dolu bir gecmisin üzerine insa etmeye calistigimiz
kulübümüzün bugun gelmis oldugu noktanin bizi tatmin etmedigini, daha yeni
yeni ellerini yerden birakmaya basladigini soylemek de kehanet olmasa gerek...

Galatasaray'i Galatasaray yapanin ufugunu gorebilme, gidecegi yorüngeyi
tespit etme ve tokezlese bile devam icin yedek yakitini planlama ve harcama
oldugunu bilerek bu yola ciktik. Tokezlesek de düsmemeye gayret ettik,
düssek bile kalktik. Zamana veya mekana bagli kalmadik, adimizi parmakla
sayilir sportif olaylara endekslemedik, kendimizi yaftalarla
civilemedik.Arayisimizin sürdügü ortada...

Galatasaray'i tutup ayaga kaldiracaklarin sikayet etmeye hakki yok, burada
isim vermeksizin elestirecegim birkac sahsin da bu dev aynalarinin da etkisi
ile cok zaman olmadik hedefler gostermesi(Avrupa Sampiyonlugu, Stadin
yenilenmesi) kulübe yarardan cok zarar veriyor. Herseyi bir baslangic ve bir
sondan ibaret gorenler icin gecilen merhaleler kocaman bir sifir ama o sonu
doguran da o ara hedeflerin gerceklesme yüzdeleri...

Sartlar insanlari kücük düsünmeye itmez, gerekli altyapisini saglikli kurmus
olusumlar binalardan gokdelenlere cikacak , sarsintilara da kurduklari
damper sistemleri gülüp gececeklerdir. Takilanlar, yikilanlar ya gidecekleri
noktalari onceden tespit edemeyip gündelik cikislar yapanlar, yani
basmaklari ücer-beser cikmayi deneyip nefessiz kalanlar ya da temelini
bilmedikleri yapilarinin üzerine insa edenler olacaktir. Kendi yapimizi
gozden gecirecegimiz bir ozelestiri icin vakit geciyor. Idari ve teknik
yonetimi, sporcusu ve taraftari ile...

Bizdeki depremler logaritmik Richter olcekleri ile degil eksponensiyel
olceklerle oluyor, icinde ekonominin canavarindan insanlarin psikolojik
yapisina kadar bircok faktor yatiyor. Ama gercek hep istatistikte yatiyor ve
biz bu bilim dalina hala yabanciyiz, hala anadan dogma temellere insa
halindeyiz. Sevdayi hesaplayamazsin ama performansi hesabetmeye mecbursun,
kotü bir proporsionalite ama sevda da performans ile exponensiyel
artiyor.

Bir Sevdadan Sonsuzluga Uzanan Yol

Akbay Arkin (27/08/99)

Her yeni sabahin hayatimizdan bir zaman dilimini daha caldigini dusunerek
uyanirdim onceleri ve uyanamayacaklar uzerinde hic kafa patlatmazdim.
Gunduz Vassaf bir kitabinda tum dunyada pozitif olarak algiladigimiz her
degere karsi cikmisti, geceyi gunduze, nefreti sevgiye,unutmayi ozleme
tercih etmisti, her ne kadar isyan etmek istemissem
de "neye,kime" sorulari arasinda bana bugune kadar kucuk beynimin icine
empoze edilen ve bana uzerinde dusunmeden kabul ettirilen bircok seyi de
sorgulama firsati verdigi icin de mutesekkir olmustum.
Bircok insan kiziyor, su dunya besiginin Tanri ile iliskilendirilmesine,
yalniz o sevdiklerimizi yanina alirken geceyi gunduze tercih etti,
sevebileceklerimizi aldigindan bize nefreti birakti ama ozlemimizi ve
isyanimizi yenemedi iste...

Hayatin evrenin her kosesinde biz ve sevdiklerimiz olmaksizin devam ettigi
gerceginden kopamasak da sonsuzluktan bir parcayi bedenimizin bir kosesine
cakmayi isterdik hepimiz kuskusuz. Dunya uzerinde gerceklik olarak
gordugumuz, bizi cok zaman ayni ogretilerle bagladiklari tekduze
zincirlerden kurtaran sevdalarimizla o sonsuzluga giden yola cikmayi
arzulariz, gel gor ki adi ustunde yolun sonunu bile bu dunyanin gercekligi
ile yargiladigimizdandir yolun uzerinde yasanmisliklari bir yana birakip
sonuna ulasma bagnazligi ile alinabilecek keyifleri de es geceriz...

