Season 2000/01

Turkish FA Cup

4th Round:

12/12 Bursaspor K 1 : 2 Fenerbahce SK 15/12 Istanbulspor AS 2 : 0 Diyarbakirspor K C. Rizespor 1 : 2 Genclerbirligi K Kocaelispor K 2 : 1 Denizlispor K Antalyaspor K 1 : 2 Besiktas JK MKE Ankaragucu 4 : 0 Goztepe Gaziantep K 1 : 3 Trabzonspor K Galatasaray SK 2 : 1 Adanaspor AS (Game Report)

Quarter Finals:

31/1 MKE Ankaragucu 1 : 1 Fenerbahce SK (1 : 3 OT) Trabzonspor K 1 : 4 Galatasaray SK (Game Report) Genclerbirligi K 2 : 2 Kocaelispor K (4 : 2 OT) Istanbulspor AS 0 : 3 Besiktas JK

Semi Finals:

7/2 Fenerbahce SK 4 : 4 Galatasaray SK (7 : 6 P) (Game Report) 8/2 Besiktas JK 1 : 1 Genclerbirligi K (3 : 5 P)

Final:

Genclerbirligi K : Fenerbahce SK


Heyecan Firtinasi (F.Bahce 4 (7) : 4 (6) G.Saray)

Hasan Tezcan (08/02/101)

Haldun DOMAÇ

Heyecan firtinasi
Dün gece Kadiköy'de son yillarda görmeye alistigimiz Fenerbahçe- Galatasaray maçlarina hiç
de benzmeyen bir karsilasma izledik. Çünkü bu kez Fenerbahçe, futbol olarak ezilen, az
pozisyon üreten, ürkek ve çekingen degildi. Aksine sari-lacivertli ekip, özellikle maçin
ilk 75 dakikasinda yürekli bir mücedele verirken, Galatasaray tanidigimiz özelliklerini
sahaya yansitamadi. Üstelik sari-kirmizili takim maçin hemen basinda Emre'nin ayagindan
buldugu golle skor avantaji elde etmesine karsin, en güçlü oldugu yerde yani orta alanda
inanilmaz pas hatalariyla pers yapan Fenerbahçe'ye teslim oldu.

Burada Mustafa Denizli'nin riskli ama akilli oyun planindan da söz etmek gerekir. Denizli
tek forvet Jardel için iki stoper bekletmek yerine savunma kurgusunda degisiklik yaparak,
takimini 4'lü tek hat üzerinde savunma anlayisiyla sahaya sürdü. Bu gerçekten büyük
riskti.. Nitekim Emre ve Hasan Sas'in golleri bu riski sonucunda geldi. Ancak ayni risk
beraberinde Fenerbahçe'nin kalabalik bir orta alana sahip olmasini ve bu bölgede
üstünlügün Fenerbahçe'ye geçmesini sagladi. Denizli belli ki Galatasaray dersini iyi
çalismisti. Bu arada Lucescu da sag kanatta Fatih'e göre daha agir olan Capone'ye yer
vererek, Fenerbahçe'nin Revivo'yla yönlendirdigi kanat organizasyonlarina çanak tuttu.
Lucescu ikinci yarina yanlisindan dönüp Fatih'i oyuna aldiginda G.Saray iki farkli skor
dezavantajina düsmüstü.

Fenerbahçe'de Johnson ve Lazetiç ile birlikte sahanin en iyileri arasinda yer alan Revivo,
Istanbulspor maçinin ardindan Galatasaray karsisinda da "gol pasi nasil üretilir" dersi
verdi. Maçin 75. dakikasina kadar orta alan ve oyun kontrolü Fenerbahçe'nin elindeydi.
Nitekim ik farkli skor da yakalanmisti. Iste bu dakikadan sonra Denizli müthis bir hata
yaparak önce Rapaiç ve Ali Günes'i, ardindan Uche'yi oyuna aldi. Bu degisiklikler
futbolcular tarafindan süreye oynama seklinde yorumlaninca, Fenerbahçe maçtaki en büyük
yanlisini yapti ve savunmasina gömülüp, yedigi iki gol için davetiye çikardi. Çünkü
yenilen iki gol yaninda uzatma bölümü için Fenerbahçe en önemli hucüm kozlari Revivo,
Yusuf ve Serhat'i da oyun disina almisti. Ancak uzatmada da oyuna hakim olan taraf
Fenerbahçe'ydi. Sadece Rapaiç'le hucüm etmelerine karsin, Galatasaray'a göre daha etkili
oldular. Nitekim bu bölümde Ali Günes'in düsürülmesiyle kazanilan penaltiyi Lazetiç gole
çevirse, penalti heyecani yasanmayacakti. Sonuçta heyecan firtinasi halinde geçen maçta
gülen yine Fenerbahçe oldu.

