Arkin Akbay

© Arkin Akbay, arkin.akbay@cimbom.org

ONCE AYAKLAR YERE....

2/Haziran/1999
Arkin Akbay
Sevinc gunleri ya kimseye laf anlatamazsiniz simdi, su hazimli olmayi bir turlu beceremiyoruz ya milletce. Oncelikle dostlari teker teker tebrik edeyim. Sonra da hemen sekle girelim.

Bu sene de tum zorluklara ragmen sampiyonuz, her ne kadar son uc macta Turkiye liglerinin vasat takimlarindan birinin uzerine cikamayacak laubalilikte oynadiysak da bu tokat gibi gercegi degistiremiyor. Sene boyunca tartistigimiz konularin ustune sunger cekiyor mu bu olanlar? Elbette ki uzerinde kafa patlattigimiz idari basarisizlik onumuzdeki donemlerde basimizi iyiden iyiye agritacaga benziyor.

Asil elestirilecek konu ise kelimelerin kusuruna bakin ama bazi sporcularimizin transfer politikalarina yaklasimi olacaktir. Daha dune kadar 2.Lig'de pismek icin kiralik oynayip GS'in Sampiyonlar Ligi'nde yari final kapisindan donduren birtakim sporcularin soylerken zorlandigimiz rakamlardan bahsetmeleri zihinlerimizde soru isaretleri birakmakta... Bu paralara yetistirlecek oyunculari dusundukce de icimiz sizlamakta. Bugun 2-3 milyon dolara ust duzey sporcularin takim degistirdikleri Avrupa piyasasinda bunun iki mislini verebilecek kapasiteye sahip oldugunu aciklayan Turk yoneticilerinin 32 yasinda kume dusmus bir takimin oyuncusunu ve takiminda 1 sezon boyunca hic forma giymemis olan baska bir oyuncuyu transfer etmeye calismalari da bir transfer aymazligindan baska birsey olmasa gerek.

Centilmenlik anlasmalari yapan kuluplerin, bu tip transferleri her ne kadar kendi tasarruflari da olsa, gelir-gider dengesinden bu dozda sikayet ederken ortaya konulan transfer politikalari , spordaki basaridan cok transferdeki basariya yoneliyor. Bu konudaki en basarili rakibimize ise her sampiyonlugumuz 40-50 milyon dolara maloluyor.

Ayaklarin yere basmasi gerektigini soylerken cuvaldizin takimimizin sporcularina da batmasini ozenle diliyorum.Yapilacak diye nara atilan stadin uzerine de bir bardak soguk su icildigi goruluyor, bu is oyle yuzsuz oldu ki yarin obur gun transferde cok para verdik ondan yapamadik, Turkiye'nin ekonomik sartlari iste gibi bahanelerle elmalarla armutlar birbirine karisacaga benziyor. Gayri bize de bu seyirligi yorumlamak kaliyor.

Olsun biz bu sene de ciktik ya kerevetine... Basaridan sonra onun sarhosluguna kapilmak...O tam Turk isi iste...

GS'in nefesi Ulker'e yeter mi?

21/Nisan/1999
Sene basinda beklemedigimiz bir performansla uzun sure lig liderligi yapan ve yasli ama tecrubeli kadrosunun nefesini maraton yerine sprinte hazirlayan GS'in sene ortasindan itibaren dususunu maalesef ibretle izledik...Ozer Agabey'imin Koray Mincinozlu takimi Play_off'lara sakladi tezini dogru bulmadigimi Oyak Renault maclari ile ornekleyebilirim. GS'in winning team'i o gun gunundeyse maci kopartiyor, bunu Tofas ile Istanbul'daki mac , Efes ile birinci devredeki mac gosterdi...Winning Team'in degisilmez adami Orhun Ene'nin uzun sure sakat sakat oynamasi, ardindan da vucudun bu ihanete dayanamasi ile uzun sure devredisinda kalmasi, tum iyiniyetine ragman Kerem Tunceri'nin henuz rahmetli Eczaci'li Kara Murat Sener'den oteye gidemeyen liderlik kopyasi ile takimi tasiyamamasi bu dususun onemli sebebi...Arti yasli iki oyuncu Richard Petruska ve Patrick Durham'in takim oyunundan biraz da uzak oynayis ve skoru tasiyabilme ozelliklerini yitirmeleri de baska bir sebep...Bunu ilk devre high season'i yakalayip 3 saniye ici hakimiyeti ile rakibi gomulmeye zorlayan ve bos kalan sutorlere seri top ceviren bir yapida oynamalari ile gelen galibiyetlerde gorebiliriz...

