Sevinc gunleri ya kimseye laf anlatamazsiniz simdi, su hazimli olmayi bir
turlu beceremiyoruz ya milletce. Oncelikle dostlari teker teker tebrik
edeyim. Sonra da hemen sekle girelim.
Bu sene de tum zorluklara ragmen sampiyonuz, her ne kadar son uc macta
Turkiye liglerinin vasat takimlarindan birinin uzerine cikamayacak
laubalilikte oynadiysak da bu tokat gibi gercegi degistiremiyor. Sene
boyunca tartistigimiz konularin ustune sunger cekiyor mu bu olanlar? Elbette
ki uzerinde kafa patlattigimiz idari basarisizlik onumuzdeki donemlerde
basimizi iyiden iyiye agritacaga benziyor.
Asil elestirilecek konu ise kelimelerin kusuruna bakin ama bazi
sporcularimizin transfer politikalarina yaklasimi olacaktir. Daha dune kadar
2.Lig'de pismek icin kiralik oynayip GS'in Sampiyonlar Ligi'nde yari final
kapisindan donduren birtakim sporcularin soylerken zorlandigimiz rakamlardan
bahsetmeleri zihinlerimizde soru isaretleri birakmakta... Bu paralara
yetistirlecek oyunculari dusundukce de icimiz sizlamakta. Bugun 2-3 milyon
dolara ust duzey sporcularin takim degistirdikleri Avrupa piyasasinda bunun
iki mislini verebilecek kapasiteye sahip oldugunu aciklayan Turk
yoneticilerinin 32 yasinda kume dusmus bir takimin oyuncusunu ve takiminda 1
sezon boyunca hic forma giymemis olan baska bir oyuncuyu transfer etmeye
calismalari da bir transfer aymazligindan baska birsey olmasa gerek.
Centilmenlik anlasmalari yapan kuluplerin, bu tip transferleri her ne kadar
kendi tasarruflari da olsa, gelir-gider dengesinden bu dozda sikayet ederken
ortaya konulan transfer politikalari , spordaki basaridan cok transferdeki
basariya yoneliyor. Bu konudaki en basarili rakibimize ise her
sampiyonlugumuz 40-50 milyon dolara maloluyor.
Ayaklarin yere basmasi gerektigini soylerken cuvaldizin takimimizin
sporcularina da batmasini ozenle diliyorum.Yapilacak diye nara atilan stadin
uzerine de bir bardak soguk su icildigi goruluyor, bu is oyle yuzsuz oldu ki
yarin obur gun transferde cok para verdik ondan yapamadik, Turkiye'nin
ekonomik sartlari iste gibi bahanelerle elmalarla armutlar birbirine
karisacaga benziyor. Gayri bize de bu seyirligi yorumlamak kaliyor.
Olsun biz bu sene de ciktik ya kerevetine... Basaridan sonra onun
sarhosluguna kapilmak...O tam Turk isi iste...
GS'in nefesi Ulker'e yeter mi?
21/Nisan/1999
Sene basinda beklemedigimiz bir performansla uzun sure lig liderligi yapan
ve yasli ama tecrubeli kadrosunun nefesini maraton yerine sprinte hazirlayan
GS'in sene ortasindan itibaren dususunu maalesef ibretle izledik...Ozer
Agabey'imin Koray Mincinozlu takimi Play_off'lara sakladi tezini dogru
bulmadigimi Oyak Renault maclari ile ornekleyebilirim. GS'in winning team'i
o gun gunundeyse maci kopartiyor, bunu Tofas ile Istanbul'daki mac , Efes
ile birinci devredeki mac gosterdi...Winning Team'in degisilmez adami Orhun
Ene'nin uzun sure sakat sakat oynamasi, ardindan da vucudun bu ihanete
dayanamasi ile uzun sure devredisinda kalmasi, tum iyiniyetine ragman Kerem
Tunceri'nin henuz rahmetli Eczaci'li Kara Murat Sener'den oteye gidemeyen
liderlik kopyasi ile takimi tasiyamamasi bu dususun onemli sebebi...Arti
yasli iki oyuncu Richard Petruska ve Patrick Durham'in takim oyunundan biraz
da uzak oynayis ve skoru tasiyabilme ozelliklerini yitirmeleri de baska bir
sebep...Bunu ilk devre high season'i yakalayip 3 saniye ici hakimiyeti ile
rakibi gomulmeye zorlayan ve bos kalan sutorlere seri top ceviren bir yapida
oynamalari ile gelen galibiyetlerde gorebiliriz...