TS : 1 GS : 4

Roxanne (01/02/101)

Rahat Mac..

Galatasaray dun rahat bir mac cikardi ve Trabzonspor'u deplasmanda
farkli yenerek kupada yari finale cikti.

Trabzonspor maca defans yaparak basladi bu da bizim isimize geldi,hele
de erken golu atinca.Onlarin amaci imanina kadar kapanip kontratakla gol
bulmakti ama Emre'nin golu gelince onlar da mecburen cikmak zorunda
kaldilar.Genelde gol girisimleri Oktay ya da Hami'ye uzun top atmakla
sinirliydi ama bir kac denemeden sonra baktilar gol oluyor habire oyle
oynamaya basladilar.Dogal olarak da mac boyunca duzgun pek az atak
gelistirebildiler.Bunun yaninda GS,guzel ayaga top yapip degisik kanat
akinlari gerceklestirerek gol aradi.Hagi pek tirmalamasa da inanilmaz
oldurcu paslar atti,ki bunlarin birinde topu Hasan'a atti ve
Nikolovski'nin kendi kalesine attigi gol geldi.

Orta saha dun cok iyiydi,ozellikle Emre ve Okan..Emre'nin 23-24
yasindaki futbolunu gormek icin sabirsizlaniyorum,bir de su sinirine
hakim olabilse.Defansta sahsi hatalar devam ediyor,butun spor
yorumculari Popescu'ya yuklenmisler ama ben Fatih'ten sikayetciyim,hala
cok daginik oynuyor..O ve Jardel'in kacirdigi akil almaz poziyon haric
cok iyi oynadik.

Musaadenizle yine bir polemik yaratmak istiyorum..Aslinda amacim cidden
bir tartismayi yeniden gundeme getirmek degil ama aklima takilan bazi
seyler var..Mesela dun yorumculuk yapan Turgay Seren (sayesinde maci
sessiz seyretmek zorunda kaldim) habire TS nasil kurtulur,yok soyle
oynasalar GS'a kesin gol atarlar falan diye saydi durdu..Sonra hizini
alamadi Hasan Sas niye cikti diye tutturdu..Bakti tutunacak dali
yok,allahtan gol atti GS da Lucescu'dan kimse hesap sormayacak
dedi..Neyse bu bir case..Simdi buna ne gerek var biri aciklayabilir mi ?

Gecen haftalarda Fiorentina (aha iste asil konu) Milan ile bir kupa maci
oynamis ve 2-2 berabere kalmisti.Mac sonrasi yorumunu okudugum ve
seyrettigim tum spor adamlari FT'nin ne kadar iyi bir teknik direktor
oldugunu,Bressan'i oyuna sonradan alarak ona gol 'attirdigini'
soylemislerdi.Bence bu tip olaylar genelde bir tesaduften
ibaretse bile ayni seyi Lucescu icin de soylememek niye ? Sonucta o da
Umit'i oyuna aldi ve o da golunu atti.Bu Lucescu'yu cok iyi teknik
direktor yapar mi ? Ya da sonradan oyuna giren oyunculari gol atan
teknik direktorlerden Fatih Terim mi sadece ovguye layiktir ? Konu
aslinda sadece bu degil..Benim derdim ikinci yariya daha 'hazir' ve daha
'problemlerinden arinmis' gozuken bir GS'i icin Lucescu'ya bir gram bile
bir ovgu yazilmamis olmasidir..Ama biliyorum ki isler bir kez bile ters
gitsin herkesin oklari yine ona yonelecektir..Basariyi kazanan sadece
futbolcular,basarisizligi getiren sadece teknik direktor mudur ?

Bu hafta ligler basliyor..Ilk yarida yasadigimiz seyirci rezaletini
ikinci yarida yasamamak dilegiyle..