Nereden nereye, dunyasal keyifleri unutuyor insan bu kadar uzuntu seli ile
basbasa kaldiginda, soylenecek kelimeler eski agirligini tasimiyor, yiliyor
gerceklerin karsisinda, dusunceler, hedefler anlamini yitiriyor...45 saniye
tum kurulanlari yikiyor ve yaninda goturmediklerini yeni bir sinava
itiyor.Hayati tekrar kazanma sinavina...

Size yazacagim bir yazinin gununun disina cikmasi hayal kurmaktan ote olur,
gel gor ki benim hayatimi kazanma sinavimin ufak bir parcasi da bu sonsuzluk
yolunun uzerinde keyif almayi basarabildigimi kanitlamak...

KAZANMAK BILE ANLAMINI YITIRMISKEN...

Dun yine kimileri televizyon basinda,kimileri Internet'in karsisinda yeni
bir heyecana ortak olduk. Nasip neyse diye ciktik, gayri cadi kazanindaki
entrikanin daha olacagini dusundugum bir gruba dustuk...
Futbol, futbol gibi oynanirsa guzel, cunku bunun siyasetini iyi bildigini
gosteren ulkeler, hadi genelleme yapmayalim takimlar oldugunu da gorduk.
Karsimizda inisini tamamlamis bir ekol, ayni ekol ile yonetilmeyi nasil
olduysa kabul edilmis snoplarin arasindaki en halk takimi ve arada dislanmis
gozukse de snoplardan daha snop ve daha pervasiz olan bir baska makina takim
var. Her mac kendince bir satranc...

Italyanlarda korkutucu olan nokta oynadiklari yaraticiliktan uzak, vazgectik
deseler bile akillarinin bir kosesine yazili Catanaccio defansa dayali ve
gol vuruslarindaki azliga ragmen verimli futbol anlayislarindan cok, futbol
sahasinin ustune insa ettikleri katta masabasinda cozdukleri futbol
oyunlaridir.Bireysel yeteneklerin gununde degil sezonunda olmasi nedeniyle
kendi liglerini onde kapamislardir, 5 senedir herhangi bir Avrupa basarilari
olmamasina ragmen seribasi olmuslardir. Forvette bizim pek hosumuza gitmeyen
tipte biri kafa toplarina cok hakim("Oliver Bierhoff"), digeri cok
hizli("Andrei Shevchenko") iki super oyuncuya sahip bu takimin durdurulmasi
da o denli zor olacaktir. Kafa kafaya bir orta sahamiz oldugunu dusunuyorum,
her ne kadar defansta zayifsak da. Forvet alternatifleri olarak biz daha
cesitli kombinasyonlara girebiliriz.

Londra'nin avami Chelsea, kadrosundaki 18!!! yabanci ve 6 Ingiliz oyuncu ile
hangi kulturde oynadigi belli olmayan ve her surprize acik bir takim.
Esitlige her zaman ozen gosteren UEFA bu Ingiliz!!!! takimina uyan yapisi
ile olusturdugu kura ve fikstur duzenegi ile bu takima oldukca buyuk sans
yaratmistir, onlarin da eli armut toplamiyor,kullanirlar herhalde.
Kalelerinden santraforlarina kadar her pozisyonda 2 milli takim oyuncusu
barindiran bu takimdaki oyuncularin ismini telaffuz ederken aklima takilan
nokta biri haric hepsinin takim oyununa yonelik oyuncu olduguydu. Bu bir
tanesi Gianfranco Zola...Yoksa Tore Andre Flo, Gustavo Poyet, Dan Petrescu,
Frank Lebouf, Graeme Le Soux bir onceki tanima yeterince uyan oyuncular,
yani yikilmasi gereken nokta hatlar arasi baglanti... Kopuk hat oynuyorlar,
Roberto Di Matteo ile hep on liberoya yakin bir sistem denediler, gol
yiyorlar ama bir fazlasini da atabiliyorlar.