GS gununde olunca agresif savunma yapabilen de bir takim...Yalniz yasin
getirdigi birtakim negatif tecrubeler de var. Yasli oyuncu bir macin ne
zaman donecegini uc asagi bes yukari kestirir, bunun icin GS'da ikinci
yarinin 10lu ilk dakikalarindaki yuzde macin sonunu gosteriyor ve GS maci
daha sonra lehine cevirebilen bir ekip degil. Yalniz siniri saglam olan bir
takim olmasi , yuksek stres getiren buyuk maclarda dizlerin uzerine daha iyi
oturulmasini getiriyor.
Dikkat edilecek onemli bir husus, GS'in genc ve hizli takimlardan cektikleri
ve kendi tipinde oynayan takimlara karsi acizligi...Birincisine ornek olarak
Karsiyaka, ikinci yarida Kombassan maclari ve Oyak Renault'u Play_Off
maclari verilebilir, ikincisi de Fenerbahce...
Ilginc olan bu olgunun Ulker ile her iki yaridaki maclarda islememis
olmasi...
Iceride Rankin gibi bir dev ile basedebilecek bir Petruska ve bir Durham var
ise Ulker'in herhangi bir ikinci uzunu maci lehine cevirmesi kolay
olabilirdi,buna karsilik zone'a oturan ve gomulen GS, sutor icin Allah'a dua
etmesi gerekiyor. Harun veya Haluk bizi bolca opebilir...
Dinlenmis ve taktik calismasi yapmis bir Ulker'e alternatif savunma ve hucum
organizasyonlari ile cikamayacak olusumuz bir dezavantaj gibi gozukse de 2
sinir savasi fazla yapmis olusumuz mental dayaniklilik acisindan da bir
avantaj, 4 maclik bir periyod gibi duruyor ve GS seyircisinin ellerinden
opuyor. Cunku mental dayaniklilik, anatomik dayaniklilik ile kiyas kabul
etmiyor, daha cok isteyen, daha cok kosan, ve daha cok sokan kazaniyor.
Onun arkasinda da Efes Pilsen var, onu gecen Tofas'a veya Fener'e gidiyor.
Bizimkiler icin yol cok uzun ve yorucu gozukuyor....
ARKIN AKBAY
Doymak icin yeterli kadar kosmadik
17/Nisan/1999
Son zamanlarda Galatasaray Spor Kulubu'nun taraftarlarinda ciddi bir
bezginlik gorulmekte, bunun cokca da hakli sebebi var...
Bircok alanda faaliyet gosteren kulubumuzun daha kendine ait spor kompleksi
olmayisi ve karsilasmalarina Istanbul'un cesitli semtlerindeki Spor
Bakanligi'na bagli tesislerde devam etmesi dusundugumuz oncu atilimin
kilitlenmesine de sebep oluyor.Sporun onemli temel taslarindan biri olan
tesislesmede "Stad Insasi" fikrini ortaya ilk atan ve modernizasyon olgusunu
ikinci planda tutan kulubumuzun mali sikintilari hakkinda cesitli vesileler
ile goruslerimizi bildirmis ve cozum yollarinin gunumuzun kosullarinda
kapali oldugunu da ortaya koymus idik.
Bugun spor kuluplerinin taraftar profiline bakildiginda, kulup giderlerini
karsilayacak duzeyde getiri saglayabilecek bir seviyenin olmadigini
soyleyebiliriz. Yavas yavas burjuvaziye kacan taraftar profilinin parami
verir, eglencemi satin alirim mantiginin en guzel etkilerini ASY'deki 98/99
kupa finalinde, Bayanlar Basketbol Ligi Finali'nde yasadik...
GS'in takimlarini ele aldigimizda Voleybol takimini desteklemek icin
Altunizade Burhan Felek Kapali Salonu'na veya Akatlar Ist. Buyuksehir
Belediyesi Salonu'na, Futbol takimi icin Mecidiyekoy'deki ASY Stadyumuna,
Basketbol Takimlari icin Maslak'taki Ayhan Sahenk Kapali Salonu'na veya
Yedikule Abdi Ipekci Spor Salonu'na gitmek gerekiyor. Buna dayanacak nefese
ve maddi guce olan ihtiyac da cabasi...