GS gununde olunca agresif savunma yapabilen de bir takim...Yalniz yasin getirdigi birtakim negatif tecrubeler de var. Yasli oyuncu bir macin ne zaman donecegini uc asagi bes yukari kestirir, bunun icin GS'da ikinci yarinin 10lu ilk dakikalarindaki yuzde macin sonunu gosteriyor ve GS maci daha sonra lehine cevirebilen bir ekip degil. Yalniz siniri saglam olan bir takim olmasi , yuksek stres getiren buyuk maclarda dizlerin uzerine daha iyi oturulmasini getiriyor.

Dikkat edilecek onemli bir husus, GS'in genc ve hizli takimlardan cektikleri ve kendi tipinde oynayan takimlara karsi acizligi...Birincisine ornek olarak Karsiyaka, ikinci yarida Kombassan maclari ve Oyak Renault'u Play_Off maclari verilebilir, ikincisi de Fenerbahce...

Ilginc olan bu olgunun Ulker ile her iki yaridaki maclarda islememis olmasi...

Iceride Rankin gibi bir dev ile basedebilecek bir Petruska ve bir Durham var ise Ulker'in herhangi bir ikinci uzunu maci lehine cevirmesi kolay olabilirdi,buna karsilik zone'a oturan ve gomulen GS, sutor icin Allah'a dua etmesi gerekiyor. Harun veya Haluk bizi bolca opebilir...

Dinlenmis ve taktik calismasi yapmis bir Ulker'e alternatif savunma ve hucum organizasyonlari ile cikamayacak olusumuz bir dezavantaj gibi gozukse de 2 sinir savasi fazla yapmis olusumuz mental dayaniklilik acisindan da bir avantaj, 4 maclik bir periyod gibi duruyor ve GS seyircisinin ellerinden opuyor. Cunku mental dayaniklilik, anatomik dayaniklilik ile kiyas kabul etmiyor, daha cok isteyen, daha cok kosan, ve daha cok sokan kazaniyor.

Onun arkasinda da Efes Pilsen var, onu gecen Tofas'a veya Fener'e gidiyor. Bizimkiler icin yol cok uzun ve yorucu gozukuyor....

ARKIN AKBAY

Doymak icin yeterli kadar kosmadik

17/Nisan/1999
Son zamanlarda Galatasaray Spor Kulubu'nun taraftarlarinda ciddi bir bezginlik gorulmekte, bunun cokca da hakli sebebi var...

Bircok alanda faaliyet gosteren kulubumuzun daha kendine ait spor kompleksi olmayisi ve karsilasmalarina Istanbul'un cesitli semtlerindeki Spor Bakanligi'na bagli tesislerde devam etmesi dusundugumuz oncu atilimin kilitlenmesine de sebep oluyor.Sporun onemli temel taslarindan biri olan tesislesmede "Stad Insasi" fikrini ortaya ilk atan ve modernizasyon olgusunu ikinci planda tutan kulubumuzun mali sikintilari hakkinda cesitli vesileler ile goruslerimizi bildirmis ve cozum yollarinin gunumuzun kosullarinda kapali oldugunu da ortaya koymus idik.

Bugun spor kuluplerinin taraftar profiline bakildiginda, kulup giderlerini karsilayacak duzeyde getiri saglayabilecek bir seviyenin olmadigini soyleyebiliriz. Yavas yavas burjuvaziye kacan taraftar profilinin parami verir, eglencemi satin alirim mantiginin en guzel etkilerini ASY'deki 98/99 kupa finalinde, Bayanlar Basketbol Ligi Finali'nde yasadik...

GS'in takimlarini ele aldigimizda Voleybol takimini desteklemek icin Altunizade Burhan Felek Kapali Salonu'na veya Akatlar Ist. Buyuksehir Belediyesi Salonu'na, Futbol takimi icin Mecidiyekoy'deki ASY Stadyumuna, Basketbol Takimlari icin Maslak'taki Ayhan Sahenk Kapali Salonu'na veya Yedikule Abdi Ipekci Spor Salonu'na gitmek gerekiyor. Buna dayanacak nefese ve maddi guce olan ihtiyac da cabasi...