Aslinda dislanmis gibi gozuken Hertha BSC de baska bir dert...Sakatliklar
dolayisiyla tam kadro cikamayacaklar. Ilk maca kadar golculeri Michael
Preetz'in iyilesmesi zor, Marco Rehmer de ilk etapta Kasim'a kadar
supheli... Gol sikintisi cekecekleri kesin. Bu isin Ali Daei ve Ilia Aracic
ile olmayacagini onlar da biliyor, ama cok saglam basan bir orta sahalari
var, genelde bize benzer oyun oynuyorlar, kalecileri yan toplarda cok zayif
ve pozisyon hatasi yapan da bir defanslari var, Sverisson-Hendrik Herzog
ikilisi oldukca yavas, en onemli nokta takim oldukca tecrubesiz...Orta saha
oyunculari bir harika, sagda yeni yetenek Sebastian Deisler, solda Michael
Hartmann, joker Dariusz Wosz ve degisken dorduncu bir adam mesela Rene
Tretschok...3-5-2 ile 3-4-3 arasinda degisiyor oyunlari, bizim de en
sevdigimiz oyun, deplasmanda basarisizlar, galibiyet ile baslamak icin
idealler...

Fiksturumuz iyi, ilk galibiyet ve sonraki iki zor deplasman ile ikinci yari
maclarina iyi baslayabiliriz. Son macin iddiasiz Hertha ile olmasini
isterdim, olsun AC Milan da olur. Iceride olmasi da onemli, is son maca
kaldi mi, iceride olmak onem kazaniyor...Gorundugu kadar zor bir grup degil,
zor mac da zaten isimize gelir, en azindan asiri soguga gidip gecen seneki
gibi donmayacagiz.

Dedik ya hayat devam ediyor biz de bir kosesinden treni tekrar yakalamaya
calisiyoruz, tren nereye goturuyorsa?

______________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LVW4 / LP3
76181 KARLSRUHE
Telephone : ++ 49 721 595 3571 or - 5543
Telefax : ++ 49 721 595 2882 or - 2541
E-Mail : Arkin.Akbay@khe.siemens.de
___________________________________________

Maymunlara yem vermeyin...

Akbay Arkin (26/7/99)

24.07.1999'da Turkiye'nin onemli spor abidelerinin birinde ileride
onarilamayacak yaralara yol acabilecek bir facianin ucundan donuldu.

"Allah Muhafaza"

Uzun zamandir alti pisirilen bir suni bombanin patlamasina ramak kalmisti.
Tellere tirmanan insan goruntuleri esliginde agiza alinmayacak galiz
kufurler, gundelik hayatimizda sikca yasadigimiz olaylarmiscasina,
vurdumduymazliklarimizi yuzumuze vurarak karsimiza cikti. Bu sahneler ne
ilk, ne de bu paranin basarilari satin alabilecegini, yumrugun gercekleri
silebilecegini sanan insanlar varoldukca son...Mactan cikan sozum ona spor
insanlarinin futbol maci olmaktan cikmis bu arenayi protesto etmeyisini
hayretlerle izledim. Sanki bu olanlar olagan seyler...

Ulkem insani kan dokulmedik olaylari pek ciddiye almiyor maalesef. Ama Allah
o telleri yapan ustadan razi olsun. Yani o stadda evsahibi takimin disinda
birileri kupalar kazanmaya gorsun. Artik Cumhurbaskani'nin kafasina pet sise
mi istersin, ulkenin Spor Bakani'nin verdigi kupa esnasinda yuhalamalar
mi...Neyse o stadda kupa almaya alisik bir kulubuz, sadece o da degil ,
gordugumuz muamelenin hicbir zaman cezalandirilmadigini da gorduk...

Soyunma odalarina rakip takim taraftarlarini cagirip kendimizi yumruklatmak
istemekten - o koridorda ne isleri varsa -, cikis tunelinde sirtimizi biraz
sertce sivazlatmaya kadar bircok misafirperver olayi yasadik. Havadar olmasi
icin otobus camlarimizi bile kendimiz kirdik. Tabii masosizmimiz bu kadarla
sinirli degil...Rakibimizin taraftari, oyuncularimiza ters iliski teklifini
yinelemekten geri kalmadi, tercih meselesi elbette...