Aslinda beklentiler biraz farkliydi...Bugun hasbelkader yasamis oldugum
Avrupa'daki kuluplerin yapisini incelemek vaka-i adiyeden oldu. Amma velakin
kulube pozitif degerler kazandirabilecek de bir suru nokta var.
Bizim yaptigimiz onemli hatalari bir siralayalim isterseniz: Ozellikle
sporcu transferlerinde yaptigimiz ciddi bir yanlis var...Ornek: Bugun
Almanya'nin "en ust seviye" oyunculari olarak nitelendirilen oyuncularinin
bonservis fiyatlari 2 ila 4 milyon mark arasinda iken bizim ulkemize gelecek
oyuncu bunun iki mislini istiyor ve cogu zamanda bu oyuncu ununu elemis bir
sekilde geliyor...Buldugumuz yetenekli oyuncuyu elimizde zaten tutamiyoruz
bu da rekabet sansimizi azaltiyor.
Avrupa'da bizim olculerimizde sponsoru olmayan buyuk kulup yok gibi, bugun
Barcelona ile Real Madrid'i bir yana koyun ki onlardan da Barcelona'nin
erkek voleybol takimi yok ama dunya capinda hentbol takimlari var, hep
basketbol takimlarini birileri desteklemis , gecen seneye kadar Real bircok
takimini TEKA ile anlasmali goturuyordu...
Bugun Almanya'da Bayern'in iki onemli sponsoru Opel ve Adidas ve sadece
futbol takimi var. Italya'da Juve , sadece futbol takimi ile sahnede iki
sene Sony ve Fiat ile calisti, bu sene sifreli televizyon kanali ile
calisiyor, keza Milan Opel ile yillarca calisti, ayni Paris Saint Germain
gibi, Olympique Marseille arkasinda Ericsson, Bordeaux'unun arkasinda Waiti
var... ve sadece futbol takimlari ile varliklarini surduruyorlar...
Bu alan basketbolda daha da ilerlemis durumda Milano , Tracer, Philips ,
Sony ile calisti, Treviso yillardir Benetton'la...Voleybol da ayni
sekilde....Dusunun sene Arcelik'le Final Four'da oynayan yillarin koklu
voleybol takimi Ekaterinburg'un Rus takimi olmasina ragmen-ki Rus
ekonomisinin durumunu takdir edersiniz- sponsoru var. Komsumuz
Yunanistan'da AEK'nin sahibi olan sirket Avrupa'da bircok takimi ayni anda
yurutuyor. AS Roma , Fransa 2.Ligi'nden Nice'i satin aldi, oyunculari burada
pisiriyor, bu isi Romanya'da Samsunspor bile denedi.
GS Spor Kulubu'nun alacagi onemli dersler var...Bir kere her alani kendi
ozkaynaklari ile finanse edemeyecegini gormeli, aslinda gordu de. Gecen sene
Kombassan sponsorlugu birtakim noktalardan donduruldu, aslinda dogru da
oldu. Ama dusunce onemli idi...
GS kendine bir spor koyu insa etmek durumunda, ayni Munih'teki Olimpiyat
Parki gibi...Kapali yuzme havuzu, stadi, salonu, atletizm pisti, suni golu,
velodromu ile komple bir tesis...Ev diye hergun gidip oturabilecegimiz bir
rekreasyon merkezi...
Bir aralar Dogan Hasol beyefendi ikinci kopru yolunun kavsaklarinin birinde
bir arazi icin boyle bir planlamanin icine girmis idi...Bugun ASY ve Cevre
arazilerin getirisi bu kompleksi yaptirir, bu rantin herkes farkinda, yeter
ki buna niyet olsun....GS'in onumuzdeki 50 yili bu hedefi yakalamayi
gerektiriyor.
Doyumun bir baska sebebi de gidecek yeni bir hedefin bir turlu
olamamasindanda yatiyor. Hicbir takimimiz bu giderlere ragmen Avrupa'da
ceyrek finali dahi yakalayamadi...Bence profesyonelligin sadece para alirken
ortaya ciktigi bir ulkede de haysiyetli oyuncunun aldigi parayi hedefini
tutturamadigi icin iade etmesi veya performansi begenilmedigi icin primini
veya tarnsfer taksidini alamamasi gibi bir durumun olmasi da beklenemiyor.