Roxanne

Fark büyük (Turkiye Kupasi: Trabzonspor 1:4 G.Saray)

Hasan Tezcan (01/02/101)

GÖKMEN ÖZDENAK

Trabzonspor maçtan 2 saat önce hocalarinin verdigi taktikle zaten maçi kaybetmisti. Çünkü
sahadaki görünen Galatasaray'dan korkan, hücuma çikmayan, Hami'nin vuracagi toplardan
medet uman bordo-mavili takimin bu kafada maçi kazanmasina imkan yoktu. Galatasaray sakin,
rahat, pas hatasi yapmadan topu çok dolastirarak kanatlardan bayagi hücum yapan bir ekip
görüntüsü sergilerken ceza sahasi içinde yalniz Jardel'in birakilmasi nedeniyle ilk yarida
sikinti yasadi.

Sari-Kirmizili takim hakikaten Türkiye Ligi'ne fazla. Oyuncularin hepsi birbirlerini öyle
ezberlerine almislar ki, her futbolcu arkadasinin ne hareket yapacagini bir pozisyon
öncesinden anlayabiliyor. Tabii ki, bir takim için bunlar büyük bir avantaj. Jardel bu
maçta hakikaten bayagi elestiriye açik bir oyun sergiledi. Gol atmadigi sürece yapilan bu
elestirler her zaman hakli olacaktir. Sanki sahada degil, baska seyler düsünüyor gibiydi.
Çünkü yeteneklerini daha çok ceza sahasi içinde gösterebilmesinin yani sira son vurustaki
ve yer tutusundaki kabiliyeti onu bugünlere getirdi. Ama maalesef bu maçta hep yanlis
adresi seçtiginden bir türlü golün yolunu bulamadi. Nihayet Hagi de sahadaydi. Attigi
paslar mükemmel ama mücadele gücü uzun zamandir az. Biraz daha gayretli olmasi takima daha
fazla güç saglayacaktir. Orta alanda Okan uzun zamandir yalniz kosmayi hedefleyip, o
üretken topla fazla hasir nesir olma gayretinden uzak bir görüntü sergiledigi için takima
katkisi fazla olmuyor.

Bir de gözlemledigim Trabzonspor'un bu aciz görüntüsü sari-kirmizli takimi laubali,
disiplinden uzak bir eylem içinde olmaya itti. Bu durum Galatasaray'a hiç yakismadi. Çünkü
Türkiye'de tarafli-tarafsiz begeni kazanan bu takim nerede oynarsa oynasin ciddi ve iyi
futbol oynamasi kaçinilmaz.

Sonuç olarak Galatasaray, Türkiye'de sikilmadan, üzülmeden rahatlikla yoluna devam ediyor.

GS : 2 Adana : 1

Roxanne (13/12/100)

Bir garip kupa maci..

Su kupa maclari gercekten cok ilginc oluyor..Gecen seneki Ankara BSB ve
Samsun'dan sonra bu sene de Van ve Adana maclari hem cok ilginc hem de
cok eglenceli gecti..Gecen yil da bu yil da ilk maclar kolay
gecerken,ikinci maclar adeta kabus oldu.

Takimin bir bolumu sakat (Hagi,Bulent,Emre,Capone,Jardel..),diger bir
bolumu ise Lucescu tarafindan dinlendirilmek amaciyla kenarda
birakilmisti.Defansta Bulent'in yoklugunda Vedat ve Emre Asik,orta
sahada ise Faruk ve Ahmet vardi.Jardel'in yerine ise Serkan forma
giymisti.Oyun yine Adana'nin $ok goluyle basladi.Daha sonrasinda bir
turlu oyun kuramadik ve gol gecikti.Orta sahada Faruk ve Ahmet cok
aksadi ancak en vahim bolge Vedat'in bulundugu sol kanatti.Allahtan
Lucescu bunu cok iyi gordu,Fatih'i cikarip Vedat'I o bolgeye aldi ve
Hakan Unsal'i sola yerlestirdi.O dakikadan sonra cok daha iyi oynadik ve
golu Arif'In ayagindan bulduk.Aslinda bu degisiklik de yetmedi ve
Lucescu dinlendirmek istedigi Ergun ve Okan'i da Ahmet ve Faruk'la
degistirdi.macin buyuk bir bolumunde organize olamadik ve mac son
dakikada Serkan'in kaleye 'ittirdigi' golle bizim oldu..Gol atmasina
ragmen sahadaki en kotu futbolculardan birinin Serkan oldugunu
soyleyebilirim..Bu mac bir kez daha gosterdi ki bu takimin forveti
Arif-Jardel olacak herhalde..

Adana macin uzatmaya gitmesi icin elinden geleni yapti,sadece
kontrataklarla gol aradilar ama basarili degillerdi.Az sayidaki taraftar
ise son 5 dakika hic susmayarak galibiyette buyuk rol oynadi..

Roxanne