"Mangir girdi aramiza"

Paralar buraya geldi mertlik bozuldu. Bu miktarda rakamlara oynayan
insanlarin, takim taraftarlari uzerinde yarattiklarini sandiklari olumsuz
havayi yasamaya devam ediyoruz, bunun bir felsefe isi oldugunu ispatlamaya
da ayni hizla, her gun yeni bir kupayla...

Bundan once yuzlerce mac yapip, yenip yenildigimiz bir takim...Cogumuzun can
arkadasinin olusturdugu bir suru insan...Kac kereler boynumun bukuk
ciktigini hatirlamadigim bir stad... Ama her zaman keyfini icime cektigim
bir hava... Heyecan denen o muthis duyguyu son damlasina kadar zerkeden bir
ortam...

Son birkac sene, bilmem dikkatleri cekmis midir, isin spordan cok kazanmak
oldugunu vurgulayan bircok demecle karsilasiyoruz. Bu isten neden bu kadar
sogundugu, neden insanlarin zaten normal hayatta varolan gerginligi
tuketmeye geldigi bir ortamin boylesine gerildigini de anliyoruz elbet...

Kazanma hirsi mukemmel, ama ya tebrik, ya tribunlere gidip onlar icin
ceplerindeki son kurusu doken insanlari alkislama, ya kazanan rakibimi o
insanlara alkislatma, onlar niye eksik...

Mactan once, can ciger kuzu sarmasi, mactan sonra bilmukabele... Macin
icinde nerede?

Cezayi sahada hakem veriyor, dogru veya yanlis...Niye hepimiz hakemiz,teknik
direktoruz, niye hepimiz sporcuyuz, yoneticiyiz...Yok boyle sey... Herkes
uzmanligi ne ise o isi yapiyor, diyoruz, yarin niye Ahmet'i liberoya koymadi
ile basliyoruz yaziya...Perhizin ustune cek bir lahana tursusu....

Bu insanlari beslemeyin beyler, adi taraftar olsun, adi yonetici ve sporcu
olsun, adi subjektif gazeteci olsun, bu insanlari yok edelim...Bu isin artik
tutar yani kalmadi, bagiriyor tehlike...Paranin sahibi, medyanin sahibi ayni
olmaya yaklasinca veya biri digerini satin almaya ve kolay reklami secmeye
baslayinca sokaktaki insan pek umursanmiyor. Onun gundelik acilari, gecim
sikintisi ve stada tasidigi bu psikoloji ile ilgilenilmiyor. Varsa yoksa
kazanmak....

Buyuk insan; kaybettiginden ders alandir, kaybettigi zaman yaptigi hatayi
tekrar eden degil. Isimleri takimina toplamak hic degil, guc odaklarini
etkilemek de...Kendine suni dusmanlar yaratmak da...Hakem x'ti, federasyon
y'di ile baslayan sonu gelmeyen kisir tartismalar...

"Hata bizde"

Biz hata yapmaya devam ediyoruz, kupalarimizi yerlestirecek yeni raflar
ayarliyoruz, altyapidan yetistirilen oyuncu sayisi kupasi, devamlilik
kupasi, basarisiz idari yonetime ragmen basarili sportif yonetim
kupasi....Sizler de bu hatalardan yapin. Yillardir Ataturk'un takimi diye
ovunur, baskaniniza padisah diye bagirirsiniz ve Osmanli reaya psikolojisini
tum ciplakligi ile yansitirsiniz.