Aslinda beklentiler biraz farkliydi...Bugun hasbelkader yasamis oldugum Avrupa'daki kuluplerin yapisini incelemek vaka-i adiyeden oldu. Amma velakin kulube pozitif degerler kazandirabilecek de bir suru nokta var.

Bizim yaptigimiz onemli hatalari bir siralayalim isterseniz: Ozellikle sporcu transferlerinde yaptigimiz ciddi bir yanlis var...Ornek: Bugun Almanya'nin "en ust seviye" oyunculari olarak nitelendirilen oyuncularinin bonservis fiyatlari 2 ila 4 milyon mark arasinda iken bizim ulkemize gelecek oyuncu bunun iki mislini istiyor ve cogu zamanda bu oyuncu ununu elemis bir sekilde geliyor...Buldugumuz yetenekli oyuncuyu elimizde zaten tutamiyoruz bu da rekabet sansimizi azaltiyor.

Avrupa'da bizim olculerimizde sponsoru olmayan buyuk kulup yok gibi, bugun Barcelona ile Real Madrid'i bir yana koyun ki onlardan da Barcelona'nin erkek voleybol takimi yok ama dunya capinda hentbol takimlari var, hep basketbol takimlarini birileri desteklemis , gecen seneye kadar Real bircok takimini TEKA ile anlasmali goturuyordu...

Bugun Almanya'da Bayern'in iki onemli sponsoru Opel ve Adidas ve sadece futbol takimi var. Italya'da Juve , sadece futbol takimi ile sahnede iki sene Sony ve Fiat ile calisti, bu sene sifreli televizyon kanali ile calisiyor, keza Milan Opel ile yillarca calisti, ayni Paris Saint Germain gibi, Olympique Marseille arkasinda Ericsson, Bordeaux'unun arkasinda Waiti var... ve sadece futbol takimlari ile varliklarini surduruyorlar...

Bu alan basketbolda daha da ilerlemis durumda Milano , Tracer, Philips , Sony ile calisti, Treviso yillardir Benetton'la...Voleybol da ayni sekilde....Dusunun sene Arcelik'le Final Four'da oynayan yillarin koklu voleybol takimi Ekaterinburg'un Rus takimi olmasina ragmen-ki Rus ekonomisinin durumunu takdir edersiniz- sponsoru var. Komsumuz Yunanistan'da AEK'nin sahibi olan sirket Avrupa'da bircok takimi ayni anda yurutuyor. AS Roma , Fransa 2.Ligi'nden Nice'i satin aldi, oyunculari burada pisiriyor, bu isi Romanya'da Samsunspor bile denedi.

GS Spor Kulubu'nun alacagi onemli dersler var...Bir kere her alani kendi ozkaynaklari ile finanse edemeyecegini gormeli, aslinda gordu de. Gecen sene Kombassan sponsorlugu birtakim noktalardan donduruldu, aslinda dogru da oldu. Ama dusunce onemli idi...

GS kendine bir spor koyu insa etmek durumunda, ayni Munih'teki Olimpiyat Parki gibi...Kapali yuzme havuzu, stadi, salonu, atletizm pisti, suni golu, velodromu ile komple bir tesis...Ev diye hergun gidip oturabilecegimiz bir rekreasyon merkezi...

Bir aralar Dogan Hasol beyefendi ikinci kopru yolunun kavsaklarinin birinde bir arazi icin boyle bir planlamanin icine girmis idi...Bugun ASY ve Cevre arazilerin getirisi bu kompleksi yaptirir, bu rantin herkes farkinda, yeter ki buna niyet olsun....GS'in onumuzdeki 50 yili bu hedefi yakalamayi gerektiriyor.

Doyumun bir baska sebebi de gidecek yeni bir hedefin bir turlu olamamasindanda yatiyor. Hicbir takimimiz bu giderlere ragmen Avrupa'da ceyrek finali dahi yakalayamadi...Bence profesyonelligin sadece para alirken ortaya ciktigi bir ulkede de haysiyetli oyuncunun aldigi parayi hedefini tutturamadigi icin iade etmesi veya performansi begenilmedigi icin primini veya tarnsfer taksidini alamamasi gibi bir durumun olmasi da beklenemiyor. Ayni hedefi vurduktan bir sure sonra sikilirsiniz , uzaktaki hedefi de tutturamadiniz mi seyirci de seyirden sikilir...Iste bu doygunluk beni korkutuyor. Arsive koyacak cok basariyi topladik da, tarihi durduracak basarilari ozledik, yerimizde sayar olduk...