Ayni hedefi vurduktan bir sure sonra sikilirsiniz , uzaktaki hedefi de
tutturamadiniz mi seyirci de seyirden sikilir...Iste bu doygunluk beni
korkutuyor. Arsive koyacak cok basariyi topladik da, tarihi durduracak
basarilari ozledik, yerimizde sayar olduk...
Durum Iyice Kotuye Gidiyor
30/Mart/1999
Bir suredir farkindasinizdir, bircok badireler atlatan camiamiz sesini kesip
tum sportif dallarda sampiyonluga kilitlendi. Yalniz kazin ayagi idari kisim
icin pek de oyle degil.
Gecen hafta Kalamis'ta muhalefetin golge kabine kurma calismasi basladi ve
GS Butcesi'nin onayina karsi cikan 294 uye toplandi ve yeni bir yonetim
aradi. GS'da pek de esine rastlanmayan bir olusum bu...Her zaman secilen
yonetime destek vermeyi ilke edinen uyeleri bu tip bir toplantiya iten ne
olabilirdi?
Yonetim quartal bilancolarini bir zamanlar herkese acik tutarken bugun maas
bordrolarini bile isteyenlere vermemesi ilginc...Bu kulubu buraya getiren
calisanlarinin agzindan da birkac kelime eklemek isterim:
Gecen seneden bu seneye hic zam yapilmadi, poersonel maaslari en erken 2 ay
gecikmeyle odeneiyor, Fatih Terim tam 1 senedir maas almiyor, cebinden Rumen
oyuncular icin cikan para 500 bin dolar... Basketbolcular isi yavaslatti(hem
erkek hem de kiz takiminin yabancilari surekli isyan halinde, sonuclar
gercekleri ifade ediyor zaten). Voleybol subesine bes kurus para ayrilmadi.
GS'da ekol olmus dallar artik birer birer altyapisizligin da etkisiyle
cokuyor. Kurek subesindeki atak sevgili Osman Hattat'in Kucukcekmece'de
yaptirilmasina on ayak olmasina ve batakliktan tesise donusturulmesine ustun
mali destek saglamasina bagli olarak meydana geldi.
Mac basina sadece Rumen oyunculara giden para (3'u buradayken) 50 milyar
Turk Lirasi'ydi. Hagi'nin , Popescu'nun GS'a verdigi performansa soyleyecek
laf yok, yalniz ayagimiz pek de oyle yorgana gore uzamadi bu
transferlerde...Ayrica muzeye bircok kupa, arsive de bir o kadar Turkiye ici
basarisi ekledik, gel gor ki asil hedef olan tanitimda, idari kuvvetlenmede,
kendi kendine finansmanda, ic dinamiklerin hayata gecirilmesinde, hedef
koyup sene sonlarinda bu hedefleri degerlendirmede,kulup ici demokraside,
tesislesmede, istatistik degerlendirme bolumlerinde, bilimsel anlayista
kalici hicbir ilerleme kaydedemedik.
Ayni toplantinin sonlarina dogru , toplanti boyunca uzerinde baskanlik
baskisi kurulan sevgili Alp Yalman-ki sahsim adina kendisinin donemini de bu
donemden pek de parlak gormedigimi ifade etmek durumundayim, ama objektif
olarak olaylari aktarmak durumundayim- aynen su kelimeleri kullanarak GS'in
durumunu ozetlemis:
"50 milyon dolar acik, bu yuku ancak tum GS'lilarin yardimi ile
kaldirabiliriz, bu bir adamin veya bir yonetimin meselesi veya yuklenecegi
bir yuk olamaz. Bugun stad yapmaktan bahsedenlerin onune cikan maliyet 190
milyon dolar, borc ise 50 milyon dolar ve her gecen gun artiyorsa bu stadin
finansmanini bir kere daha gozden gecirmemiz gerekir. Bugun Riva'daki
arazilerimiz, Florya, Kurucesme, Kalamis, Ali Sami Yen ve Kucukcekmece'yle
buyuk bir gayrimenkule sahip olmamiza ragmen, satabilecegimiz arazilerle
bile bu borcu kapatamayiz"
Gelecek ay transfer taksitleri var...Varin gorun GS'daki yeni tiyatroyu...
Bir dusersek birkac sene ayaklanamayacagimizi da bilin lutfen, kendinizi
buna gore de hazirlayin...Yoksa hep beraber cok uzulecegiz.