Bu yuzden Turkiye Futbolu'nda isim olarak anilan adamlari son 30 senedir tum
devamliliklari ile biz cikartiyoruz, buyuk golculer bizde buyuyor, buyuk
Turk Teknik Direktorleri biz yaratiyoruz. Cunku biz spor yapiyoruz ve bunu
da gunluk basarilar ile degerlendirmiyoruz. 14 senenin her yeni sabahina
sampiyonluk diye sayiklayarak uyandigimiz gunlerden geliyoruz, son 15
senedir de Ivic'i ile Derwall'i ile baslayan Mustafa Denizli ve Fatih Terim
ile buyuyen, arada sirada Sigi Held ile, Reinhard Saftig ile dusen Graeme
Souness ile tokezleyen Kalli Feldkamp'i ile cocuklari futbolcu yapan bir
okul yarattik, her gecen gun artan bir kitleye dunya gerceklerini sunuyoruz,
gelecekten eksilttigimiz her gunesle aldigimiz kupa sayisina bir yenisini
ekliyoruz.

Gel gor ki en buyuk emele yani tesislesmeye, yani kaliciliga istedigimiz
hizda gidemiyoruz....

"Yetmez bize bir kupa, hedef artik...."

20 gun icinde akkoyunun belli olacagi ortaya cikti...Bu sene de sansin
gulebilecegini dusunuyorum, ama gucun daha oralarda olmadigi kesin...

Son dort senedir hep kupayla basliyoruz, umarim kupayla bitirmek aliskanligi
da bozulmaz. Coca Cola kupalarindan cok daha onemli olan su anda adinin
telaffuzunda zorluk cekilen hedefin once kapisinin aralanmasi, sonra da
artik ikinci kapinin da anahtarinin bulunmasi dilegiyle...
Cumartesi gorduklerim kapanisa da ilham veriyor: "Gazaniz mubarek ola,
dostlar"


______________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LVW4 / LP3
76181 KARLSRUHE
Telephone : ++ 49 721 595 3571 or - 5543
Telefax : ++ 49 721 595 2882 or - 2541
E-Mail : Arkin.Akbay@khe.siemens.de
___________________________________________
<>

Ufka Dogru Bir Sohbet

Akbay Arkin (23/7/99)

Spor ulemaligini gostermenin en kolay yolu bol bol ahkam kesip sikayetci
olmaktan gecer. Masabasi ulemaligindan da oteye gidemez. Yapiciliktan uzak,
ayrintilara takilan, sartlari gozardi eden sakat tahliller olusturur.

Aslinda her canimiz sikildiginda satastigimiz hakem ve medya topluluklarina
olan suni kinimiz de bu carpik olusumu sahneledigimiz bir gosteriden oteye
gecememektedir. Ogretici rolu oynamak cok zamanlar dozaji kacan bir ukalalik
duzeyine ulasmakta, hedefledigi yarardan cok denenmekte olani sekteye
ugramasina ve hatta hatta sonucun kotu olmasina yol acmaktadir. Sonunda "
Ben demistim, boyle olacagini zaten biliyorduk..." gibi egoyu one cikartan
mesajlarla dogal akis surecini tamamlamaktadir.

Umarim icerikteki iyiniyet okunur da basta icinde olmaktan korktugum icin
yazdigim o bol ahkam kesen spor ulemalari payesine nail olmam. Bazen
iyiniyeti 180 derece dondurup "Suclusun" karari ile iade ederler adama...

Ulkem insani her yasanan uzerine fikir yurutebilme yetisi ile donatilmistir,
bunu bir hak olarak gormekten cok, kopulamayan bir sevda, bir zorunluluk,
bir sorumluluk hatta bir yasam tarzi haline getirmistir. Baskalarinin
davranis bicimlerine olan ilgimiz ulkemizde tutan TV Programlari ile kendini
ispat etmektedir.

Kendi isimize bakmaktan cok, yarattigimiz gunluk kahramanlari negatif yonde
kiyasiya elestirmek ve kendimize de boylece "Bak, ben bir kahramani
elestirdim" statusu kazandirmaya yonelik ego tatmininden baska bir sey
degil. Sirtimizda getirdigimiz insanlari yarin "Bak boyle yapti , soyle
etti" diye kendini kurtarmaya yonelik cabalarla en derin batakliklarin icine
gomup yok etmek aslinda kendi secimlerimizde ne kadar hatali oldugumuzun
ispati...

Buyuklugu gosterip bu konuda basarisiz oldugumuzu itiraf edemeyecek kadar
kendimizi cok seviyoruz, belki de yaratilan suni kahramanliklari ve makamin
gucunu...Cunku bize bir statu veriyor, hatta bir asalet...