Durum Iyice Kotuye Gidiyor

30/Mart/1999
Bir suredir farkindasinizdir, bircok badireler atlatan camiamiz sesini kesip tum sportif dallarda sampiyonluga kilitlendi. Yalniz kazin ayagi idari kisim icin pek de oyle degil.

Gecen hafta Kalamis'ta muhalefetin golge kabine kurma calismasi basladi ve GS Butcesi'nin onayina karsi cikan 294 uye toplandi ve yeni bir yonetim aradi. GS'da pek de esine rastlanmayan bir olusum bu...Her zaman secilen yonetime destek vermeyi ilke edinen uyeleri bu tip bir toplantiya iten ne olabilirdi?

Yonetim quartal bilancolarini bir zamanlar herkese acik tutarken bugun maas bordrolarini bile isteyenlere vermemesi ilginc...Bu kulubu buraya getiren calisanlarinin agzindan da birkac kelime eklemek isterim:

Gecen seneden bu seneye hic zam yapilmadi, poersonel maaslari en erken 2 ay gecikmeyle odeneiyor, Fatih Terim tam 1 senedir maas almiyor, cebinden Rumen oyuncular icin cikan para 500 bin dolar... Basketbolcular isi yavaslatti(hem erkek hem de kiz takiminin yabancilari surekli isyan halinde, sonuclar gercekleri ifade ediyor zaten). Voleybol subesine bes kurus para ayrilmadi.

GS'da ekol olmus dallar artik birer birer altyapisizligin da etkisiyle cokuyor. Kurek subesindeki atak sevgili Osman Hattat'in Kucukcekmece'de yaptirilmasina on ayak olmasina ve batakliktan tesise donusturulmesine ustun mali destek saglamasina bagli olarak meydana geldi.

Mac basina sadece Rumen oyunculara giden para (3'u buradayken) 50 milyar Turk Lirasi'ydi. Hagi'nin , Popescu'nun GS'a verdigi performansa soyleyecek laf yok, yalniz ayagimiz pek de oyle yorgana gore uzamadi bu transferlerde...Ayrica muzeye bircok kupa, arsive de bir o kadar Turkiye ici basarisi ekledik, gel gor ki asil hedef olan tanitimda, idari kuvvetlenmede, kendi kendine finansmanda, ic dinamiklerin hayata gecirilmesinde, hedef koyup sene sonlarinda bu hedefleri degerlendirmede,kulup ici demokraside, tesislesmede, istatistik degerlendirme bolumlerinde, bilimsel anlayista kalici hicbir ilerleme kaydedemedik.

Ayni toplantinin sonlarina dogru , toplanti boyunca uzerinde baskanlik baskisi kurulan sevgili Alp Yalman-ki sahsim adina kendisinin donemini de bu donemden pek de parlak gormedigimi ifade etmek durumundayim, ama objektif olarak olaylari aktarmak durumundayim- aynen su kelimeleri kullanarak GS'in durumunu ozetlemis:

"50 milyon dolar acik, bu yuku ancak tum GS'lilarin yardimi ile kaldirabiliriz, bu bir adamin veya bir yonetimin meselesi veya yuklenecegi bir yuk olamaz. Bugun stad yapmaktan bahsedenlerin onune cikan maliyet 190 milyon dolar, borc ise 50 milyon dolar ve her gecen gun artiyorsa bu stadin finansmanini bir kere daha gozden gecirmemiz gerekir. Bugun Riva'daki arazilerimiz, Florya, Kurucesme, Kalamis, Ali Sami Yen ve Kucukcekmece'yle buyuk bir gayrimenkule sahip olmamiza ragmen, satabilecegimiz arazilerle bile bu borcu kapatamayiz"

Gelecek ay transfer taksitleri var...Varin gorun GS'daki yeni tiyatroyu...

Bir dusersek birkac sene ayaklanamayacagimizi da bilin lutfen, kendinizi buna gore de hazirlayin...Yoksa hep beraber cok uzulecegiz.

© Arkin Akbay, arkin.akbay@cimbom.org