Spor, bugun yukaridaki yazinin saniyeler ritminde tekrarlandigi ortamlari
yaratan suni bir kapisma halini aldi, bu haliyle de kimseciklerin hosuna
gitmez oldu...Sevgilerin bile satin alinabilecegini sanan suluklerin doldugu
ticari bir meta...

Kulup adlarinin, lig adlarinin satildigi bir yerde yarin satilik
taraftarlarin da olmasi herhalde utopya degil, ki bir zamanlar sevdalar bu
kadar ucuz degildi.

Kisir dongu oyle bir hal almis ki bugun herhangi bir takim sporunda
oyunculariniz daha sezonun basinda , hazirlik safhasinda ekstra
performanslar gostermeyi birakin, agir calismalardan yorgun bir halde kotu
bir tablo cizerlerse takim yoneticileri bile takviyelerden, yeni
transferlerden soz eder olmus, adi da gelecegi gormek, yatirim yapmak
olmustur.

Insanlari elestirdigimiz kriterleri sanirim dogru secemiyoruz, veya
elestirdiklerimiz inanilmaz ozguvene sahipler ki bu elestirilerden
kendilerine hic pay cikartmiyorlar. "Basarisizdir" basligi altinda
siraladigimiz ozellikle idari konularda bir adim ileri gidilmemis olmasi ne
kadar aci...

Yapilan sportif yenilemelerin semeresini gorecegiz. Dallara girmemize gerek
de yok, kulubumuzun idari konulardaki performansi takdirlerinize her gun
sunuluyor. Sportif yoneticilerin , idari yoneticilere " Golge etme , baska
ihsan istemem" serzenislerindeki mesajin algilanamamis olmasi, pisirilip
onumuze kondugu iddia edilen tesislesme ve tesis yenilemenin yerinde kavak
yelleri esmesi, sanirim yukarida asi gecen basarisizlik listesi
kriterlerinin basinda gelmektedir.

Kulubun sportif basarilarini birkac dala endekslemek ve bunlarin para
yaptigini iddia edip "egocentric" bir surrealizm gosterisinde bulunmak yarin
birbirine sevda ve yillar ile bagli olusumlar- ki bunlar sportif dallar ve
taraftar(basketbolda bir basari yakaladigimiz zaman doldurdugumuz tribunleri
ve onceki halini bir hatirlayalim)- arasina bomba koymaktan oteye
gecemeyecek. Biz bir spor kulubuyuz, bir anonim sirket degiliz...

Sevdamiz da populizm amacli degil, insanlari bir buyuk basari ve tanitim
ortami altinda toplamaya yonelmistir artik. Bir burjuvazi ile tribunde
bagirmaktan da vazgecmedik ki, yani sekilciliklere esir olmadik.

Yapamayacigini hedef gosterip beni uzme kardesim, basarisiz isen de itiraf
et. Biz bu kulubun sahibiyiz, kalicisiyiz, sen de benim kadar seviyorsan gel
biraz da yanimda otur, benim gorduklerimi gor, senin yerinde oturacaklara
yardimci olmaya calis. Bu sene yapilan yenilemelerde odemedigin bonservisler
sayesinde ayakta duruyorsan ve baska hic bir yenileme yapamadiysan kendin
icin koyulmus basari degerlendirme formatinin da bir ustunden gec.

Kongreden kongreye sari-kirmizi kitapciklar bastirip, 95'te sunu yaptik,
96'da sunu demek guzel, bana ilk kongrede verdigin sozu tuttun mu acaba, onu
da sor...

GS, sampiyonluklar gorur, kupalar kaldirir, GS'i GS yapansa ulkeye actigi
ufuktur. Soyle bir ufka bakalim artik....

______________________________
ARKIN AKBAY
Siemens AG KWU LVW4 / LP3
76181 KARLSRUHE
Telephone : ++ 49 721 595 3571 or - 5543
Telefax : ++ 49 721 595 2882 or - 2541
E-Mail : Arkin.Akbay@khe.siemens.de
___________________________________________